21 Eylül 2018 Cuma

İleri Haber

Adnan Oktar. Kamuoyunda bilinen adıyla “Adnan Hoca.”

İstanbul’da bu sabah 235 kişiye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve 31 ayrı suçlama yöneltilen Oktar, son 25 yılda ismi farklı soruşturmalar, suçlamalar ve açıklamalarla gündeme gelmiş bir isim.

Kamuoyunda “Kedicikler" adıyla anılan kadınlarla yaptığı televizyon programlarıyla öne çıkan gerici Aktar, "İslami yaratılış" adını verdiği teoriyi savunarak Darwin'in evrim teorisi karşıtı görüşler yayıyor, kitaplar yazıyor.

EVRİM DÜŞMANI GERİCİ OKTAR...

Asıl adının Adnan Arslanoğulları olduğu öne sürülen, “Harun” ve “Yahya” adlı peygamberlerden yola çıkarak bu takma adla çok sayıda evrim karşıtı kitap hazırlayan Oktar'a göre evrim, doğrudan materyalizm, Nazizm, komünizm ve Budizm'le bağlantılı şeytani bir öğreti.

Adnan Oktar grubuna bağlı internet siteleri, TV ve değişik yayın araçları da Mehdilik, evrim, yaratılış, ahir zaman, Mesih, İsa'nın dönüşü gibi konularda yayın yapıyor.

KAMUOYU ADNAN OKTAR VE ÇETESİ İLE NASIL TANIŞTI?

12 Kasım 1999 tarihinde içlerinde Adnan Oktar 'ın da bulunduğu, Bilim Araştırma Vakfı'na (BAV) mensup 85 kişi gözaltına alındı. Örgüt suçlamasıyla dava açıldı.

Adnan Oktar ve bir grup müridi hakkında açılan "çıkar amaçlı örgüt kurma" davası, 24 Kasım 2005'te İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla zamanaşımına uğradığı gerekçe gösterilerek düşürüldü. Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi'nin bu kararı bozması sonrası İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Oktar hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirdi. 9 Mayıs 2008'de Oktar ile 17 sanığın yargılandığı davayı karara bağlayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Adnan Oktar 'ı "çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan lehine olan yeni TCK'nın 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç yıl hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme heyeti, "adı geçen örgütün organize bir şekilde mahkemeyi baskı altında tutmak ve yargılamayı engellemek için görsel ve yazılı basına ilanlar verdiğini belirterek, mahkeme başkanı Salih Öztürk ve üye hakim Nuran Yalınbaş'a hakaret ve iftirada" bulunduklarını bildirdi. Mahkeme heyeti ayrıca, Oktar'ın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCK'nın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.

Yargılamalar kapsamında verilen ifadeler, Adnan Oktar grubunun yapılanmasına da ışık tuttu.

‘HEM MARKSİSTLER YOĞUN HEM DE SANATIN KALESİ’

1956 yılında Ankara'da doğan Oktar, 1979 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisini girdikten sonra kendi ifadesine göre "Adnan Hoca Grubu" isimli yapılanmasını da burada oluşturmaya başladı: "1979-80 yıllarında Adnan Hoca Grubu olarak bilinen örgütlenmeyi tek başıma oluşturmaya başladım. O dönemde Yasin Gürlek ve 2-3 kişi daha benim yanımda idi. Daha sonra Akademi öğrencileri arasından 20-25 kişilik bir grup oluşturdum. Gürlek halen benim müridimdir ancak örgüt içinde bir görevi yoktur."

Oktar, "Harun Yahya" isimli internet sitesinde Mimar Sinan yıllarına ilişkin şunları anlatıyor: "Güzel Sanatlar Akademisi, Fındıklı. Orayı gözüme kestirdim, orası çok iyiydi. Hem Marksistlerin çok yoğun olduğu bir yer, yani tamamen onların hakimiyetindeydi, hem de sanatın kalesi. Üstad Said-i Nursi Hazretleri de, sanat, marifet ve ittifakla karşı mücadele vereceğiz diyor, ateizme karşı. Ben tam yerine gidiyorum o zaman dedim.

Üçüncü olarak kazandım. Okul benim için çok uygundu. Atölye çalışması vardı, devam mecburiyeti yani o kadar kontrollü değildi. Sabahtan akşama kadardı okul. Açıktı atölye de, yani inanılmaz kolay faaliyet yaptım Allah'a şükür. Darwinizm ile ilgili kitaplar dağıttım. Tebliğ yaptım, anlattım. Okul iyice doyduktan sonra, yani kanaatim geldikten sonra, ben dedim, şimdi Felsefe bölümüne geçeyim İstanbul Üniversitesi'nin. Üniversite imtihanlarına girdim. Orası da yine ilk tercihimdi, orayı da kazandım. Orada da faaliyetlerime başladım, devam ettim. Ama baktım ki, fert fert anlatmaktansa kitap olarak anlatmak daha etkili olacak, daha geniş kitlelere yönelecek. O zaman kitap yazmaya karar verdim."

‘ADNAN HOCACILAR’

‘Harun Yahya’ ismiyle dini kitaplar yazan Oktar, dini içerikli konuşmalarında da sık sık Said-i Nursi'ye sık sık atıflar yapıyor.

1991 yılında, 35 yaşındayken Bilim Araştırma Vakfı'nı kuran Adnan Oktar'ın yapılanması bu yıllarda büyümeye ve çevresindekiler de "Adnan Hocacılar" olarak anılmaya başlandı.

Adnan Oktar yapılanması, 90'lı yıllardan itibaren ünlü ailelerin çocuklarının gruba katılması ile de dikkat çekti. DGM yargılaması sırasında, "mürit" olarak tanımlanan bazı kişilerin ailelerinden meşru olmayan yollarla gelir elde ettiği gündeme gelmişti.

2011 yılında kurduğu A9 televizyonunda "erkek kardeşler" ve "kadın bacılar" adları ile yaptığı programlarla daha fazla kamuoyunun önüne gelen Aktar grubu hakkında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu şu raporu hazırlamıştı: "Reyting kaygısıyla genç kızların cinsel meta olarak kullanılmaktan kaçınılmadığı, toplumun ahlaki değerlerini yozlaştıran bu tutumun ve aşırı dekolte giyim tarzının Adnan Oktar tarafından normalleştirilmeye çalışıldığı..."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'I DA DESTEKLİYORDU

Refah Partisi döneminde Necmettin Erbakan ile yakınlaşan Oktar, son dönemde kendisine ait yayın organlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da destekleyen mesajlar paylaşıyordu.

DİYANET İLE LAF DALAŞI: KERHANEDEN ALINAN VERGİLERLE MAAŞINIZ ÖDENİYOR

Sansayonelleriyle gündemden düşmeyen gerici Oktar, skandal fetvalarıyla gündemdeki yerini hep koruyan Diyanet ile yaptığı atışmayla da gündeme gelmişti.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş, Oktar'ın akli dengesinin yerinde olmadığını öne sürmüş, A9 kanalında yayınlanan program hakkında "İnşallahlar, maşallahlar havada uçuşuyor. Dini bir takım referanslar ve orada dansöz oynatıyorsun böyle bir şey olabilir mi?" diye çıkışmış; Oktar da Erbaş için "Kerhanelerden, kumarhanelerden, içki fabrikalardan alınan paralarla, vergilerle maaşlarınız ödeniyor. Bir kere bunlar hakkında açıklama yaptınız mı, bunlara sesinizi çıkarttınız mı? Gıkın çıkmıyor hoca efendi" yanıtını vermişti.

‘BİZE OPERASYON GELİYOR’ AÇIKLAMASI

Adnan Oktar’ın fahri başkanı olduğu Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı Başkanı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş, geçtiğimiz aylarda dikkat çeken bir açıklama yapmıştı. Avusturya'da yaşayan bir kişinin, uzun süredir haber alamadığını belirttiği biri 17 yaşında olan 2 kızını Adnan Oktar'ın programında gördüğü ve Türkiye'ye gelerek kızlarının zorla bir yerde tutulduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine soruşturma başlatılmıştı.

Bu gelişmenin ardından Adnan Oktar’ın fahri başkanı olduğu BAV Başkanı Yavaş, ‘FETÖ’ye sığınarak bir komplo hazırlığında olunduğunu öne sürmüş, “Vakfımızın Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar, devletimizin üniter yapısını korumaya yönelik çalışmalarıyla PKK, FETÖ, IŞİD terör örgütleri ile İngiliz Derin Devleti gibi şer odakları gibi yapılanmalara karşı yürüttüğü kararlı mücadelesi ile tanınmaktadır” iddiasında bulunmuştu.

Ocak 2018'de yapılan açıklamada, kendilerine operasyon düzenleneceğini açıklayan BAV, haklarında suç delilleri hazırlanacağını iddia etmişti.

“BAV mensuplarına karşı kapsamlı bir komplo hazırlığına giriştiklerine ve önümüzdeki günlerde yeni suç veya suç delilleri uydurularak BAV mensuplarını mağdur etmeye yönelik kötü niyetli hazırlıklar yapılacağına dair, tarafımıza duyumlar ulaşmıştır" denilen açıklama şöyle devam etmişti: Bu duyumlarımıza göre; emniyet birimlerini uydurma bilgilerle yanıltan söz konusu odaklar, BAV camiası ile bağlantısı olduğunu düşündükleri ev ve ofislere baskın yaptırarak, buralara camiamızı haksız bir biçimde suçlamaya yarayacak sahte suç delilleri yerleştirmeyi planlamaktadır.

Özellikle millet olarak böyle zor bir dönemeçten geçerken, BAV karşıtı odaklar Sn. Fahri Başkanımız Adnan Oktar’ın ve vakıf camiamızın Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümetimize olan desteğini engelleme amacı taşımaktadırlar. Suni oluşturulmuş konularla dikkatimiz dağıtılmak istenmektedir. Bu gibi konularla bizi meşgul etmek isteyenler, Sn. Cumhurbaşkanımız’a ve Hükümetimize olan desteğimizi ve PKK’ya karşı olan ilmi mücadelemizi engellemeye Allah’ın izni ile kimsenin güç yetiremeyeceğini bilmelidirler.Sonuç olarak, bir kısım kripto Fetöcü yargı ve emniyet mensuplarını kullanarak BAV camiasına karşı haset duygusu ile yönelebilecek saldırı ve iftira girişimlerine karşı gereken tüm yasal tedbirlerin alınacağını kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız."

31 AYRI SUÇLAMA

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından bu sabah aralarında Oktar’ın da olduğu 235 kişiye yönelik operasyon başlatılmış, gruba yönelik 31 ayrı şu suçlama yöneltilmişti:

"Emniyet Müdürlüğümüz Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yönelik olarak; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması cinsel taciz, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, siyasi ve askeri casusluk, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik, terörle mücadele kanununa muhalefet, tehdit, cebir, iftira, halkı askerlikten soğutma, hakaret, suç uydurma, yalan tanıklık, nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet, vergi usul kanununa muhalefet, rüşvet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, eziyet, kişisel verilerin kaydedilmesi siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin engellenmesine dair kanuna muhalefet suçlarından 11.07 2018 tarihinde 235 şüpheliye yönelik olarak operasyon başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

OPERASYONUN ARDINDAN AKTAR’DAN İLK AÇIKLAMA

Operasyon ardından kaçmaya çalışırken gözaltına alındığı aktarılan Oktar, "İngiliz istihbaratı uzun süredir bize operayon yapılmasını istiyor. Bu konuda Türkiye'ye heyet gönderildi. Tayyip Bey'in İngiltere ziyareti sırasında da bu talep kendisine iletildi" iddiasında bulundu. Seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'yi desteklediklerini söyleyen Oktar şunları kaydetti:

"Biz vatanına milletine bağlı insanlarız. PKK'ye, vatan millet düşmanlarına operasyon yapılması gerekirken bize yapılıyor. Bu operasyondan Tayyip Bey'in de İçişleri Bakanının da haberi olduğunu düşünmüyorum. Kırgın değilim ama şaşkınım."