22 Eylül 2018 Cumartesi

İleri Kitap

YÖN DERGİSİ – NİSAN AYI

Yön Dergisi 14. sayısıyla sizlerle. 14. sayımızı Türkiye’nin birçok başlıkta tartışmalara gömüldüğü bir ayın sonunda yayınlıyoruz.

İlk yazımızda Can Soyer Türkiye’de sağın AKP merkezinde toparlanmasını ele alırken, solun dağınıklığını masaya yatırıyor. CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ise AKP-MHP ittifakını ve önümüzdeki seçime yönelik düzenlemeleri Yön okurlarına açıklıyor.

Deniz Ali Gür Erdoğan’ın “islamda güncelleme” sözlerini 2019 planları ile birlikte açıklarken, Doruk Cengiz de son aylarda sıklaşan “geçinemiyorum” isyanlarına rakamlarla ışık tutuyor. Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık ise özelleştirilmesi gündemde olan şeker fabrikaları ve şeker pancarı üretimi ile ilgili gerçekleri sayfalarımıza taşıyor.

1. yılını geride bırakmaya hazırlandığımı 16 Nisan Referandumu’nu ve arada geçen sürede Türkiye’de yaşanan siyasal süreçleri ele alan Güray Öz’ün ardından, ihtiyaç olduğunda gündeme sokulan ve işi bitince rafa kaldırılan Roman Açılımı’nı Özgür Dirim Özkan okurlarımıza sunuyor. Erkin Özalp de bir özgürleşme mi yoksa yeni bir saadet zinciri mi olduğu tartışılan kripto para konusunu ele alıyor.

Bu sayımızın dosya sayfalarında sosyalist hareketin 2019 seçimlerine yaklaşımına yer veriyoruz. ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş boykotun anlamlı bir sonuç üretmeyeceğini dile getirirken, Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş da sosyalistlerin tutumunun sandık muhalefeti ile sınırlanamayacağını ifade ediyor. TKP Genel Başkanı Erkan Baş devrimci, ilerici, halkçı bir seçim stratejisinin ortak bir zemin olabileceğini belirtirken, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da ülkenin güçlü bir demokratik ittifaka ihtiyacını vurguluyor.

Kültür-Sanat sayfalarımızı oyuncu Barış Atay’la yaptığımız söyleşi ile açıyoruz. Sadece oyunu değil, neredeyse kendisi de yasaklanan Barış Atay, mevcut karanlıktan büyük eserler doğacağını ileri sürüyor. Berkay Akbudak ise, Japon yönetmen Akira Kurosawa’nın sinemasını sayfalarımıza taşıyor.

Rıfat Doğan, Erdoğan’ın yazlık sarayı için Okluk Koyu’nda gerçekleştirilen orman ve çevre katliamını bölgedeki tanıklıklarla sergiliyor. Kitap sayfamızda ise Gökçesu Özgül’ün değerlendirmesine yer veriyoruz.

Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere.

İyi okumalar.

(Tanıtım Bülteninden)

İKİNCİ VAKIF-VAKIF SERİSİ – ISAAC ASIMOV

Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü

1941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.

Katır, Galaksi’yi fethetmişti, en azından büyük bir kısmını. Birinci Vakıf’ın liderleri ya öldürülmüş ya da taraf değiştirmişti. Ancak İkinci Vakıf’ın varlığı Katır’ı hâlâ huzursuz ediyordu. Sır gibi saklanan Vakıf’ın yeri, Galaksi’deki “Yıldız Sonu”ndaydı; peki ama burası neresiydi? Ya da bu Vakıf gerçekten mevcut muydu? Katır, artık en sadık generali olan ve an itibariyle beyni yıkanmış eski direniş lideri ile zihni hâlâ özgür, hırslı genç Bail Channis’i Vakıf’ın yerini bulmak için görevlendirmişti. Ama arayış içindekiler yalnızca onlar değildi. Seldon’ın planını kendinden büyük pek çok kişiden daha iyi anlayan 14 yaşındaki Arkady Darrell da Vakıf’ın peşindeydi…

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: İkinci Vakıf-Vakıf Serisi, Isaac Asimov, İthaki Yayınları, 2018, 272

MOR SAKİ – ALİ DENİZ USLU

Ali Deniz Uslu, Mor Sâki’de şiir ile kısa öyküler arasında kurduğu ilişkiyi, bir adım daha ileriye taşıyarak, cüretkâr tavrını koruyarak sürdürüyor. Uzlaşmayan, tehditkâr sözcüklerle dolu yazı ikliminde, kendi fırtınasında korkusuzca kürek çekiyor. Varmak istediği coğrafyaya sanki bir an önce ulaşmak ister gibi.

Algı kırılmaları, anlam bölünmeleriyle zamandan parçalar koparırken geçmiş, şimdi ve gelecek koridorunda hayata dair sorular sormaya, cevaplar bulmaya devam ediyor.

Uslu’nun dizeleri keskin, yüzleşmekten korkanların eline almaması gereken türden. Ama kendiyle çarpışabilenler için bir o kadar da umut dolu ve şifalı. Şairin şiir evrenine daha önce girmediyseniz bu kitap ön sıralardan bir koltuk, geçmişte yayımlanan kitapları için de sizi neyin beklediğinin bir hatırlatması.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Mor Saki, Ali Deniz Uslu, İnkılap Kitabevi, 2018, 112 sayfa

BÜYÜK WOOTTON DEMİRCİSİ – J.R.R. TOLKİEN

Büyük Wootton köyünde her 24 senede bir İyi Çocuklar için Ziyafet düzenlenirdi. Bunu kutlamak adına da bu ziyafete davet edilen 24 çocuğu besleyecek bir Büyük Pasta hazırlanırdı. Pasta çok tatlı ve zengin olurdu, baştan aşağı da şekerli kremayla kaplanırdı. Ama bu pastanın içinde çok ama çok tuhaf malzemeler de kullanılırdı ve bunlardan birini yutan çocuklar Periler Diyarı’nı ziyaret edebilirlerdi…

Tolkien’in, George MacDonald’ın Altın Anahtar’ı için yazmaya başladığı önsöz, bu keyifli masala dönüşmüştür. Yüzüklerin Efendisi’nden neredeyse bir on yıl sonra ve yaratımı ömür boyu süren Silmarillion sona yaklaşırken yazdığı Büyük Wootton Demircisi, Tolkien’in ömrü boyunca edindiği tecrübe ve fikirlerin ürünüdür ve Tolkien hayattayken basılmış son kurgu eseridir.

Şimdi, neredeyse 55 yıl sonra, kendini Perilerin tehlikeli diyarında bulan bir gezginin bu hikâyesi; Tolkien’in ilk taslağı, hikâyenin çıkış noktasına dair notları, alternatif bir son ve Perilerin doğası üzerine yazdığı yayımlanmamış bir makaleyle beraber tekrar okurlarla buluşuyor.

“Bu kitabın akıldan silinmeyen bir etkisi var, ‘derin’ halk öykülerinin ortak bir özelliği. Harikulade ve akılda kalıcı.”

Times Educational Supplement

“Bu masalı ne kadar yakından incelerseniz, ardındaki fikrin ihtişamı kendini o kadar gösterecektir; ister yedi yaşında olun ister yetmiş yaşında, okumak isteyeceksiniz.”

New Statesman

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Büyük Wootton Demircisi, J.R.R. Tolkien, İthaki Yayınları, 2018, 216 Sayfa

ROMANDA ESTETİK KALKIŞMA 3 – CENGİZ GÜNDOĞDU

Bizler Romanda Estetik Kalkışma adlı kitaplarla insanda temel duyu olan estetik duyuyu devindiriyoruz

Tarihsel-toplumsal diyalektiği aksatmadan insanın yarattığı ürünler estetik ölçütlerle

Değerlendiriyoruz.

Neden böyle yapıyoruz

Hep söyledim…yıllardır söyledim. Türkiye’de güzel yargısı sanıya dayanır, bilgiye dayanmaz.

Retorik yapılır.

Bizler bu yanlışın üstüne yürüyoruz. Roman mı değerlendireceksin. Önce yazarın dilini

Ele alacaksın…sonra karakterler..sırayla örge…olay nasıl örülür…çatışmalar…itki, izlek…toplumsal çözümleme. Bir de şuna bakacaksın. Yazar anlatıyor mu, gösteriyor mu. Temel ilke şudur. Yazar göstermeli.

(…)

İnsanlarda estetik algı..estetik hoşlanma belirli bir düzeye çıkmamışsa o toplumda kaba-sabalık egemendir. Bir romanın estetiksel kavranışıyla kaba-sabalıktan arınma başlar.

-Cengiz Gündoğdu-

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Romanda Estetik Kalkışma 3, Cengiz Gündoğdu, İnsancıl Yayınları, 2018, 400 Sayfa

CHİCAGO KIYILARI – STUART DYBEK

Amerikalı yazar Stuart Dybek’in öykülerinde Güney Chicago’daki etnik mozaiği oluşturan insanların hayatı hayaller, mitler, sesler ve kokularla harmanlanmış bir kent şiirine dönüşüyor. Bu öyküler gerçekle fantastiği, etnik adetler ile Katolik ritüellerini iç içe geçirerek kentin hafızasını lirik bir dille kayda alıyor.

Çoğu öykü, gündüzün dünyeviliğinin yerini yeraltındaki duygulara bıraktığı, hayatın sıradanlığının sanrılı bir büyüleyicilik kazandığı alacakaranlık zamanında geçiyor.

Bir conga davulcusu ölmüş sevgilisinin hayalinin peşinden metronun derinliklerine sürreal bir yolculuk yapar. Alkolik bir kasap kendini ölü bir kızla buzluğa kilitlenmiş bulur. Uyurgezerler mahallenin lokantasına dadanır. Belediye tarafından kentsel dönüşüm bölgesi ilan edilen mahallede binalar yıkılır, caddeler otobana dönüştürülürken mahalledeki işsiz gençler kaybettikleri geçmişi sokaklarda arar dururlar. Yukarı kattan süzülen Chopin ezgileri, bir çocukla yersiz yurtsuz dedesini müziğin hüznü etrafında bir araya getirir. Bütün öykülerde, dışarıda kalanları, uyumsuzları, eksantrikleri, hayalperestleri birbirine ortak bir kayıp ve özlem duygusu bağlar.

“Stuart Dybek’in kurgusal dünyası hem sıradan hem de büyüleyici bir yer.” – The New York Times

“Chicago Kıyıları o kadar güzel bir kitap ki, aslına bakarsanız yazar olmak isteme sebebim de bu kitaptaki ‘Sıcak Buz’ adlı öyküdür. … Stuart Dybek Amerika’daki en şiirsel yazarlardan biri.” – George Saunders

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Chicago Kıyıları, Stuart Dybek, Yüz Kitap, 2018,