21 Eylül 2018 Cuma

Mersin Tarsus 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 56 yaşındaki hasta tutuklu Cemil İvrendi, yaşadığı sağlık sorunlarını ve tedavi sürecinde karşılaştığı yaklaşımları İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi'ne gönderdiği mektupta anlattı. 1994 yılından bu yana cezaevinde olduğunu belirten İvrendi, bu süre zarfında tam 15 cezaevi değiştirmiş. 

2002 yılında Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde iken “kalp yetmezliği” hastalığı tanısı konulduğunu paylaşan İvrendi, sevk edildiği Diyarbakır Dicle Tıp Fakültesi’ne yatırıldığında ise kendisine “Aort kalp kapakçığı iflas etmiş” denilip, yaşamasının mucize olduğu ifade edilmiş. O günden sonra yaşamının “Coumadin 5 mg” denilen tablet ilaçlarına bağlı olduğunu dile getiren İvrendi, “Bu ilacın özelliği kan sulandırıcıdır. Yani ayda bir kez hastaneye gidip, kan tahlilleri yaparım ve bunun sonucunda doktorlar yeniden dozajını belirler. Aynı zamanda kaç gün sonra kontrole gidilmesi gerektiğini de belirler. Ancak kaldığım cezaevleri yönetimlerinin kimisini mahkemeye vererek bu kontrollerime gidebildim” diye belirtti.

AMELİYAT SONUÇ VERMEDİ, KADIN PEDİ KULLANDI

MA’nın haberine göe İvrendi, bu hastalığı ile uğraşırken, yeni bir hastalık daha vücudunda baş gösterdi. İvrendi, yakalandığı rahatsızlığı ve geçirdiği o süreci şu sözlerle anlattı:  
“2007 Temmuz başında sağ kalçamın üst iç bölümünde ‘anal fistül’ denilen bir yara oldu. Temmuz ayında önce şişti ve daha sonra patladı. 7 Kasım 2008 tarihine kadar kanama devam etti.  O zaman zar zor Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nde ameliyat oldum. Ama bir türlü kapanmadı, faydasını görmedim. En son çareyi kadın pedini kullanmakta buldum.  Günde 4-5 kez değiştirerek, kanın çamaşırıma bulaşmasının önledim. Ama bu defa bu hapları kullandığım için yaramın kanaması artıyordu.”

‘ANESTEZİ YAPILMADAN AMELİYAT EDİLDİM’ 

Yarasının 2017 tarihinde yeniden şişip, patladığını aktaran İvrendi, yapılan bir dizi tetkik ardından 11 Eylül 2017 tarihinde Eskişehir Devlet Hastanesi’nde ameliyat oldu, ancak iyileşemedi.  
 
Son olarak sevk edildiği Tarsus Cezaevi’nde, 18 Mayıs sabahı yarasının yeniden patlaması üzerine Tarsus Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. İvrendi, hastanede karşılaştığı muameleyi ise “İlk kez çok kötü bir durumla karşılaştım. Doktor geldi, deriyi uyuşturmadan, anestezi yapmadan tutup kesti. Yani canlı canlı ameliyat oldum. Hala pansumanımı yapıyorum” sözleriyle paylaştı. 

TAHLİYE BAŞVURULARI OLUMLU SONUÇLANMADI 

Kalp, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve anal fistül olmak üzere kronik 4 hastalığı bulunduğunu ekleyen İvrendi, bu rahatsızlıkları nedeniyle tahliye başvurularında bulunup, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda 3 kez sağlık kurulu muayenesinden geçirilmesine rağmen olumlu yanıt almadığını ifade etti.  
İvrendi, yine Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yaptığı başvurunun ret edildiğini de kaydetti. 

‘YAVAŞ YAVAŞ ÖLDÜRÜYORLAR’

İvrendi, yaşadıklarına şu sözlerle tepki gösterdi: “Can güvenliğim yok. Ölüme terk edildiğimi iddia etmişim. Ama bunları ne Cumhuriyet Savcısı’nın ne de Bakanlıkların umurunda değildir. Buna insan pasif ötenazi de diyebiliriz. Yani aktif ve ya pratik ötenaziyi buna bin defa tercih ederim. Hiç değilse bir defa da ölürüm ama bunlar ya da bu durum seni yavaş yavaş öldürür.” 

HASTANE YANIT İÇİN RESMİ BAŞVURU İSTEDİ

Tarsus Devlet Hastanesi Başhekimi Sekreteri ise, İvrendi’nin mektubundaki iddialara ilişkin hasta mahremiyeti açısından bilgi veremeyeceklerini, resmi yazışmalarla ancak konuya dair yanıt verebileceklerini bildirdi.