22 Eylül 2018 Cumartesi
Emre Gürcanlı
Emre Gürcanlı 04 Temmuz 2018 Çarşamba Tüm Yazıları »

Marx işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkında yazsaydı neler yazardı?

“Kazalardan patronların sorumlu olması ve bunun, işveren tarafından, işçi fonlarına, çalıştırdığı işçilerin sayısıyla ve sektörünün tehlikelilik düzeyiyle orantılı bir teminat ödenmesi yoluyla güvence altına alınması”

Bu ifadeler Fransız İşçi Partisi’nin 1880 yılının Mayıs ayında Karl Marx ve Jules Guesde tarafından yazılan programının “İktisadi Kısım”ı içinde 9. Madde. Fransız İşçi Sınıfı’nın olmazsa olmaz taleplerinden birisi olarak parti programına konmuş. Bugünden bakınca düzen için bir talep gibi görünebilir. Ama bu tartışmalıdır ve bu yazının sınırlarını aşar, devrimci bir talep ileriye götüren, sermaye sınıfının verili bir anda karşılayamayacağı, işçi sınıfıyla karşı karşıya geleceği bir taleptir ve bir devrimci bir siyasi partinin siyasal hattı bu talepler etrafında örgütlenmektir denilebilir. Geçiyorum. Fransız İşçi Partisi programındaki bu talepleri, Marx’ın işçi sınıfının çalışma koşullarına dönük hazırladığı o kapsamlı anketi, o ankete kadar gelen süreci ve daha pek çok güzel bilgiyi, elime alıp neredeyse iki saatte bitirdiğim ve müteşekkir kaldığım o kitaptan öğrendim. O güzel kitabı bize kazandıran, tanışmaktan da mutluluk duyduğum Onur Bütün sayesinde…

Onur Bütün’ün kitabından öğreniyoruz ve bugüne kadar bilmediğimiz için de kendimize (en azından kendime) kızıyoruz. Marx bir işçi anketi hazırlıyor. 20 Nisan 1880 tarihinde Revue Socialiste dergisinin eki olarak yayınlanıyor, 25.000 nüsha olarak tüm işçi derneklerine, tüm sosyalist ve demokratik gruplara ve çevrelere, tüm Fransız gazetelerine ve talep eden herkese dağıtılıyor. (Türkiye’de ise ilk kez Devrimci Sinema Dergisi tarafından basılıyor. Anket, işçi sınıfının, köylülüğün, kadınların, erkeklerin, çocukların çalışma ve yaşam koşullarını incelemeye çalışıyor. Aslında anket dendiğine bakmayın, Marx eğer bir anket hazırlarsa, anketi dolduran kişiyi nesne değil özne haline getirir, tahmin edersiniz. Bu anket tam anlamıyla diyalektik yöntem ile hazırlanmış bir eğitim materyali sanki. Soru soruyor, bir “saha çalışması” yapıyor, ama aynı zamanda bilgi veriyor, tartışıyor, tartıştırıyorsunuz. Önceden görev almış işçiler tarafından saptanan bölgelerde, atölyelerde ve fabrikalarda çalışan işçilere uygulanıyor, “işçilerin işçileri eğitmesi, bilgilendirmesi ve örgütlemesi” hedefleniyor. Ben bu yazı vesilesiyle, bu anketin işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki sorularından söz etmeye çalışacağım. Ama önce Marx işçi sağlığı ve iş güvenliğini nereye oturtuyor, kısaca ona bakalım.

Marx’a göre işçi sağlığı ve iş güvenliği nereye oturmaktadır?

Bu yazının sınırlarını aşacaktır belki ama birkaç alıntıyla geçmek en azından önümüzü açacaktır.

"Dikkat edersek bu mübadelede başlıca iki önemli özelliğin belirlediğini görürüz. Birincisi, sözünü ettiğimiz bu durumda ne alıcı, ne de satıcı emek işinin kendisiyle ilgilenmemektedirler. Alıcının istediği, emeğin sunduğu somut faydadır: Örtünmesinin, barınmasının, doymasının, bilgi ihtiyacının sağlanması gibi. Bu hizmetlerin emek aracılığıyla sağlanabiliyor olması bir zorunluluktur, çaresiz katlanılacak bir angaryadır. Her iki taraf da bu gerçeği bilir ve buna katlanır. Ama emeğin kendisi ile kimse ilgilenmez. Belirleyici olan, bu emeğin ürettiği faydadır." (Marx, K., Grundrisse, Ekonomi Politiğin Eleştirisi için Ön Çalışma, Önsöz, Şevan Nişanyan, Birikim Yay., 1979, önsöz içinde; 26)."

İşçilerin yaşam ve çalışma koşulları, sağlıkları ve güvenli ortamda çalışmaları “emeğin ürettiği fayda”yı tehlikeye düşürmediği sürece, sermaye açısından ilgilenilmesi gereken bir husus değildir. Eğer ilgileniyorsa da, bu ya kendi çıkarı için ya da sınıf mücadelesinin onu zorlamasından dolayıdır.

Kapital’in ilk cildinin 3. Kısmını oluşturan Mutlak Artık Değer Üretimi kapsamında Marx “İş Günü” bölümünde pek çok ayrıntılı bilgi verir ve işçi sağlığı ve iş güvenliğini de belli bir bağlama oturdur. Söz gelimi aşırı çalışma sonucu ölümle ilgili Mary Anne Walkley’e ilişkin yaptığı alıntılar dehşet verici olduğu kadar, anlatmak istediğini anlatması açısından da çarpıcıdır:

“1863 yılının Haziran ayının son haftasında bütün Londra gazetelerinde ‘Death from Simple Overwork’ (fazla çalışmanın neden olduğu) ‘sensational’ (sansasyonel) başlığını taşıyan bir paragrafa yer verildi. Son derece saygın bir giyimevinde çalışan, Elise gibi tatlı isimli bir hanım tarafından sömürülen, yirmi yaşındaki elbise dikicisi Mary Anne Walkley’in ölümünden söz ediliyordu. Sık sık anlatılan eski öykü şimdi yeniden keşfedilmişti. Bu kızlar günde ortalama 16,5 saat, işlerin arttığı dönemde ise sık sık hiç ara vermeden 30 saat çalışıyordu; ‘emek gücü’ yorgunluktan bitap düştükleri zamanlarda, ara sıra verilen sherry, Porto şarabı ya da kahveyle canlandırılıyorlardı.

***

Mary Anne Walkley diğer 60 kızla birlikte hiç ara vermeden 26,5 saat çalışmıştı; her bir odada 30 kız çalışıyordu; odada 30 insan için gerekli havanın üçte biri ya vardı ya yoktu; geceleri bir yatakta ikişer ikişer yatıyorlardı; ve yatakları boğucu odalardan birinde, tahtalarla ayrılmış bir bölmede bulunuyordu. Ve üstelik bu da Londra’nın en iyi modaevlerinden biriydi. Mary Anne Walkley cuma günü hastalandı ve öncesinde son işini de bitiremeden, Bayan Elise’yi şaşkın bırakarak pazar günü ölüp gitti. Ölüm döşeğine çok geç çağrılmış olan hekim, Dr. Keys “coroner’s jury” (şüpheli ölüm soruşturması jürisi) önünde kuru bir dille tanıklık etti:

‘Mary Anne Walkley, aşırı kalabalık bir odada çok uzun saatler boyunca çalışmaktan ve yatak odasının son derece dar ve havasız olmasından ötürü ölmüştür” (Marx, Karl. Kapital, 1.Cilt, Çevirenler: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, Yordam Kitap, İst., 2009,s. 249-250.)

Yine Marx o yıllardaki titiz gazete takiplerinde, haftalık Reynolds’ Paper gazetesinde yer alan demiryollarında meydana gelen faciaların listesinden söz eder.

“Kuzey Stanfford hattında çalışan bir işçi şu cevabı veriyor: Makinist ve ateşçinin dikkatlerinin bir an için felce uğramasının nelere yol açacağını herkes bilir. Bir insandan, en dumanlı ortamlarda, durup dinlenmeksizin bu kadar uzun süre çalışması nasıl beklenebilir? Her gün bir benzeri görülen aşağıdaki olayı bir örnek olarak alın: Geçen Pazartesi günü bir ateşçi sabahın çok erken saatinde işe başladı. Tam 14 saat 50 dakika çalıştı. Daha bir bardan çay içmeye bile fırsat bulamadan yeniden işe çağrıldı. Böylece aralıksız 29 saat 15 dakika çalıştırıldı. Haftanın geriye kalan kısmındaki çalışma saatleri şöyleydi: Çarşamba günü 15 saat, Perşembe günü 15 saat 35 dakika, Cuma günü 14 saat 30 dakika, Cumartesi günü 14 saat 10 dakika, haftalık toplam 88 saat 30 dakika.”  (Marx, Karl. Kapital, 1.Cilt, Çevirenler: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, Yordam Kitap, İst., 2009,s. 249, dipnot no:95.)

Özetle;

"Üreticinin elindeki ürünün somut niteliği sahibine hiçbir toplumsal sorumluluk yüklememelidir. Üretici istediği malı üretebilir; ürettiği malla istediğini yapabilir; malını istediği gibi satabilir ve sattığı malın yerine istediği malı satın alabilir. Üreticiyle ürünü arasındaki ilişkiyi sınırlayan her türlü ahlaki, yasal, geleneksel koşul yok edilir." (Marx, Grundrisse Önsöz içinde; 37)

Teorik metinlerinde kapsamlı bir şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliğinden söz etmesine gerek yoktur. Belli bir bağlam içinde sunduğu çerçeve bizim önümüzü açmakta, mücadele hattı sunmaktadır.

Öte yandan Marx, iş somut gündelik siyasete gelince işçi sağlığı ve iş güvenliği başlığına, oldukça önem verdiği işçi anketinde ciddi bir yer ayırmış. 101 sorudan oluşan anketin 15 adet sorusu işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili ve biri hariç hepsi ilk bölümde yer alıyor. Kısaltarak tüm bu soruları sıralamak istiyorum:

* İşyeri koşullarını tarif ediniz (odaların büyüklüğü, her işçiye düşen alan, havalandırma, sıcaklık...)

* İşyerinizin hijyen koşuları üzerinde belediye ya da hükümet denetimi var mı?

* Çalıştığınız işte, belirli hastalıklara yol açan, çevreye yayılan zararlı maddeler var mıdır?

* Atölyeniz makinelerle tıka basa dolu mu?

* Makineler… işçiler açısından herhangi bir kazayı bertaraf edecek şekilde muhafazalı mı?

* Çalışma yaşamınız süresince meydana gelen kazaları sıralayınız

* Madende çalışıyorsanız; havalandırmayı sağlamak, patlamaları ve başka tehlikeli kazaları önlemek için işvereninizin aldığı önleyici tedbirleri sıralayınız
Bir kimyasal ürün fabrikasında, bir üretim tesisinde… çalışıyorsanız işvereninizin tarafından alınan önleyici tedbirleri sıralayınız

* Atölyeniz neyle aydınlatılıyor?

* Yangın halinde yeterli çıkış olanakları var mı?

* Kaza durumunda, işveren, işçiye veya ailesine kanunen tazminat ödemekle yükümlü mü?

* Yükümlü değilse, işçilerin işvereni zengin etmek için çalışırken kazaya uğradıkları hallerde, tazminat ödediği oldu mu?

* İşyerinizde bir sağlık servisi (revir) var mı?

* Eğer evde çalışıyorsanız, çalışma odanızın durumunu anlatınız (oldukça kapsamlı bir soru ve devam ediyor)

Ve 3. Bölümde yer alan o çarpıcı soru:

* Sizin mesleğinizde, ortalama sağlığa sahip bir işçi, kaç yıl çalışmaya devam edebilir?

Bu sorular Serkan Küçük’ün sorduğu soruyu bir kez daha sormamıza yol açıyor: “Yoksa Marx İş Güvenliği Uzmanı mıydı?”. Gerçekten de, anketin işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin soruları, aslında büyük ihtimalle olmayan ve olmadığı bilinen koşulları işçilere soru sorarak “öğretiyor”. Bu sorular, bugün en basitinden en kapsamlısına bir işyerinde kullanabileceğiniz özellikte sorular ve yanıtları alındığında çok kapsamlı bir veri sunuyor.  “Kanunen tazminat ödeme” gibi en azından bizim hukuk sistemimizde sorulması gereksiz sorular bir yana, tüm diğer sorular aslında bir işçiye sağlık ve güvenlik taleplerinin neler olması gerektiğini basit ve somut bir şekilde soruyor/sorduruyor/sorgulatıyor. 3. Bölümde yer alan soru ise bir işçiye geçmişi, bugünü ve geleceği sorgulatıyor! Sınıf içinde yapılan pek çok saha araştırmasındakinden daha fazla şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliğine ağırlık veren Marx bu alanda da yolumuzu aydınlatıyor…

Kaynaklar ve Notlar:

Onur Bütün’ün kazandırdığı güzel eser “Marx’ın İşçi Anketi”ni mutlaka okumanızı tavsiye ederim (Ayrıntı Yayınları). Her şey bir yana, kısa ve güzel bir eğitim materyali olarak yıllarca okunacak/okutulacak bir kitap!

Marx, Karl. Kapital, 1.Cilt, Çevirenler: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, Yordam Kitap

Marx, K., Grundrisse, Ekonomi Politiğin Eleştirisi için Ön Çalışma, Önsöz, Şevan Nişanyan, Birikim Yay., 1979

Serkan Küçük, Yoksa Marx İş Güvenliği Uzmanı mıydı?”

(https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/06/06/yoksa-marx-is-guvenligi-uzmani-miydi/)