14 Ağustos 2018 Salı

Meryem Yıldırım - @Meryem_Yildrim

Dövizdeki rekor artış sürerken AKP cephesinden “Ekonomik savaşımız sürüyor” gibi hedef saptıran açıklamalar ise gelmeye devam ediyor.

Konuyla ilgili sorularımızı cevaplayan yazarlarımızdan iktisatçı Ergun Çağlayan, dövizdeki yükselişin sebebi, vatandaşa yansıması ve AKP’nin ‘Yeni Ekonomi Modeli’ hakkında açıklamalarda bulundu.

Çağlayan’la yaptığımız röportajı okurlarımıza sunuyoruz.

‘ÇÖKÜŞÜN NEDENİ SERMAYE’

- Dolar 6, Euro 7’ TL’yi aştı. Basına doların 7 TL’ye çıkacağına dair bir iddia yansımış fakat sonra yalanlanmıştı. Ancak dolardaki yüksek ateş 7 TL’ye sürüklenir mi sorularını akıllara getiriyor. Nereye gidiyor bu işin sonu?

Şu an yaşamakta olduğumuzun bir yukarı hedefi, veya limiti belirlenemez diye düşünüyorum. Bu bir yerel para birimi çöküşü. Yani mevduatını, yatırımını, gayrımenkulünü TL cinsinden yatırmış olanların, ülkeye güveninin zincirleme çöküşüne ülke riskinden kaçma histerisi yaşanıyor. Kaçmaya çalışan sadece “saldırdığı, komplo yaptığı” düşünülen yabancı sermaye çevreleri değil her boyutta sermaye. Ortalama bir hane halkı bile bir kenarda kara günler için altın veya döviz dursun diye düşündüğü anda ülke riskinden kaçmış oluyor. Bunu büyük sermayenin yaptığını düşünün, zincirleme bir saldırı halini alıyor…

Nereye kadar sorusuna belli bir yaşın üzerindekilerin hatırlayacağı Çiller bonosuyla yanıt vereyim. 1993 döviz krizi, 1994 Nisanında vergiden muaf üç ayda net yüzde 50 faizli devlet kağıtlarına sermayenin teveccüh etmesiyle sona ermişti. Öyle bir ikna edici astronomik borçlanma çağrısından başka çare kalmamış olabilir.

‘KRİZ GÖSTERE GÖSTERE GELDİ’

Dövizdeki bu rekor tutulmasının arkasında yatan nedenler sizce neler? Yalnızca rahip Brunson krizi ve arkasından gelen ABD yaptırımları mı bu artışın sebebi?

Bu dalga 2013 yılı ortasında FED’in sıfır faiz politikasını ve parasal genişlemeyi aşama aşama terk edeceğini açıkladığında başladı. AKP yönetimi, o günden bugüne süreci çok kötü yönetti ve kriz göstere göstere geldi. Rahip olayı bir tetikleyici olabilir ama olmasaydı da başka bir tetikleyici belirecekti, bundan emin olabilirsiniz. ABD yaptırımları, AKP’nin kötü yönettiği, yönetemediği sürecin sonuçlarını kendi tabanına ABD-FETÖ saldırısı şeklinde gösterme çabasının diplomatik geleneklere büyük gelerek iki ülke arasındaki sermaye kardeşliğinin yasalarını çökertmesiyle ilgilidir. AKP kuşkusuz şu anki panik sayesinde bunu da okuyamayacak ve sermaye temsiliyetinin gereklerini yerine getiremeyecek durumda.

Döviz alım satımlarının durduğuna dair bilgiler var?

Bunlar bankaların artan hareketliliği yönetmek için verdikleri geçici reflekslerin abartılmasıyla çıkan söylentiler olabilir. Bankalararası piyasa normal çalışıyor. Ama kuşkusuz bu normallik, aşırı oynaklık içeriyor.

‘İŞSİZLİK VE YOKSULLAŞMA DALGASI UZAYACAK’

Vatandaşa etkisi nasıl olacak?

Yandaş müteahhit ve enerji şirketleri kurtarılsa bile yeni iş aktivitesinde büyük bir düşüş bekliyorum. İşsizlik ve sadaka ekonomisinden tekrar güç almaya çalışacak ve bu alanda muhalefetin zayıflığının avantajını kullanmak isteyeceklerdir. Yeni kaynak bulmak için yapılacak anlaşmanın adı IMF stand-by olmasa bile eşdeğer bir şey olmak durumunda. Bu da reel gelirlerin düşürülmesi, bordrolulara ve emeklilere enflasyonun çok altında zam, yaygın iflasların yaratacağı işsizlik olarak önümüzdeki en az bir buçuk yıl boyunca geri dönecek.

Ben bunun minimum ve iyimser bir süre olduğunu varsayıyorum. Bu süre, ekonomideki genel borçlanma oranında düşüş sağlanıncaya kadar 5-6 yıla uzayacak bir genel durgunluk-işsizlik-yoksullaşma dalgasıyla uzamasının çok ciddi bir olasılık olduğunu ayrıca bekliyorum.

Bu kez reel emlak fiyatlarındaki çöküş, kira ekonomisini de vurarak bize farklı kriz tatları yaşatacak gibi görünüyor.

'YENİ MODEL EMEKÇİYİ KURTARMAYACAK'

AKP hükümeti bugün bir ‘Yeni Ekonomi Modeli’ açıkladı. Piyasalarda tedirgin bir bekleyiş var.  Yeni modelin çözüm reçetesi sunacağını düşünüyor musunuz?

Saray hükümeti, krizin yıkımını öncelikle kendi ve yandaşları dışında tutmak için çaba içinde olacak. Döviz borçlarının çoğu şirketi silme noktasına getirmesi, vergilerimizle yeni kurtarma operasyonları düzenlenmesi girişimlerini getirecektir. İkincisi döviz ihtiyacı borçlar haricinde de cari açığın finansmanı gereği yüzünden sürüyor. Mevcut koşullarda yeni kaynağa ulaşabilmek için IMF stand-by anlaşması veya muadili ikili ve çok taraflı anlaşmalara ihtiyaç olacak. Yeni modelin nasıl bir kur rejimi önereceğini tahmin etmek güç. Yaşadıklarımız asıl etkisini Eylül-Şubat arasındaki altı ayda gösterecek. Ama bol miktarda kurtarma operasyonuna ve genel fakirleşmeye, tabii büyük bir işsizlik ve iflas dalgasına hazır olmak gerekiyor.