23 Eylül 2018 Pazar
Ebru Pektaş
Ebru Pektaş 15 Mayıs 2018 Salı Tüm Yazıları »

İktidar(sızlık) alâmetleri: Dik, diri, şahlanmış

Seçimler nedeniyle tozun dumana karıştığı, siyasetin sıra dışı bir hız ve ritim kazandığı günlerden geçiyoruz. Analizler, hesaplar, pazarlıklar, olasılıklar gırla.

Çoğu zaman meydanlarda söylenenleri, sosyal medyadaki gardlaşmaları, TV programlarını ve köşe yazarları ordusunu takip etmek zorlaşıyor. Bu noktada adayların seçim beyannameleri, manifestoları görece stabil belgeler olarak ele alınabilir.

İşte üzerine çokça yazılmış olanlardan biri de Erdoğan’ın “Ahid Manifestosu”.

Ahid manifestosu, ne söylediği kadar nasıl söylediği bakımından da önemlidir.

Bizim dikkatimizi çeken bazı tekrar vurguları aslında. Metinde büyük harflerle geçen, ara başlıklara, son slogan sözlerine yedirilmiş, tekrar ve tekrar kullanılmış kimi sözcükler var: Şahlanma ve diriliş…

Bu kadar sık biçimde dile getirilen “diriliş” vaadi, iktidar konumundaki bir parti için kuşkusuz son derece tuhaf. Diriliş, “canlanma, yeni bir atılımla güç kazanma, güç kazanıp yeniden eski durumuna dönme”  anlamında kullanılan bir sözcük.

Demek ki bir cansızlık, güçten düşme, “iktidar kaybı”, “iktidarsızlık” var. Baskın seçim kararını, AKP’nin ciddi irtifa kaybına bağlayan yaygın kanıyla, bu “diriliş” vaadi ve “bir daha yapabiliriz” teklifi tutarlı görünüyor.

Benzer şekilde “dik dur eğilme” sloganındaki “dik durma” erkeklenmesinin, Gezi direnişi sırasında, tam da iktidarın “iktidarsızlığa” en çok yaklaştığı dönemde ortaya çıkması hatırlanabilir.

Tüm bu güç arzularının ve de vaatlerinin “harbi erkekliği”, sahiciliği, samimiyeti, sözünün eri/erkeği olma hallerini çağrıştırması istenmekte belli ki.

“Keza, Erdoğan'ın karizma halesi olarak hep vurgulanan ‘sahicilik’ ve ‘samimiyet’(tir)…Sert ve saldırgan hitabet, lafı eğip bükmeden söylediğine, 'içinden geldiği gibi' konuştuğuna dair, entelektüel ve bürokratik biçimciliğe prim vermeden taşı gediğine koyduğuna dair bir dürüstlük-samimiyet (ve erkeklik) efektinden yararlanır.”(1)

Önceki yazılarımızda, çok çeşitli vesilelerle AKP iktidarının aynı zamanda sıkı bir ataerki militanı olduğundan bahsettik. Ne ki iktidarda tecessüm olanın(erkek egemenliği) , onun suretinde belirenin(erkeklik) onu tüm kırılganlığıyla kuşatmayacağını söyleyemeyiz.

İktidarla erkek(egemenliği) arasında olan ilişki, iktidarsızlıkla “erkekliği kaybetme” arasında da vardır. İktidar olan(erkek), diklikten, dirilmekten ve hatta şahlanmaktan bahsediyorsa burada güçten düşmüş, pörsümüş, küçülmüş, yumuşamış olanın dehşetli varlığı gündemdedir.

Dirilişli, şahlanmış “söyleme biçimleri” bunu anlatıyor.

Ahid manifestosunun kadınlar hakkında söylediği hiçbir söz, bahsettiğimiz “söyleme biçimlerinden” daha açık değildir kanımızca. Birkaç örnek…

 “Her türlü ayrımcılıkla mücadele ederek önlerini açtığımız, çalışma hayatında görev bekleyen kadınlarımız var” (Biliyoruz ki bu ülkede milyonlarca kadın sadece ev-içi “yükümlülüklerinden” dolayı çalışma hayatının dışındadır.)

“Eğitim-öğretimden istihdama, sağlıktan aileye kadar her alanda kadınları desteklemeye devam edeceğiz” (Biliyoruz ki bu ülkede çalışabilir her on kadından üçü istihdam içindedir.)

“Kadına karşı istismar, şiddet ve taciz; insanlığa karşı işlenmiş büyük suçlardır. Bu ayıbı ülkemizden tamamen silene kadar bütün çabamız ve gayretimizle devam edeceğiz” (Biliyoruz ki son 15 yılda 6 bin 546 kadın, en yakınları tarafından, bazıları devlet koruması altındayken öldürüldü. Bu cinayetlerin yüzde 50’sinden fazlası, olağanüstü “güvenlik önlemleri”nin alındığı söylenen OHAL sürecinde gerçekleşti.) 

 “Kadına karşı her türlü cahiliye âdetini ayaklarımızın altına aldık ve alacağız. Kadınları bu ülkenin ve milletin, her türlü hakka eşit olarak sahip bireyleri haline getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz”  (Biliyoruz ki anaokulundaki kız çocuğunun başını kapatmaktan, çocuğun istismarında rıza şartı aramaya bir dizi korkunç saldırı AKP iktidarında gündeme geldi.)

“Sosyal hayatın bütün alanlarında ve karar mekanizmalarında kadınlarımızın varlığını, katkısını geleceğimiz için hayati gördük ve bu yönde adımlar attık. Bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz” (2) (Biliyoruz ki bırakın sosyal hayatın bütün alanlarını, kadınlar toplu taşıma kullanırken bile sistematik tacizlerle AKP iktidarları dönemimde tanıştı.)

Biliyoruz ki tüm bunlar hakikatin mükemmel biçimde ters yüz edilmiş ifadeleridir. Ötesinde iktidar(sızlık) alametleri belirmiştir…

Notlar

  1. Cereyanlar, Türkiye’de Siyasi İdeolojiler, Tanıl Bora, İletişim Yayınları(2017), 2. Basım, s.503
  2.  Ahid Manifestosundaki ilgili bölümlere ilişkin alıntılar için bakınız https://www.evrensel.net/yazi/81433/5-maddede-manifesto-kadinlara-tek-vaat-iktidarin-yukunu-tasimak