23 Eylül 2018 Pazar
Ercan Gündoğan
Ercan Gündoğan 04 Mayıs 2018 Cuma Tüm Yazıları »

Oyun içinde oyun oynayabilmek!

Seçimleri elbette önemli görüyoruz. Burjuva demokrasisinin önemli oyunlarından biri diye görüyoruz. Oyunsu bir politika. Hatta kumara da benziyor. Seçmenler seçmenleri bilmeden oy veriyor, seçmen toplamını kimse tanımıyor. Seçmenlerin toplamı ve dağılımı ayrı birer seçmene benziyor.

İyi de, tesadüflerle dolu bu seçim oyunu nasıl oluyor da burjuva düzeninde bu kadar önemli bir yere sahip oluyor. Sistem için riskli değil midir? Ya düzen karşıtları önemli bir seçim gücü elde ederlerse?

Risklerin en aza indirilmesi için türlü türlü mekanizmalar bulunuyor. Seçime kimler girecek, ne kadar olanakları var, egemen söylem ve mevcut seçenekler neler, veridir. Kimler muhaliftir, güçleri nedir, en ince ayrıntısına kadar biliniyor. İstenmese de kazanabilecek olanlar vardır, bunlar da zaten sistemle bütünleşmiş halde bulunuyorlar. Ola ki, sistem karşıtı olanlar oyunu kazandı, bunun da bolca karşı önlemi var.

Seçimler ve türlü türlü sonuçları sistem için sıfır risk mi taşıyor, evet, en azından sıfıra yakın bir risk taşıyor. Ama, zaten gerçek sosyalist muhalefet için sorun bu değildir.

İlk başta ve dar anlamda, sistem karşıtı muhalefet için sorun, sistemi "deşifre" etmek, kendini göstermek, tanıtmak, propaganda yapmaktır. Bir de, kitlelerin politik eğitimine katkı yapmak. Ama daha fazlası da olmalıdır!

Bu Leninist önermenin ilerisine gitmemiz gerekir.

Bu kapsamda daha fazlası, yine sadece seçimlere bakışla ilgili olarak Lenin'den fazlası, seçimlerin bizzat kendisiyle ilgili başka "oyunlar" oynamaktır.

Bu başka "oyunlar", oyun içinde oyun, dikkatleri, şu alanlara yönlendirebilmelidir:

1. Seçim umutlarıyla ilgili sürekli ve bıktırırcasına tekrarlanan kitle psikolojisinin değiştirilmesi; şu solda oldukça yaygın hayalci umutların eleştirisi;

2. "Temsili demokrasinin" eleştirisi; özellikle 80 milyona 600 vekilin ne anlama geldiğinin ele alınması, buradan bölgesel ve yerel yönetimlere, bunun yanında ve daha önemlisi büyük iş yerlerinin "temsili" demokrasiye dahil edilmesi;

3. Devletin politik (seçimlerle ilgilidir) ve idari yapısına (atamalarla ve kurumlarla ilgilidir) ilişkin köklü önerilerin yapılması; politikada ve bürokraside şu "profesyonellik" de nedir öyle?

4. Mutlaka ve mutlaka, "ekonomik demokrasi" benzeri kavramların, seçimlerle sınırlı bir oyun biçiminde oynanan "politik demokrasinin" zorunlu başlangıcı ve ögesi olarak kitleye sunulması; önce ekonomide demokrasi!

5. Tüm politik söylemin liberal haklar ve özgürlüklerden, eşitlikler kapsamına kaydırılması. Haklar ve özgürlükler önemsiz olduğu için değil, eşitlikle birlikte anlamlı ve kullanılabilir olabilecekleri için!

***

Diğer yazılarımızda daha da ekleyip açacağız. Amaç, liberal demokrasiden sosyalist demokrasiye geçişin "oyununu" oynamaktır.

Seçim bir oyundur oyun olmasına da, oyun içinde oyun da, olabilmelidir. Sorun oyunu kazanmak değil, oyuna katılarak oyunu değiştirmektir.

Alman sosyal demokrasisiyle başlayan seçim oyunu, oyun içinde oyun değil, bizzat karşı tarafın oyununu öğrenmek, karşılığında da, oyuna hep katılabilme olanağını yarattı. Bir dönüşüm projesiydi, elde ettikleri çoktur, ama nihai hedef, hayal oldu.

Başkasının oyununa dahil olup oyuncağa dönüşmek mi, oyun içinde oyun oynamak mı? Sanıyoruz, katılmak, politika yapmak demektir, oyunu başka bir oyuna çevirmek ve haliyle bambaşka bir politika yapmak içindir. Gelecek, bu günden başlayan bir dönüşümdür ve bu günün oyunlarına, oyuncağa dönüşmeden, bugünden geleceğe geçebilmek için, katılmak gerekir.

Her seçim kitleler için, bir biçimde umuttur. Ama, biz diyalektik düşünmeyi sevdiğimiz için, şunu söylüyoruz:

Ne umut, ne umutsuzluk!

Umut edecek kadar hayalci değiliz! Umutsuzluğa kapılacak kadar da çaresiz!

Çare, sürece katılarak, oyun içinde oyun kurarak, her anı değerlendirebilmekten geçiyor.

Ancak, propagandayla, sistemi "deşifre" etmeyle, yetinemeyiz.

***

Oyun içinde oyun oynamaya devam edeceğiz.