19 Ekim 2018 Cuma

3. havalimanı inşaatındaki iş cinayetleri ve kötü çalışma koşullarını protesto eden 35 işçi ve sendikacının tutuklanmasının ardından, servislerin artırılması dışında hiçbir şeyin değişmediğini aktaran işçiler, “Tahta kuruları kanımızı emmeye devam ediyor” dedi.

Evrensel’den Vedat Yalvaç‘a konuşan işçiler devam eden tutuklamaların ve baskıların, inşaat işçilerinin birliğine ve örgütlenme çabasına tehdit anlamına geldiğini söyledi. Bir işçi, “Tutuklamalarla mesaj veriyorlar, sizi sendika falan kurtarmaz diye” derken, başka bir işçi kamp alanındaki baskıları şöyle anlattı:

“Ne olduğunu biz de bilmiyoruz. Sabah geldiğimizde şok olduk mesela. Herkesi servislerden indirip aradılar, kimlik sordular. Resim istiyorlar herkesten. Bir gerekçe de göstermiyorlar. ‘Ne oldu, ihbar falan mı var?’ diye sorduğumuzda ‘Devam edin’ deyip geçiştiriyorlar. Her yerde, şantiye alanında da kamp alanında da çok yoğun şekilde polis var. Bir tek koğuşlarımızda yoklar. Köpeklerle terminallerin içinde geziyorlar, arama yapıyorlar…”

‘YEMEKLER AYNI, DEĞİŞEN BİR DÜZEN YOK’

Eylemler sonrası yağmurlu günler için servis bekleme yerleri yapıldığını, ancak yetersiz kaldığını belirten bir başka işçi, “Yemekler ise yine aynı. Değişen bir düzen yok. Bir tek servisleri çoğalttılar. Onları da muhtemelen açılışa kadar idare edecekler, ondan sonra eski düzen devam edecekler” dedi.

‘İŞ KAZALARINA’ KİMSEYİ YAKLAŞTIRMIYORLAR’

İşçilerden biri, alanda ‘iş kazaları’ yaşandığını, ancak jandarma ve polis baskısı nedeniyle akıbetlerinden haberdar olamadıklarını söyledi.

İşçi, “Son günlerde iş kazalarını biz de duymuyoruz. Kaza olduğu anda polis ve jandarma yığılıyor. Olay yerine kimseyi yaklaştırmıyorlar. Ne oluyor, ne bitiyor, düştü mü, öldü mü, başka bir şey mi oldu bilmiyoruz” dedi.

‘HERKESTE YARALAR OLUŞUYOR’

Koğuşlardaki tahtakurusu sorunun da sürdüğünü söyleyen işçilerden biri durumu şöyle anlattı:

“Küçükken çiçek geçirirsin ya, herkeste yaralar oluşuyor. Ben burada gördüm tahtakurularını, görmez olaydım. Yara yaptım tüm vücudumu kaşımaktan. Psikolojik olarak da kaşınıyorsun. Ben buraya geldim geleli neredeyse beş çanta giysi attım tahtakuruları yüzünden. Attığım battaniye sayısı 10’u geçti tahtakurusu yüzünden. Yatağı da değiştirmek gerekiyor ama öyle bir şansımız yok. İlaçlama için gidip ‘tahtakurusu var’ diyoruz. Sorumlunuz gelsin, diyorlar. Sorumlumuz da taşeron. Kendi taşeronum mesela adam bana malzemeyi sağdan soldan git bul diyor. Malzemesi yok, bu adam bana nasıl yatak getirsin! Birçok taşeron böyle. Tanıdık olursa belki temiz yatak bulabiliyorsun… Zaten bu şekilde tahtakurusunu bitiremezler. İş elbisesine bulaşıyor, servislere bulaşıyor, koğuştan koğuşa bulaşıyor… Ya komple şantiyeyi yenileyeceksin ya da bir hafta boyunca kimseyi çalıştırmayarak her yeri ilaçlayacaksın. Başka kurtuluş yolu yok.”

‘MESAİYE KALMAYANI İŞTEN ATIYORLAR’

Açılışın 31 Aralık’a ertelendiği iddiaları dolaştığından söz eden bir işçi de “Bir bölüm açarlar, gösteriş yaparlar ondan sonra devam. Yetiştirmek için sürekli akşam mesaiye bıraktırıyorlar. Bazı grupları sabahlatıyorlar. Mesaiye kalmayan adamı işten çıkarıyorlar. Bazen kendi kızıp çıkan da oluyor…” ifadelerini kullandı.