14 Ağustos 2018 Salı
Ebru Pektaş
Ebru Pektaş 05 Haziran 2018 Salı Tüm Yazıları »

Esrar, alkol, 'küvette seks' ve faşizm

Geçtiğimiz hafta birbiri ardına iki hip hop/rap sanatçısı “uyuşturucu madde kullanımını özendirmekten” tutuklandılar. 12 Eylül faşizminin bile sanatçılara dönük en çoğu TRT yasağı olarak bildiğimiz yaptırımları, bugünün tutuklama olayları düşünüldüğünde epey “minnoş” kalmakta. Neresinden bakarsanız bakın bu olay gerçekten yalın ve çıplak biçimde absürttür.

Absürt olan şudur: Müzik türlerinin gündelik yaşamda hangi anlam bölgelerini işaretlediğini bilmek için müzik sosyolojisi okumak gerekli değildir. Örneğin kimse tasavvufi müzikal bir eserde “fuck buddy”liğin yararlarından ya da grup seksin açtığı ufuklardan bahsedilmesini beklemez. Ya da ne bileyim kimse Azer Bülbül janrı bir arabeskten hoppa ve asi duygulanımlar beklemeyecektir.

Bu sebeple hip hop/rap denildiğinde alkolle, otla, kafa yapmayla, seksle ve hatta seksizmin dikalası küfürlerle karşılaşmak şaşırtıcı değildir. Yeraltıdır; yasak olan fetiş düzeyde arzu nesnesidir; burada polise sinkaflı küfür de vardır, süper marketten hırsızlık yapmak da, içip içip gecenin bir yarısı parktaki bankta sızmak da vardır. “Kardo”ların kovasından da, “fuck”lamak gibi eril/fallik sembol/eylemlerden de bahsedilmesi sürpriz değildir.

Tutuklanan Ezhel’le ilgili yapılan şu yorum son derece isabetlidir.

“Ezhel hip hop yapıyor. Bu hip hop denilen şeyin yapısı itibarıyla makrome örgülerden yahut reçel yapımından bahsettiği görülmemiştir. Hip hopun esrardan yahut başka yeraltına dair şeylerden bahsetmesi değil, bahsetmemesi şaşırtıcı olur. Bu, normalidir.”(1)

Nitekim “bir risk alanı olarak” Ezhel’in şarkılarından özenmekten bahsedilecekse, konu esrarla sınırlı kalmayacak, pavyona gitmekten küvette seks yapmaya libido kabartan tehlikeli alanlara uzanacaktır. Maazallah küvette seks filan diyor!

Şaka bir yana müzik olmayanı “olduran” bir tılsım değildir. Ezhel’de olduğu gibi onda, varoşun çıkışsız gençlerini, kimliksiz, geleceksiz, tutunamamış bitirimlerini, onların olamayacak hayallerini(küvet konusuna taktım sevgili okuyucu) görürüz. “Kapak” gibi sözler, lafı gediğine sokmalar, vahiysel aforizmalar şehrin “günahkar çocuklarına” seslenir.

Kaldı ki “günaha” özendirme baz alınacaksa caz’ından blues’una rock’ından metal’ine ve hatta “bağrı yanık” türkülere, folk müziğe genişçe bir dünya mirasını çöpe atmak gerekir.

Tereddütsüz biçimde diyebiliriz ki bunun adı faşizmdir.

Ama ötesine de bakmak gerek. 

Geçen haftaki yazımızda bahsetmiştik. AKP rejimi, popüler kültürle hemhal olduğu doğuş koşullarının zıddına bugün alayına yasakçı, azarcı, parmak sallayan, tehditkar bir yaklaşım içindedir. AKP Rejimine son beş altı yıldır giderek düşen gençlik desteği, gençler için Reisçiliğin “cazibe referansı” olma özelliğinin eskisi kadar popüler olmaması, bu “kültür makasının” giderek açılmasıyla da bağlantılı.

Seçime yaklaşılırken sosyal medyadaki “ilk oy hareketi” girişimi de “eyyy twitter” denilen yerlerden bizatihi Cumhurbaşkanının “çayınız hazırsa geleyim gençler” şeklindeki “atraksiyonları” da bunlardan bağımsız düşünülemez.

Hikayenin bir tarafında bir rejim olarak artık çok daha fazla kesin çizgilerle belirme, mevcudiyetini yasaklarla, zinharlarla berkitme varsa diğer tarafında kaçınılmaz olarak sürekli parmak sallayan bir despota dönüşme vardır.

Bir de şu vardır…

Kriminalize etmenin, tekinsizliğin dehşetinden(“uyuşturucu batağındaki yavrularımız”) kendine iktidar devşirmenin, onu her şeyiyle bir güvenlik ve düzen arzusuna dönüştürmenin berisinde pür halde bir ikiyüzlülük vardır.

Sözgelimi daha birkaç ay önce ‘uyuşturucu maddeyle mücadele’ konusunda verilen Meclis Araştırma Önergesi bizatihi AKP’nin oylarıyla reddedilmiştir.
Şarkı sözlerindeki sakıncaları keşfetmeye yönelenler, uyuşturucu kullanım yaşının 10’a düştüğü ülkemizde ne mafyasına ne onun mahallelerdeki uzantılarına karışmamaktadırlar. “Karışmıyorlar” demek bile yetersiz bir itham kabul edilebilir. 

Dahası son on yılda uyuşturucudan tedavi görenlerin sayısının yüzde 400 arttığı bir ülkede mafyatik yapılanmalar değil onları mahallesine sokmamaya çalışan devrimci gençler hedef alınmaktadır, onların canına kastedilmektedir. 

Yapboza dönmüş eğitim politikalarıyla kuran kursları arasında ruhu öğütülen genç insanlardır demagojik faşizan politikalara meze edilen.
İkiyüzlülük buradadır.

Çünkü faşizm müziği yasaklar, onun yasaklayamayacağı, üç kuruşa alınan bonzainin kaldırıma yığdığı gencecik bedenlerdir…

1-https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/06/02/ezheli-rahat-birakin/