23 Temmuz 2018 Pazartesi
Emre Gürcanlı
Emre Gürcanlı 02 Mayıs 2018 Çarşamba Tüm Yazıları »

İnşaat işçisinin 1 Mayıs’taki sesi

Tok tok tok!

Tok tok tok tok!

Tok tok tok tok tok!

Rahatsız edici bir ses. Çok duyuyoruz ama. İnşaatlarda bir kalıbı çakan işçinin elindeki çekicin sesi. Bazen bir iş makinasının kırma, yıkma sesi. Ama bu ses farklı.

Bir tok, iki tok, onlarca yüzlerce. Bu sesi inşaat şantiyelerinde sık duymaya başladık. Hakkını alamayan, yemeğinden böcek çıkan, insanlık dışı ortamda yatmaya zorlanan, günde 10-12 saat çalışan ve çalışırken ölen inşaat işçilerinin işyerlerinde direnişe geçtikleri zaman duyduğumuz bir ses oldu. Önce bir işçi baretini çıkarıp ters çeviriyor. Sonra yere vurmaya başlıyor. Sonra ona tüm işçiler katılıyor. Çok rahatsız edici ve aynı zamanda ürkütücü, korkutucu bir ses. Düşünsenize bir şantiyede 500 işçi baretini ters çevirip yere vuruyor, hakkını arıyor.

Aynı sesi 1 Mayıs’ta da on binler duydu İstanbul’da. Kalabalık kortejiyle DİSK’e bağlı Dev Yapı İş kortejindeki inşaat işçileri en temel taleplerini duyurabilmek için yine baretlerini yere vurdu. Kendileriyle aynı kortejde yürümekten onur duyduğum inşaat işçilerinin talepleri oysa ne kadar temel ve basit talepler “İnşaat İşçisi Köle Değildir” ve “Çalışırken Ölmek İstemiyoruz”! Ben bir insanım, bana insan gibi davran ve beni öldürme! Bu kadar yalın, bu kadar basit.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) verilerine göre, yasal olarak bağlı bulundukları sektör ve yaptıkları iş itibariyle bir sınıflandırma yaptığımızda 511 işçi yaşamını yitirmiş 2017 yılında. Ölümlerin yanı sıra işçilerin en temel direniş nedeni kötü çıkan yemekler ve barınma koşulları olmuş geçtiğimiz yıl. Kötü barınma koşulları, bulaşıcı hastalıklar ve işe bağlı hastalıklar için de davetiye çıkarıyor, kötü çalışma koşulları, kötü barınma koşullarıyla birleştiğinde, aşağıdaki istatistikler daha anlamlı hale geliyor. Öte yandan “tok tok tok” sesiyle başlayan, pek çok şantiyeye yayılan, kimi zaman günler süren hak arama mücadelelerinin büyük bir kısmında inşaat işçileri kazanım elde etmiş geçtiğimiz yıl.

Aşağıdaki tablo bizim bir çalışmamızla, İSİG Meclisi 2017 verilerini karşılaştırıyor. Ölüm nedenleri, sıralaması, hatta oranları bile neredeyse hiç değişmiyor.

İkinci tablo ve ardından gelen tablolar ise, yalnızca mahkemelere sunulan bilirkişi dosyalarından elde edilen verilerle İSİG Meclisi verilerini karşılaştırıyor.

Yüksekten düşmeler, malzeme düşmeleri, elektrik çarpması, yapı kısmı çökmesi, hadi yanına bir de göçükleri koyalım, sadece 5 kaza tipi ölümlerin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Nedenler ortada, alınacak önlemler de…

Yalnızca yüksekten düşmeler ve elektrik çarpmalarına bakıp, onların alt nedenlerine şöyle bir bakalım isterseniz.

Her şey açık ve berrak. İşçiler iskeleden, korkuluk konmamış kenarlardan, inşaatlardaki boşluklardan düşüp ölüyor. İşçiler inşaatların hemen yakınından geçen enerji nakil hatlarına ya kendileri, ya ellerinde taşıdıkları malzemenin teması sonucu ya da tesisattaki basit elektrik kaçakları sonucu ölüyor. Yalnızca yüksekten düşmeler ve elektrik çarpmaları, işçilerin yarısından fazlasını öldürüyor her yıl. İşte bu kadar basit.

İşte o yüzden inşaat işçisinin de talebi basit ve net. “Çalışırken Ölmek İstemiyoruz!”

Tok tok tok sesi her şantiyeye, her mahalleye, kentin ve ülkenin bütününe yayılıyor.

Tok tok tok tok tok tok!!!

Kaynaklar

Gürcanlı GE, Müngen U.” Analysis of Construction Accidents in Turkey and Responsible Parties” National Industrial Health 2013: 51 (6)

İSİG Meclisi 2017 verileri