16 Aralık 2018 Pazar

İleri Haber

3. Havalimanı inşaatında 'Köle değiliz' diyerek başlattıkları eylemler sonrası gözaltına alınıp tutuklanan inşaat işçilerinin ilk duruşması Gaziosmanpaşa Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. 

Tutuklu 25 işçi ve 5 sendika yöneticisinin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildi. İşçilere yurt dışına çıkma yasağı da konuldu. Tutuklu işçilerden Serhat Bilici ise başka bir davadan, başka bir ilde tutuklu olduğu ve SEGBİS'le ifadesi alınamadığı gerekçesiyle tahliye edilmedi. Bir sonraki duruşma 20 Mart 2019'a ertelendi.

GÜNCELLEME 07.00

Aralarında TİP üyesi Yusuf Yılmaz ve Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut'un da olduğu 30 işçi serbest bırakıldı.

İnşaat işçilerinin mücadelesini karıncaların file karşı verdiği mücadeleye benzeten Karabulut, "Belki o fil tek tek karıncaları ezebilir ama o karıncalar birleştiğinde aynı 14 Eylül'de olduğu gibi o fili alt edebiliyor" dedi.

İşçilerin serbest bırakılmasının ardından açıklama yapan TİP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, "Arkadaşlarımızı aldık, tabi ki mutluyuz ama 3-4 aylık bir süre haksız hukuksuz biçimde işçi arkadaşlarımızı tutukladılar. Sanıyorum sabrımızı sınıyorlar, Ben sabrımızı sınamamalarını öneriyorum. Gecenin saat 4'ünde, -4 derece soğukta arkadaşlarımızı bekleyen bir ateş var yüreğimizde... Bu ateş onları yakacak" dedi.

 

GÜNCELLEME 22.30

Tutuklu işçilerden 30'u adli kontrol talebiyle tahliye edildi. Serhat Bilici, duruşmaya katılamadığı ve farklı bir dosyadan da tutukluluk kararı olduğu gerekçesiyle tahliye edilmedi.

Bir sonraki duruşma 20 Mart 2019'a ertelendi.

GÜNCELLEME 22.09

Avukat savunmalarının sona ermesinin ardından kararın açıklanması bekleniyor.

GÜNCELLEME 21.45

Avukat Ekin Güneş Saygılı cezaevlerindeki durumlardan bahsederek, müvekkillerinden bazılarının yerde yattığını, bazılarının da sağlık sorunları olduğunu belirtti. Çoğunun aile geçindirdiğini vurguladı. İddianamenin herkesi mağdur ettiğini söyledi.

GÜNCELLEME 21.28

Avukat Kazım Bayraktar savunmasını yapıyor:

"Tüm suçlamalar bir çuvala konulmuş. Sanki İGA müvekkillerimiz için 'Hepsini tutuklayın' demiş de tutuklanmış gibiler. Sermayenin kendisine vermiş olduğu yeleği ateşe atan işçiler suçlu değildir. Suçlamalar rastgele işçilerin ve sendikacıların üzerine atılmış. Tutukluların yakınları 'Ceza alırlar mı?' diye soruyorlar. Diyecek bir şey bulamıyorum çünkü tarihte bu suçlardan tutuklanan kimse yok. Yakınlara diyorum ki 'Gözdağını yeterli buldularsa bırakırlar'."

GÜNCELLEME 21.02

Avukatlar müvekkilleri hakkında tahliye ve beraat taleplerini gerekçeleriyle beyan etmeye devam ediyorlar

GÜNCELLEME 20.25

Duruşmaya verilen aranın ardından avukat savunmalarına geçildi. İlk savunmayı yapan Avukat Ahmet Baran Çelik:

"Bu işçiler insani koşullarda çalışmak ve emeklerinin karşılığını alabilmek için usulüne uygun bir şekilde taleplerde bulundular. Ama adli ve idari birimler tarafından onlara çok farklı cevaplar verildi. İşkence boyutunda muamelelerle gözaltına alındılar."

Avukat Çelik'in ardından savunma yapan Avukat Tamer Doğan ise şunları söyledi.

"Anlatılması gerekenleri sendikacı ve işçi arkadaşlar anlattılar. Dosyadaki absürd bir durumdan örnek vermek istiyorum: Yusuf, Yunus ve Anıl Deniz bir gün sonra işçilerin olmadığı bir alanda gözaltına alınıyorlar. Yani suçlanan dört maddeyi yapmış olamazlar. Absürt durumlardan biri de müvekkillerimizden Mehmet Celal Demir'in eylemler sırasında kaldırımda çekirdek yerken fotoğrafı olması. Ben müvekkillerimden çoğunun 8 gün şantiyede su akmadığı için gölette yıkandığını biliyorum."

GÜNCELLEME 17.57

Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut duruşmada savunmasına başta Gebze'deki Viyadük şantiyesinde olmak üzere iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm işçileri anarak başladı. İfadesine geçen Karabulut şunları söyledi:

DİSK Dev Yapı-İş Genel Başkanı olarak kölece çalışma koşullarına karşı mücadele vermek benim görevimdir. Bu görev bilinciyle orada bulundum. 3. havalimanı şantiyesine kaçak göçek değil, nizamiye kapısından sendika kimliğimi göstererek girdim. 

Oraya 12.30 gibi vardım. Ben gittiğimde İGA ile toplantı başlamıştı. Ben kafeterya kısmına gittim oradaki arkadaşlardan bilgi aldım. Görüşme bitti orada İnşaat-İş'ten arkadaşlar vardı. Birlikte işçilere açıklama yaptık. Toplantıya girdiğimde kaymakam konuşuyordu. 'Ben bu bölgenin mülki amiriyim ama havalimanının mülki amiri İGA CEO'su Kadir Bey'dir. O ne derse o olur' diyordu. Bunu duyunca insan afallıyor. Bir mülki amir nasıl kendisini İGA Ceosunun altında görüyor?

'İŞÇİLER HAKKINI KULLANDI'

O konuşmadan sonra DİSK YK üyesi Kamber Saygılı'nın geldiğini öğrenince karşılamaya gittim. Orada GBT yapıldı ve yasak denilerek içeriye alınmadık. İşçiler anlaşmaya varılamadığı için direnişe devam kararı aldı. Bu da iş kanununda, İSİG yasasında ve anayasada işçilere tanınmış yasal haktır. İşçiler bu hakkını kullandı.

'PLASTİKLE DEMİRE VURMAK KAMU MALINA ZARAR VERMEKSE İŞÇİLER DEĞİL, BEN SUÇLUYUM'

Yetkililerle yapılan toplantıdan sonra işçilere yönelik konuşma yaptım. İşçilere kölece çalışma koşullarına karşı iş bırakma çağrısı yaptım. Konuşurken işçilerin bir kısmı alkışladı bir kısmı da plastik baretleri ile ses çıkarmak için demirlere vurdu. Buna 'kamu malına zarar' deniyor. Plastik madde demire zarar veriyorsa burada ben suçluyum çünkü işçiler beni desteklemek, ses çıkartmak için böyle yaptı.

'ŞANTİYEDEKİ KÖLECE ÇALIŞMA KOŞULLARINI SAĞIR SULTAN DUYMUŞ'

Mülki amirler ve patronlarla yapılan toplantıda 'işçilerin taleplerini araştıracağız' deniliyor. Araştıracağız demek bu talepleri yok saymaktır. Bu şantiyedeki kölece çalışma koşullarını sağır sultan duymuş, ne demek araştıracağız? İnsan öfkeleniyor.

Daha önce şubat aylarında da 3. havalimanı şantiyesinde büyük eylemler oldu. Eylemlerin ardından 'tamam sorunlar çözülecek' deniyor ama bir süre sonra sorunlar yeniden devam ediyor. Düşünün burada 36 bin işçi var ama giren çıkan işçi sayısı 250 bini buluyor. Giren kaçıyor. Bu nedenle sorunları araştıracağız demek talepleri görmezlikten gelmekti. Bunu biz de işçilerde gayet iyi biliyordu.

İşçilere konuşma yaptıktan sonra şantiyeye DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK YK üyesi Kanber Saygılı'nın ziyarete geldiğini ama içeri alınmadıklarını öğrendim onları almak için nizamiyeye gittim ancak bu sefer kolluk güçleri beni de dışarıya çıkarttı.

'ÖRGÜTLENMENİN KENDİSİ SUÇ OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR'

Whatsapp gruplarında yer aldım. Zaten sendikalar olarak bu grupları bir örgütlenme aracı olarak kullanırız. Bu bir suç değildir. Bu bir suçsa sendikal örgütlenmenin kendisi suç olarak görülmektedir.

'ÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZ DIŞINDA BAŞKA BİR SİLAHIMIZ YOKTUR'

Yaptığım hiçbir şeyi reddetmiyorum. İşçilere anayasadan, uluslararası hukuktan doğan iş bırakma çağrısı yaptım ve bunun nasıl örgütlenmesi gerektiğini anlattım. Sözümüz dışında, üretimden gelen gücümüz dışında başka bir silahımız da yoktur."

GÜNCELLEME 17.17

İnşaat-İş Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Özkanlı ifade veriyor:

"Sendikacılık görevim İGA'nın güvenlik güçleri tarafından engellemeye çalışıldı. Saat 9-10 arası 3. görüşme gerçekleşti. Kadri Samsunlu, yemekhanede yemek yiyerek göstermelik bir şov yaptı. İşçiler kızdı, taleplerimizin karşılanmasını istiyoruz dediler. Sonra işçileri kışkırttılar, biz ne olduğunu anlamadan arbede yaşandı, gözaltılar oldu. O öfkeli kitleyi durdurduktan sonra bilinmeyen numaralardan İGA yöneticilerinden tehdit içerikli telefonlar almaya başladık. Sonra koğuşlar basıldı, gözaltına alındık. Gece kampta kalmamızın sebebi ise görüşmelerin uzaması. Gozaltında avukatlarımızla görüşemedik. Usulsüz uygulamalar yapıldı."

GÜNCELLEME 15.00

Verilen aranın ardından Ramazan Gözel'in sorgusuna geçildi. Gözel eyleme katılma nedenini şöyle anlattı: 

"Katılma nedenim kuzenimin yaşadığı iş kazasına öfke duymam. Raporlu olduğum için ücretimi kestiler bunlara tepki duyduğum için katıldım" Şiddet suçlamalarını kabul etmeyen Gözel "Ayağımda terlik vardı asker de biliyor şortluydum. O dediklerini nasıl yapabilirim anlayamadım" dedi.

İşçilerden Mustafa Atay'ın savunmasına geçildi. Atay, "Üniversite öğrencisiyim yıllardır harçlığımı çıkarmak için inşaatta çalışırım. O sabah servise binmek için çıktım ama işin iptal olduğunu söylediler. Eylem vardı. Yeniden döndüm yatakhaneye ama içeriye gaz bombası atıldı. Ben de telleri keserek dışarı çıktım. Ki iddianame özensizce hazırlanmış, bu bile belli değil. Sonra gaz müdahalesi bitince arkadaşlarımla birlikte yatakhaneye geldim. Hiç bir şeye karışmadım" dedi.

Tutuklu işçilerden Deniz Aslan'ın savunmasına geçildi, Suçlamaları reddeden Aslan, İGA yönetiminin kendisini 'vatan haini' diye suçlayarak tehdit ettiğini anlattı.

Diğer tutuklu işçi Murat Altıntaş da savunmasında havalimanı koşullarından bahsederek suçlamaları kabul etmediğini anlattı. "Taşeron firmalar yetkilerini kötü kullandılar. Mesela 2 ay geçmeden işten çıkamıyordunuz, kendileri çıkış vermezse havalimanında başka bir yerde iş bulamıyorsunuz" dedi

GÜNCELLEME 13.30

Mahkemenin beraat talebini reddetmesinin ardından işçilerin savunmalarına geçildi. Savunması alınan işçi Teyip Kırğın "Siverek'ten bizi 2500 lira diyerek getirdiler 1800 lira verdiler. İşten ayrılmak istedim fakat ekim sonuna kadar çalışmak zorundasın dediler. Yanımda arkadaşımı elektrik çarptı hakkında tutanak bile tutulmadı" dedi.

Serviste yaşanan sorunları, ağır çalışma koşulları ve fazla mesailerini anlatan Kırğın eyleme katılma sebeplerinin bunlar olduğunu söyledi.

Hakim Kırğın'ın savunmasını "Bunları İş Mahkemesi'nde anlat" diyerek kesti. Duruşmaya ara verildi.

GÜNCELLEME 13.10

Hakim yargılamadan beraat talebini reddetti, işçilerin savunmasına geçiliyor.

GÜNCELLEME 13.08

Salondaki Jandarma teğmenlerden biri silahını göstererek işçileri tehdit etti. Avukatların itirazı üzerine Jandarma teğmen salondan çıkarıldı.

GÜNCELLEME 12.55

Sorgular öncesi söz alan avukatlardan Kazım Bayraktar, dosyanın suç üretmek için oluşturulduğunu belirterek şunları söyledi:

"Bu iddianame patron devlet ittifakının ifadesidir. Patronla onun ofisinde yapılan görüşmeye bile yanında devlet gücüyle geliyor. O görüşmelerde işçilerin talepleri de iddianamede yer almıyor. Kamunun baskı gücünü de yanına alarak görüşmeye gelen Kadri Samsunlu (patron) talepleri dikkate alarak sorunu çözmek yerine bizim bu görüşmeye gelmemiz bile lütuftur diyor. İddianame sendikacıların orada olmasını suç olarak koyuyor. Bir iddianamede sendikacılık bu şekilde tanımlanır mı?"

Av. Songül Beydilli de iddianamenin hukuki nitelik taşımadığını belirterek "Bu iddianame hukuki belge değildir, çünkü olayı ters yüz etmiştir. Hak kulanımı suç teşkil etmez, iddianeme hak kullanımını suç haline getirmiştir" dedi. Beytilli, "Toplumsal ihtiyaç değerlendirmesinde işçinin sağlığı mı patronun karı mı daha önemli olacak?" iye sordu.

Av Mürsel Önder ise işçilerin gözaltı ve tutuklanma sürecindeki hukuksuzluklara dikkat çekti. Jandarmanın kırdığı kapıların işçiler yapmış gibi gösterildiğini söyleyen Önder  "İddiname evlere şenlik. Mantık içler acısı. Savcı adeta sözcüklerle kavga etmiş. Neymiş çalışma şartı bahaneymiş, neymiş sözde sendikacıymış. Merak ediyorum niye yoksullardan bu kadar nefret ediyorsunuz? Savcı bir gün empati için o yatakhanelerde kalamazdı" dedi.

GÜNCELLEME 12.04

Dev Yapı- İş Genel Sekreteri Özgür Karabulut'un savunmasına geçildi.

Karabulut, "DİSK Dev Yapı İş Genel Başkanı ve inşaat işçisiyim. Bir çocuğum var, biri de bir hafta sonra doğacak" diyerek sözlerine başladı.

GÜNCELLEME 11.40

Avukatlar, iddianamenin değerlendirilmesini yaparak derhal beraat kararında bulunmak üzere söz aldılar

GÜNCELLEME 11.22

Mahkeme heyeti geri adım attı, basın emekçilerinin hepsi salona alınıyor.

GÜNCELLEME 11.03

İşçilerin kimlik tespitlerinin yapılmasına başlandı. Basın emekçileri 'İçeri sadece 5 basın mensubu alınacak' kararına tepki gösterip içeri girmedi. 'Ya hep beraber gireceğiz ya da girmeyeceğiz' diyorlar.

GÜNCELLEME 10.59

Tutuklu işçiler salona alınmaya başlandı. Avukatlar, sanıkların kelepçeyle salona alınmasına itiraz etti. Tutuklu işçilerin kelepçeleri, işçiler salona girdikten sonra çıkartılıyor. Hala kelepçelerin çıkartılmasına devam ediliyor.

GÜNCELLEME 10.55

Jandarma izleyicilerin önüne etten duvar ördü. Ailelerden biri "Bize perde mi çekiyorsunuz, öyleyse bizi dışarı çıkarın" deyince komutan, "Tutuklular gelince açacağız" dedi.

GÜNCELLEME 10.43

Avukatlar, aileler ve milletvekilleri salona alındı.

GÜNCELLEME 10.34

Avukatlar duruşma salonuna alınmaya başlandı.

GÜNCELLEME 10.21

Yemekhane duruşma salonuna dönüştürüldü. Avukatlar, milletvekilleri ve aileler içeri alınmak üzere yemekhane önünde bekliyor.

GÜNCELLEME 10.07

Basın açıklamasının ardından duruşmaya geçilirken, duruşma salonuna yalnızca milletvekilleri ve tutuklu işçi ailelerinden 1'er kişi alındı. Polis, basının ve izleyicilerin duruşmaya girmesini engelleyerek duruşmayı basına kapattı.

GÜNCELLEME 09.25

Duruşma öncesi 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen basın açıklamasına milletvekilleri Erkan Baş, Barış Atay, Oya Ersoy, Ali Şeker, Kani Beko, Sezgin Tanrıkulu,Filiz Kerestecioğlu, Gamze İlgezdi, İlhan Cihaner, Levent Tüzel, Canan Kaftancıoğlu ve Onur Hamzaoğlu da katıldı. Tutuklu işçilerin ailelerinin konuşmalarının ardından basın açıklaması okundu ve işçilerin 17 talebi tekrar sıralandı.

Aralarında DEV- Yapı İş Genel Sekreteri Özgür Karabulut ve Türkiye İşçi Partisi Yusuf Yılmaz'ın da bulunduğu 31 tutuklu işçinin 09.30'da başlayacak duruşmasına siyasi parti ve sendikalar katılım çağrısı yaptı.