20 Eylül 2018 Perşembe

HİPPİ – PAULO COELHO
1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekân vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı...

1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur...

1970 yılının Eylül ayında herkesin paranormal güçleri vardı, olmayanlar da sahip olma yolundaydı…

1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla’yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti;

Peru’nun kayıp şehirleri, Brezilya’nın zindanları, Amsterdam’ın arka sokakları, İstanbul’un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…

Paulo Coelho’nun kendi yaşam öyküsüne belki de en yakın eseri Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Hippi, Paulo Coelho, Çeviren:Emrah İmre, Can Yayınları, 2018, 264 sayfa
 

SİRİUS DENEYLERİ – DORIS LESSING
Nobel Edebiyat Ödüllü Doris Lessing’den dünyanın kayıp tarihini aydınlatan felsefi bir bilimkurgu!
Sirius Deneyleri, 2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing'in, bilimkurgu, fantezi ve felsefeyi harmanlayan politik bilimkurgu başyapıtı "Argos'taki Kanopus Arşivleri" dizisinin üçüncü cildi.


Lessing, Şikeste ile başlattığı “öznel dünya tarihini” Sirius Deneyleri ile daha da derinleştiriyor. Roman, farklı uygarlıklara ve antik şehirlere ait çeşitli mitleri ve tarihi gerçeklikleri günışığına çıkaran epik bir hikâye anlatıyor.
Seriden bağımsız olarak da okunabilen Sirius Deneyleri, güçlü betimlemeleri ve iddialı savlarıyla bilimkurgu türünün kilometre taşları arasında gösteriliyor.
Doris Lessing, Sirius Deneyleri'nde, Rohanda’nın (yani Dünya’nın, bir başka deyişle Şikeste’nin) ilk çağlarından 20. yüzyılına kadar uzanan bir süreçte, Sirius İmparatorluğu’nun yöneticisi Ambien II’nin yaşadığı deneyimleri uzun bir rapor şeklinde yazıya döküyor. Gerçek olanla görünen arasındaki uçuruma dikkat çeken yazar, ezeli düşmanlar Sirius ve Kanopus imparatorluklarını kasıp kavuran felsefi bir sorunun da altını çiziyor: Evrendeki yerimiz ve işlevimiz nedir?


Dünyanın kayıp tarihinin izini süren Lessing Sirius Deneyleri’nde ilk insanlardan Orta Amerika halklarına, Uzakdoğu tarihinden Moğollara, “vahşi” Avrupalılardan Kuzey Amerikalılara, “Kayıp Atlantis” efsanesinden “Dünya Savaşları” gerçeklerine uzanan epik bir hikâye anlatıyor.
“Ne kadar saf ve ilham verici olursa olsun her devrim, yalnızca bir nesil içinde, kendi ayrıcalıklı sınıfını yaratıyordu…”

“Çağımızın en büyük yazarlarından Doris Lessing, dünyaya farklı bir gözle bakabilmek için yepyeni bir kozmoloji icat ediyor ve insanlığa dair her şeyi anlatmaya girişiyor…”
Financial Times  (Tanıtım Bülteninden)

  
KÜNYE: Sirius Deneyleri, Doris Lessing, Çeviren: Niran Elçi, DeliDolu Yayınları, 2018, 412 sayfa.


MOR BİR SERSERİNİN GEZİ NOTLARI – OSAMU DAZAİ
Her roman otobiyografiktir. Yazalar bunu kendilerinden bile saklarlar. Ancak, Japon edebiyatının aykırı yazarı Osamu Dazai, bunu kabullenerek çıkıyor kitaptaki yolculuğuna. Mor Bir Serserinin Gezi Notları’nda doğduğu Tsugaru Yarımadası’na yaptığı “hac yolculuğu” ile birlikte belleğinin patikalarında gezinmeye başlıyor. Bu gezinin notları, genç yaşta intihar eden Dazai’nin hayatındaki sert dönemeçlerden izler taşırken, gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatıya dönüşüyor. 


Dazai, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri. Onu okumak, hepimiz için büyük bir ayrıcalık.
(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Mor Bir Serserinin Gezi Notları, Osamu Dazai, Çeviren: Aslı Biçen, Dedalus Yayınları, 2018, 238 sayfa.


ÜÇ ROMAN - SABAHATTİN ALİ
Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi” gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak”tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.


"Kuyucaklı Yusuf"ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken "İçimizdeki Şeytan"da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. Kürk Mantolu Madonna"da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya’da yaşadığı tutkulu aşk hikâyesini konu edinir. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Sabahattin Ali, Üç Roman, Yapı Kredi Yayınları, 2018, 572 sayfa


SENİ SEVİYORUM, BABAN – WALTER VELTRONI
“Buenos Aires sokaklarında dolaşırken karşıma bir duvar yazısı çıktı. Soluk bir zemin üzerine boyayla yazılmış dört kelime: ‘Patricio, seni seviyorum. Baban.’ Elli yıllık hayatımda, bir babanın oğluna hitaben yazdığı bir duvar yazısına hiç rastlamamıştım… Böylesine basit bir cümle, birinin bir duvara yazdığı 26 harf, o topraklara sinen melankoli ve hüzün hatırlandığında nasıl da destansı ve derin bir anlam kazanmıştı.”


İtalya’da Demokratik Parti’nin önemli üyelerinden biri olan başarılı yazar, senarist ve yönetmen Walter Veltroni, bir babanın oğluna duyduğu özlemi anlatırken Arjantin’in sokaklarına ve insanına özgü o ateşli ruhu da yansıtıyor; bir toplumun portresini çiziyor.


Seni Seviyorum. Baban sadece babaların ya da oğulların değil, tüm kaybolanların, kaybedenlerin, gide nlerin ve bekleyenlerin kitabı… (Tanıtım Bülteninden)     

KÜNYE: Seni Seviyorum-Baban, Walter Veltroni, Çeviren: Pelin Erdoğdu, Çınar Yayınları, 2018, 80 sayfa.


AZTEK ÇİÇEĞİ – LUİSA VALENZUELA
Gülümse, gülümse, gülümse…
Salt bedenden bedensizliğe ve denize…
Tarihsiz bir zamanda Arjantin taşrasından Buenos Aires’e, oradan pampaya uzanır Clara’nın hikâyesi. Tangonun mayalandığı kenar mahallelerden, başkentin geniş caddelerinden, parklarından, sefil otellerinden, yine taşraya, sirke. Sevgilileri, pezevenkleri, kocaları olur. Ama onun çok istediği tek bir şey vardır: deniz. Denize gitmek. Sihirbaz Alejandro’yla düştüğü yollarda, sirkte Aztek Çiçeği olur: aynalardan oluşan bir kutunun içinde bedensiz bir kafa, hep gülümsemesi gereken bir embriyo.
(Tanıtım Bülteninden)

 KÜNYE: Aztek Çiçeği, Luisa Valenzuela, Çeviren: Emrah İmre, Alef Yayınevi, 2018, 216 sayfa.