22 Eylül 2018 Cumartesi

İleri Kitap

BAŞKALARININ AKLI – TALİ SHAROT

“Bu kitap yaşamınızı değiştirecek.”

Cass R. Sunstein, Dürtme’nin ortak yazarı

 “YILIN EN İYİ KİTABI”

Forbes • Times • The Huffington Post • Bloomberg

Bir girişimci, insanları sonu meçhul bir biyoteknoloji projesine milyarlar akıtmaya ikna edebilirken, bir doktor hastasını hayati bir aşıyı yaptırmaya ikna edemiyor. Bir siyasetçi zerre gerçekliği olmayan tezlerle kitleleri peşinden sürüklerken, aksini –hem de bilimsel dayanaklarıyla– sunan rakibi kimseye sözünü dinletemiyor. Neden?

Gündelik işlerimizden biri de başkalarını ikna etmek: Çocuğumuza öğretiyor, müşterilerimizi yönlendiriyor, hastalarımıza yol gösteriyor, dostlarımıza akıl veriyor, sosyal medyada takipçilerimizi bilgilendiriyoruz. Peki her gün yaptığımız bu işte ne kadar iyiyiz? Başkalarının fikrinden etkilenmemizde ya da kendi fikirlerimizle onları etkileyebilmemizde belirleyici olan ne?

Tali Sharot basit bir sorunun peşine takılıyor: Başkalarını dinlerken beynimizde neler oluyor? Önce, nöroloji ve psikoloji sahasındaki son çalışmalardan faydalanarak bu etkileme-etkilenme oyununda Taş Devri’nden beri pek fazla yol alamadığımızı ortaya koyuyor Sharot. Birinin fikir ya da davranışlarını değiştirmeye çalışırken seçtiğimiz yolların çoğu aslında beynin işletim sistemiyle uyumsuz. Sonra güzel haberi veriyor: Daha iyisi mümkün; beynimizin rolünü kavrayarak bu çift taraflı oyunda kartları yeniden dağıtabiliriz.

Pek çok saygın yayın organı tarafından yılın kitabı seçkilerine dâhil edilen Başkalarının Aklı, yaşamımızın rotasında fazlasıyla belirleyici olan, buna karşılık fazlasıyla donanımsız olduğumuz bir alanda bize sunulmuş muazzam bir kılavuz. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Başkalarının Aklı, Tali Sharot, Çeviren: Tevfik Uyar, Domingo Yayınevi, 2018, 256 sayfa

OTOMATİK PİYANO – KURT VONNEGUT

İlerleme…

Kulağa pek hoş gelen bir kavram.

Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…

Peki, bedeli?

Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…

Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?

Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.

Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.

Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut, Çeviren: Irma Doğanoğlu Çimen, April Yayıncılık, 2018, 376 sayfa.

İYİYİ VE KÖTÜYÜ BİLME AĞACI – TECELLİ SERCAN SIRMA

Simla, Bar’ın müdavimlerinden biri haline gelmişti. Her seferinde dipteki loş köşeye geçip oturuyordu. Garsonlar sadece günde bir iki kez masaya uğruyor, su bardağını sessizce doldurup geri çekiliyorlardı. Biraz su eşliğinde cebinden çıkardığı birkaç hurma ile yetiniyordu. Müşteriler de ona alışmışlardı. “Hindistan’da aklını yitiren bir asker...” deyip ona acıyor ve ondan uzak duruyorlardı.

Büyük Savaş yılları... Glasgowlu Arthur’un Britanya’dan, Hindistan’a; Irak’tan Kürdistan’a uzanan meşakkatli yolculuğu, tinsel dönüşümü… Kutsal ağaçların ve Ters Lale’lerin gizemi… Petrol ve kana bulanan trajedinin ortasında kalmış ilk aşkın masumiyeti… İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı, Birinci Dünya Savaşı esnasında Erbil’e yerleşmeye karar veren bir İskoç askerin hatıratından kurgulanan gerçek hayat hikâyesi… Aşkın ve savaşın, iyiliğin ve kötülüğün,dostluğun ve husumetin romanı… Tecelli Sercan Sırma, aşkla örülü soluksuz bir avantür sunuyor. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı, Tecelli Sercan Sırma, İletişim Yayıncılık, 2018, 260 sayfa.

GİDİYOR GİTTİ GİTMİŞ – JENNY ERPENBECK

“Ağustos sonunda bir perşembe günü on adam, Berlin’deki Kırmızı Belediye Binası’nın önünde toplanıyor. Açlık grevi yapacakları söyleniyor. Tenleri siyah. İngilizce, İtalyanca, Fransızca konuşuyorlar. Ve burada kimsenin anlamadığı bazı başka dilleri. Adamlar ne istiyor?”

Emekli profesör Richard kendi hayatına dair sorularla boğuşurken, Berlin’in göbeğinde işgal eylemi yapan Afrikalı mültecilerle karşılaşır ve sorularının yanıtlarını hiç kimsenin aramadığı bir yerde, bu genç insanların arasında aramaya karar verir. Bu, yaşlı Avrupa’nın yaşlı sakinlerinden Richard’ın, bakışlarını ilk kez kendinden başka olana çevirdiği andır. Dünya mülteci kriziyle sarsılırken Richard ilk kez kendi küçük, güvenli kozasından dışarı çıkar.

Jenny Erpenbeck’in son romanı Gidiyor, Gitti, Gitmiş ülkelerinden kaçmak zorunda kalanların, ölümü ve zulmü savuşturanların sonsuz bekleyişe mahkûm edildiği bir dünyadan, bizim dünyamızdan söz ediyor. Bakmak ile görmek arasındaki ilişkiyle hesaplaşan bir roman bu. Bakıp da görmeyenlerin, görmek istemeyenlerin sığlığını yüzümüze vuruyor. Gidiyor, Gitti, Gitmiş insanın yüzleşmekten kaçamayacağı doğru soruları soruyor. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Gidiyor Gitti Gitmiş, Jenny Erpenbeck, Çeviren: İlknur Igan, Can Yayınları, 2018, 328 sayfa.

HİTLER’E MEKTUP – GABRİELE NESSİM

Armin T. Wegner bir yazar ve cesur bir insan hakları savunucusuydu, Ermeniler tarafından, halklarının yaşadığı dramı, soykırımı dünyaya duyuran insanlardan biri olduğu için “adil” olarak tanınmıştır. Armin, 1933’te Hitler’e yazdığı, antisemit yasaları suçlayan bir mektubundan ötürü 1967 yılında İsrail’de de “adil” olarak tanınmıştır. Gabriele Nissim bu kitabında onun olağanüstü hayatını ele alıyor: Wegner, Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusundaki hizmetinin ardından 1920’lerin ortalarında komünist olur, fakat Sovyetler Birliği’ne yaptığı bir seyahatten sonra ideolojik tutuculuk hoşuna gitmez. Politik faaliyetleri nedeniyle tutuklanır ve toplama kamplarında işkence görür. O günden sonra kendini, imkânsız bir misyonu, Alman kültürünün en iyi parçasını temsil etme misyonunu yüklenmiş olarak hisseder.

Kimi kez çapraşık ve çelişkili düşünceleri olan, sözü dinlenmediğinde kendini çökmüş ve yararsız hissedecek kadar dünyanın merkezinde olduğunu sanarak sıklıkla kendine fazla değer biçmeye meyleden biriydi Wegner. Hitler’e yazdığı mektup, bu bağlamda diktatörlere karşı dünya tarihinin en büyük karşı çıkışlardan oldu. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Hitler’e Mektup, Gabriele Nessim, Çeviren: Suna Kılıç, Aras Yayıncılık, 2018, 328 sayfa.

TRİSTESSA – JACK KEROUAC

Yıl 1955, Meksika. Tavukların, horozların belanın kol gezdiği tekinsiz bir muhit. Barakadan hallice evler, tarifsiz eğlenceler ve yerlere serilerek noktalanan geceler. Yaşamın rutin perdesini delip de geçmek için başvurulan maddelerin etkisininde akıp giden serüvenler. Kerouac, Türkçede ilk defa yayımlanan ve en duygusal metinlerinden biri olan Tristessa’da aşkın peşinden gidiyor ama burada olan her şey, içinde zıddını barındırıyor ve mana arayışı maddeye, aşkın yolu ölüme, ölümün yolu yaratıya çıkıyor. Kerouac, genç ve marazlı bir kadına, Tristessa’ya tutuluyor. Kelimeler aşkla, hazla, ilhamla çağlıyor, ama kimse kimseye dokunmuyor; sevgi, bastırıldıkça çoğalıyor. Kerouac, aşkın ışığında kendini arıyor ve zihni, yüreğinin atışıyla çavlan misali şahlanıyor. Bir tutkunun ilanı, bir aşk şarkısı: Yaşama ve ölüme, Meksika’nın efsunlu göklerine, küçük sevinçleri ve büyük dertleriyle şu koca gezegeni arşınlayan yolcuların her birine, bize. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Tristessa, Jack Kerouac, Çeviren: Begüm Gür Erdost, Siren Yayınları, 2018, 98 sayfa.