17 Ağustos 2018 Cuma

Ülkesindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Mert savaşı ve Türkiye’deki mülteciliğini anlattı.

Suriyeli Mert. “13 yaşında okulu bıraktım, 15 yaşında bütün sorumluluklar benim omuzlarımda hissettim. 17 yaşımda herkesin acımasız olduğunu 18 yaşında kimsesiz olduğumu fark ettim. 20 yaşımda ben de acımasız olmayı denedim ama olmadı” diyen Mert şimdi 21 yaşında. 

‘BABAMIN YOKLUĞU BENİ EVİN BÜYÜĞÜ YAPTI’

Evrensel'den Hasret Kanat'a konuşan Mert, savaştan sonra değişen hayatını şu sözlerle anlatıyor:

“7 yaşımdan itibaren Halep’te hem okula gidiyordum hem çalışıyordum. İlkokulu bitirdikten sonra babamdan gizlice oyunculuk okuluna yazıldım. Oyunculuğa yeteneğimin olduğunu söyleyen hocalarım beni teşvik ediyordu. Benim için her şey zorlu ama güzel gidiyordu. Bir anda savaş çıktı. Nereden, nasıl çıktığını anlamadık bile. Savaş başlarken henüz 13 yaşındaydım. İnşaat mühendisi babam işini kaybetti. Başka bir şehre taşındık.  Babam o şehirde 6 ay boyunca bir yer bulmaya çalıştı. Babamın yokluğu beni evin büyüğü yaptı. Evi geçindirme sırası bendeydi. Okulu bırakıp gittiğimiz yeni şehirde berberde çalışmaya başladım. O şehrin bir denizi vardı o denize gider hep dertlerimi anlatırdım. O denize karşı düşünür dururdum! Suriye’deki savaşta “Niye öldüm, niye öldürdüm” kimse bilmiyor. Bazıları “cihat” diyor ama cihat “kafire” karşı olur. Karşındakiler Müslüman. İki eniştem Esad askeri, halamın oğlu para için IŞİD’e katıldı. Gaziantep’te akrabalar vardı. İş ayarladılar. 15 yaşımda Türkiye’ye geldim.”

‘İŞİN YORUCULUĞU YÜZÜNDEN AĞLIYORDUM'

Mert, Türkiye’ye geldikten sonra yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor:

“Gelir gelmez akrabam bana ‘Nasılsın’ bile demeden işin içine soktu. Günlük bana 10 lira veriyordu. Günlük aldığım para, 13 yaşımda dertten başladığım sigara parasına bile yetmiyordu. Patron bana  “Türkiye’de böyle” dedi. Bir hafta çalışıp sonra bıraktım.  Bir başka akrabam ütücülük yapıyordu, ama fabrikada! Orası bana aylık 900 lira verdi.  İşin yoruculuğu yüzünden saat başı lavaboya gidip ağlıyordum.  İki hafta dayanabildim. Sonra bir mısırcının yanında çalışmaya başladım. Ama mısırcılıkta da bağırmam gerekiyordu. Önce kısık kısık “süt mısır” diye bağırmaya başladım. Sonra “Taze dere süt dere, bu dere nasıl dere, dişleri sarı sarı” diye manili bağırdım. Adana’da yaşayan ablamın yanına gitmek gerekti. Cebimde 70 lira vardı. Otobüs bileti 50 lira. Cebimde 20 lira kaldı. Ailemin benden tek isteği paraydı. Ne kadar kazanıyorsam Suriye’ye gönderiyordum.”

‘HAYALİM BİR GÜN İYİ BİR OYUNCU OLMAK’

Bir reklam şirketinin sosyal medya üzerinden kendisine ulaştığını belirten Mert, “ Fotoğraflarımı çektiler. Mert ismini de reklam şirketi verdi. Artık kendimi Suriyeli ismimle değil Mert ismimle tanıtıyorum. Röportajlar, fotoğraflar beni umutlandırdı. Küçük roller olunca beni çağırmaya başladılar. Kimliğim olmadığı için benimle sözleşme yapmadılar. Kimlik çıkarmak istedim ama kimlik çıkarmayı durdurmuşlardı. Yolda polis çevirip kimlik sorunca yalandan ceplerime bakıp, “Evde unuttum herhalde” diyordum. Küçük rollerde oynadığım dizilerde hiçbir gün para almadım. Çağlayan’da şimdi bir cafede garsonluk yapıyorum.

Hayalim bir gün iyi bir oyuncu olmak. Bunun umuduyla yaşadım. 11 yaşında fark ettim ben hiçbir şey olamayacağımı. Çünkü durumumuz yok. Hayatım çalışmakla geçecek.” Diye konuştu.