23 Eylül 2018 Pazar
Emre Gürcanlı
Emre Gürcanlı 08 Mayıs 2018 Salı Tüm Yazıları »

Dizi setinde bir çocuk yanabilir mi?

Dizi setlerinde çocuklar da yanar, çocukların başına kalas da düşer, çocuklar çukurlara da yuvarlanabilir. Aynı büyükler gibi. Dizi setleri alacakaranlıktan gece yarısına, öğle sıcağından, sabah ayazına ayaktadır. Bazen bir inşaat şantiyesinden daha kötü ve kuralsız, daha riskli ve işçilere karşı duyarsızdır. Set işçisi, oyuncusu alacakaranlığı iyi bilir.

Alacakaranlık dedik, eski bir yazımdan buraya almak istedim, Alacakaranlık Kuşağı dizisini anımsayanlar vardır, doksanlarda televizyon ekranlarından. Ama dizinin orijinali 1959-64 yılları arasında yayınlanmış ve oldukça ilgi görmüş. Karanlık, sıra dışı, rahatsız edici öyküler farklı bir gerilim dizisi olarak hala klasikler arasındadır. 1983 yılında ise film haline getirilmek istenmiş ve Steven Spielberg'in ticari kafasıyla buluşunca oldukça iyi de hasılat yapmış. Bu film sinema tarihine geçmiştir ama oyunculuğuyla senaryosuyla müziğiyle değil…

 

“Actor Vic Morrow ve iki çocuk oyuncu, 7 yaşındaki Myca Dinh Le ve 6 yaşındaki Renee Shin-Yi Chen aksiyon sahnesindeler, tarih 23 Temmuz 1982. Vic Morrow, filmin “Time Out” bölümünde Bill Connor isimli ırkçı bağnaz bir adamı oynuyor, Alacakaranlık Kuşağı’na ders almak için düşüyor, geçmişe yolculuk yapıyor Nazi Almanyası’na ve Vietnam’a gidiyor, gittikleri yerlerde roller tersine dönüyor, ezilen aşağılanan, acı çeken bir konumda buluyor kendini. Bir nevi kıssadan hisse hikayesi. 23 Temmuz geceyarısı, neredeyse son sahne ve tüm ekip paydos edecek, sabahın erken saatlerinden beri çalıştıklarından herkes yorgun ve bir an önce bu sahneyi çekip evlerine gitmek istiyor. Vic Morrow’un hayat verdiği karakter iki çocuğu helikoptere alıp kurtaracak rol gereği söylediği “Sizi güvende tutacağım çocuklar, söz veriyorum. Hiçbir şey sizin canınızı yakamayacak, Tanrıya söz veriyorum” son sözleri oluyor…

Helikopter 8 metre kadar yaklaşıyor yere, yerde yanan daha doğrusu duman üreten (pyrotechnics) malzeme patlıyor, helikopterin kuyruk pervanesi patlamalardan etkileniyor, helikopter kendi etrafında dönmeye başlıyor, kontrolünü yitiriyor. Vic Morrow ve Myca Dinh Le’nin kafası kopuyor. 6 yaşındaki Renee eziliyor ve o da yaşamını yitiriyor. Helikopterdeki diğer kişiler ise hafif yaralarla olayı atlatıyor.”

Aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=ru6I9Cc9XnE

Yönetmen John Landis, Kaliforniya çocuk işçilik yasalarını onları geçerli bir izin belgesi olmadan gece yarısı çalıştırarak ihlal ediyor. Olayın ardından ceza davası açılıyor. Yönetmen John Landis, yapımcı George Folsey Jr, pilot Dorcey Wingo, prodüksiyon amiri Dan Allingham ve patlayıcı uzmanı Paul Stewart yargılanıyorlar. Olay bir milat kabul ediliyor, riskli çekimlere dönük yasal düzenlemeler daha kapsamlı, çocuk oyunculukla ilgili düzenlemeler de çok daha ayrıntılı ve sıkı hale getiriliyor. Holywood’un bulunduğu Kaliforniya eyaleti bu tarihten sonra, ABD’deki ve pek çok ülkedeki en sıkı yönetmelikleri ve kuralları koyuyor, bunları ders haline getiriyor. Örneğin Joe Wallenstein Güney Kaliforniya Üniversitesi Sinema ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde yılda 900 lisans ve lisansüstü öğrenciye eğitim veriyor, yılda 2000 filmde çalışan stajyer veya yeni mezunlar onun eğitimden geçiyor. Onun için ise bu rakamların yerine başka bir rakam önemli: “15.000 filmdir tek bir kazamız olmadı” diyor, yalnızca özel çalışma izni olan çocukların çalışmasına izin veriyor daha doğru bir ifadeyle tüm film setlerine gönderdiği öğrencilerine bu izin belgesini görmezseniz o seti terk edin diyor.

Tarihler çok önemli!

1 Mayıs’ın Türkiye’de bir anlamı da 1 Mayıs’ta sette yaşamını yitiren Selin Erdem’dir. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan, üstelik de resmi tatil olan 1 Mayıs’ta, üstelik saat 20.30 sıralarında 10-12 yaşlarında bir çocuğun bir film setinde vücudunun %48’inin yanması ise kader değil, taksirli suç değil, neredeyse olası kasıttır! Ayrıca vücudunun büyük bir kısmı yanan bir figüran oyuncu da bu tabloyu derinleştirmektedir. Bu çocuğun Filhakika Yapım tarafından TRT için çekilen “1 Hadis 1 Film” dizi setine çekim için koyun getiren bir çobanın oğlu olduğu, çekim için kullanılan meşalelerin düşmesi sonucu yandığı, sette ambulans veya uygun yangın söndürücü olmadığı, ateşin el yordamıyla söndürüldüğü iddia edilmektedir. Bu bilgileri Oyuncular Sendikası ve Sinema-Televizyon Sendikası’nın ortak açıklamasından öğreniyoruz. 

TRT yaptığı açıklamada her iki yaralının da hayati tehlikesi olmadığını açıklıyor. Yaralı çocuk M.Ç ve ağır yaralı oyuncu Muhammet Sinan Şenol’un hastaneden alınan raporları ise durumun vehametini gözler önüne seriyor. M.Ç’nin vücudu %48 oranında yanmış, yanık ciğerlere sirayet etmiş, çocuğun bilinci kapanmış ve yaşamsal tehlikesi uzun bir süre devam etmiş. M.Sinan Şenol ise ağır yaralı olarak kolundan operasyon geçirmiş, boyun ve yüz çevresinde yanıkları var. Aşağıdaki fotoğraf M.Sinan Şenol’un durumunu anlamamız için yardımcı olacaktır sanırım.

Bu gelişmelerin ardından, Oyuncular Sendikası ile TRT arasında yapılan görüşmeler sonucunda, TRT durumun takipçisi olacağını, yaralılarla ilgileneceğini söylüyor, bunun sözünü veriyor. 

Oyuncu da işçidir!

Aslında yaşananlar, bir sulama kanalı ihalesini bir özel şirkete, onun da taşerona verdiği bir kamu ihalesinden farklı değil. Orada çalışan şantiye mühendisi, teknik elemanlar ve işçiler ne ise, bir kamu kurumu tarafından özel şirketlere yaptırılan yapımlarda oyuncuların ve set işçilerinin yaşadıkları hemen hemen aynı. Çünkü SETLER TEHLİKELİ İŞYERLERİDİR!

Oyuncular Sendikası ve Sine-Sen tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda setler “Az Tehlikeli” sınıfından “Tehlikeli” sınıfına yükseltilmişti. Yine Oyuncular Sendikasının “Bu Sette Çocuk Var” kampanyası çok ses getirmiş ve aşağıdaki talepler öne çıkarılmıştı:

'Çocuk oyuncular, gece çalıştırılması yasaklansın. 

3 yaşından küçük çocuklar oyuncu olarak çalıştırılmasın, 3 yaşından büyük çocuklar ise günde en fazla 2-3 saat çalıştırılabilsin.

Çalışma ortamlarında çocuk oyunculara ait bir beslenme, oyun, giyim odası bulunsun. Çalışma ortamlarının hijyen ve güvenliği sağlansın.

Çocuk oyuncuların beslenme, uyku gibi temel ihtiyaçları aksatılmasın.

Çocuk oyuncuların çalışmaları süresince çocuk merkezli hareket edilsin.

Psikolojik travmalara neden olabilecek sahnelerde çocuklar kesinlikle yer almasın.

Aile çekim süresince mutlaka çocuğun yanında bulunsun.

Çocuğa rolünü öğretecek oyuncu koçlarının yanı sıra aile ve çocuğun psikolojik durumunu sürekli takip edecek bir psikolog, psikiyatrist ya da danışman ortamda bulunsun.

Çocuk oyunculuk bir yana, dizi ve film setlerindeki uzun çalışma saatleri, birbirinden farklı riskler, dizilerin sürelerinin uzunluğu ve bunların bir hafta içinde yetiştirilmesinden kaynaklanan “üretim zorlaması”, inşaat, maden sanayiine benzer çalışma koşullarını beraberinde getiriyor. Bu konuda “Dizi ve Sinema Setlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 1 ve 2” başlıklı ayrıntılı iki yazıma bakılabilir, kaynaklarda linklerini verdim, o yüzden burada çok uzatmak istemiyorum. Ama özetle, bir inşaat mühendisi ve iş güvenliği çalışan biri gözüyle şunları söyleyebilirim:

Sektörde yapımcılar, inşaat sektöründeki ana müteahhit firmalar gibidir. İşlerin büyük bir kısmını “taşeron”a verir, aslan payını kendisi alır.

Proje bazlı bir sektördür, işin kısa sürede en iyi (veya istenen formatta) yetiştirilmesi istenir.

Uzun, hızlı ve yoğun çalışma sektörü karakterize eder, “hadi hadi” en fazla duyulan ifadedir.

Bu konuda “sanayileşmiş” ülkelerin aksine, standardize olmuş, işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin uygulandığı gelişmiş büyük stüdyolar yoktur, çekimler çoğu zaman anlık, kent içinde yoğun trafik içinde bile yapılabilmektedir. 

Setlerin hazırlanması, ışıklandırma, ses sisteminin kurulması, araçların, taşıyıcı sistemlerin getirilmesi, kurulması ve bunların dar bir mekanda bir arada bulunması iş güvenliği riskleri açısından bir şantiyeden farklılık sunmamaktadır.

Güvenliğin dışında başta düzensiz çalışma saatleri, uykusuzluk, stres olmak üzere işe bağlı hastalık riski yüksektir. 

Yine set işçileri, hatta kimi zaman oyuncular kilolarca değil, neredeyse bir iki tonu bulan ağırlık taşımak zorunda kalmakta, sabit veya sabite yakın bir pozisyonda saatlerce kalmakta bu durumlar da kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açmaktadır (bir ışıkçı bazen 1 tona yakın ağırlığı kamyondan indirir ve bunları yine tek başına yükler!)

“Yerli dizi yersiz uzun” ifadesindeki gibi, dizilerin aşırı uzunluğu en temel sorunlardan birisidir.

Daha çok ama çok şey söylenebilir. Ama özetle oyuncu işçidir, çocuk oyuncu da çocuk işçidir! Oyuncular set işçisi ile yan yana, setlerdeki koşulları insanca hale getirmek için mücadele etmelidir. Şu ana kadar oyuncuların ve set emekçilerinin yaptıkları bir başlangıçtır ve kesinlikle devamı gelecektir!

Kaynaklar:

http://ilerihaber.org/yazar/dizi-ve-sinema-setlerinde-isci-sagligi-ve-is-guvenligi-1-hicbir-sey-sanildigi-gibi-degil-30342.html

http://ilerihaber.org/yazar/dizi-ve-sinema-setlerinde-isci-sagligi-ve-is-guvenligi-1-30377.html

http://www.telegraph.co.uk/culture/film/10938938/Hollywoods-health-and-safety-nightmare.html

http://moviepilot.com/posts/3635744

http://www.backstage.com/advice-for-actors/uscs-joe-wallenstein-talks-safety-on-set-for-child-actors/