25 Eylül 2018 Salı

AYM, Bakanlar Kurulu’nun Sur için 2016 yılında aldığı "acele kamulaştırma" kararının iptal edilmesi için yapılan başvuruya ret kararı verdi.

Bakanlar Kurulu’nun 2012 yılında “riskli alan” ilan edip, 21 Mart 2016’da Resmi Gazete’de yayınladığı kararla Diyarbakır’ın Sur ve Yenişehir ilçelerine bağlı 15 mahalledeki 6 bin 300 parsel için “acele kamulaştırma” kararı vermişti.

Sur’da bulunan evi, daha önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenen ve restorasyon projesi onaylanan Halit Ölmez isimli yurttaş, Bakanlar Kurulu’nca alınan “acele kamulaştırma” kararı şartlarının oluşmadığı ve hukuka aykırı olduğunu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine Danıştay’a dava açtı. 

Davaya bakan Danıştay 6. Dairesi, kamulaştırma kararında “hukuku aykırılık bulunmadığını” ileri sürerek davayı reddetti. Daire, yargılama gideri ve davalı tarafın avukatlık vekâlet ücretinin de davacı Ölmez’den tahsil edilmesine karar verdi. 

Karara dönük yapılan itiraz ise, kurul üyesi iki hakimin karşı oyu ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından oy çokluğuyla reddedildi.

AYM’YE TAŞIDI

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, bunun üzerine Halit Ölmez, avukatı Rona Sidar Ölmez aracılığıyla Kasım 2017’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. 

Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvuruya “kabul edilmez” bulan AYM, gerekçe olarak ise şunları öne sürdü: 

“Somut olayda, başvurucu mülkiyet haklarına hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiğini ileri sürmüş ise de sunulan bilgi, belge ve deliller, derece mahkemelerince yapılan tespitler ile yargılamanın bütünü ve adil dengenin korunmasını sağlamak maksadıyla başvurucuya, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı yetkili makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağı tanınmış olması hususları dikkate alındığında, müdahalenin yasal mevzuata uygun ve meşru bir amaca yönelik olduğu, ayrıca müdahalenin mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozmadığı değerlendirilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

‘KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA…’

Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Hüküm açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, yargılama giderinin kesin olarak başvurucu üzerine bırakılmasına…”

Danıştay’ın ardından başvuruda bulundukları AYM’nin verdiği kararla, etkin bir iç hukuk yolu olmadığını kanıtlandığı eleştirisinde bulunan Av. Rona Sidar Ölmez, en yakın zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuracaklarını kaydetti.