Anaakım sınırını zorlayan, düşündürücü ve tartışmaya açık ‘Zavallılar’

Zavallılar’ın Emma Stone’un başarılı oyunculuğuyla da perçinlenerek eğlenceli bir seyir sunan ana ekseni, Bella’nın çevresindeki erkekler tarafından zapturapt altında tutulma çabalarına direnişi ve bu çabaları boşa çıkarması üzerine kurulu.

Yakın dönem Yunan sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biriyken Hollywood’a transfer olan Yorgos Lanthimos’un (*) geçen yıl Venedik Uluslararası Film Festivali’nde en büyük ödül olan Altın Aslan’ı kazanan ve önümüzdeki hafta sonu yapılacak 96. Oscar ödülleri töreninde En İyi Film dahil 11 dalda adaylar arasında yer alarak Oppenheirmer’dan sonra en çok adaylık elde eden film olan yeni filmi Zavallılar’ın (Poor Things) ülkemizde sinemalarda gösterimi dördüncü haftasında sürüyor.

Zavallılar, Alasdair Gray adlı İskoç yazarın ayrıksı bir Frankenstein çeşitlemesi sayılan aynı adlı romanından uyarlanmış; uyarlama senaryo, Lanthimos’un daha önce de iş birliği yapmış olduğu Tony McNamara’nın imzasını taşıyor. Film, genç bir kadının intiharıyla açılıyor. Kısa bir süre sonra bu genç kadının Godwin Baxter adlı eksantrik bir bilim insanı tarafından yeniden canlandırılmış ama ölürken hamile olan kadının doğmamış çocuğunum beyninin yeniden canlandırılan kadına nakledilmiş olduğunu öğreniyoruz! Godwin Baxter tarafından Bella adı verilmiş olan bu genç ve güzel kadın (“bella” İtalyanca ve İspanyolca’da “güzel” anlamına gelen bir sözcük) dolayısıyla bir yetişkinin bedenine sahip olsa da nerede, ne zaman, nasıl davranması gerektiği konusunda bir çocuk gibi bir hayli dürtüsel olabilmektedir, her ne kadar hızlı bir “öğrenme” sürecinde olsa da. Evde adeta hapis hayatı yaşamaktan bunalmış olan Bella, Godwin Baxter’in asistanıyla evlendirilmek üzereyken ilk cinsel ilişkiyi gizlice yaşadığı bir avukatla Lizbon’a gider.

Zavallılar’ın Emma Stone’un başarılı oyunculuğuyla da perçinlenerek eğlenceli bir seyir sunan ana ekseni, Bella’nın çevresindeki erkekler tarafından zapturapt altında tutulma çabalarına direnişi ve bu çabaları boşa çıkarması üzerine kurulu. Hatta Bella, Lizbon gezisine çıktığı avukatı dünyayı görmek ve bu arada cinsel arzularını gidermek için adeta bir araç olarak kullanırken, başlangıçta “ben kimseye bağlanmam” iddiasındaki avukat dahi çok geçmeden ona karşı sahiplenici, giderek kıskanç tavırlar sergilemeye başlıyor. Zavallılar’da bir anaakım Hollywood filmi sınırlarını zorlayacak sayıda ve “açıklıkta” seks sahnesi olsa da erkek egemen değerleri içselleştirmiş erkek izleyicilerin narsistik özdeşleşme sağlayabileceği tek bir erkek karakter yok, tam tersine örneğin avukatın sahiplenici ve kıskanç bir hal aldıkça patetikleşmesini, kendini rezil rüsva edişini seyrediyoruz. Devamında Bella’nın Paris’te bir genelevde çalıştığı bölümlerde erkek müşterilerinden (**) birinin cinsel yetersizliğini, diğer bazılarının “kötü koktuklarını” duyumsuyor genç kadın.

Zavallılar’da “erkeklik” nosyonu yerle yeksan edilmeye girişilirken karşı kutupta Bella şahsında nasıl bir kadın nosyonunun inşa edildiği ise tartışmaya açık. Özellikle Godwin Baxter’in Bella’dan sonraki ikinci deneyi olan Felicity’ye karşı Bella’nın finalde pek de “kız kardeşliği” dayanışması içinde olmadığına dair emarenin sorunlu olduğu düşünülebilir.

Öte yandan Zavallılar’ın ana ekseni toplumsal cinsel sorunsallar etrafında dönse de Bella’nın gelişiminde daha genel anlamda toplumsal duyarlık ve siyasal bilinç kazanması da bir yan unsur olarak perdeye geliyor. Gemi yolculuğu esnasında İskenderiye’ye uğradıklarında güverteden bakıp had safhada sefalete tanık olmasıyla başlayan farkındalık, Paris’te genelevdeki bir iş arkadaşının ona sosyalizm propagandası yapan bir broşür vermesiyle, ardından beraberce sosyalistlerin toplantılarına gitmeleriyle bir siyasal angajmana da dönüşüyor gibi. Bu noktada yalnızca “gibi” demek zorunda kalıyorum çünkü bu yan eksen filmin anlatısı içinde derinleştirilmiyor, çok tali bir yan eksen olarak kalıyor. Ancak buradaki asıl sorun bu eksenin tali bırakılması değil: Bella’nın dünyada yoksulluk, sefalet ve sosyal adaletsizliğin farkına varışının İskenderiye’deki tanıklığı üzerinden oluşu, sanki Paris’te, Londra’da, Avrupa’da yoksulluk, sefalet yokmuşçasına bir ideolojik perdeleme işlevi de taşıyor.

(*) Lanthimos’un daha önceki filmlerinden ikisinin bu köşedeki eleştirileri için bkz.: https://www.ilerihaber.org/yazar/kutsal-geyigin-olumu-78973.html ve https://www.ilerihaber.org/yazar/baslik-88824.html

(**) Bu arada genelevdeki seks sahnelerinde Bella’nın bel altı dahil tam boy çıplaklığının yanı sıra bazı erkek müşterilerin zaman zaman cinsel organları görünür halde tam boy çıplak olarak kadraj içine alınmış olduklarını, Zavallılar’ın bu açıdan, seks sahnelerinde erkekleri yalnızca belden yukarı ya da en fazla arkadan tam boy çıplak gösterirken kadınları cepheden tam boy çıplak gösteren kimi filmlerin riyakâr çifte standardından muaf olduğunu not etmek gerekli.