16 Ağustos 2018 Perşembe

Foto: Mezopotamya Ajansı

10 Ekim 2015’de Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD saldırısı sonucu 103 kişinin hayatını kaybettiği katliama ilişkin davanın 9’uncu tur duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti.

Duruşmaya Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, HDP Ankara milletvekili adayları İshak Kocabıyık ve Nazım Karakurt ve CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan izledi. Mağdur aileleri ve avukatlar da duruşma salonunda yerini aldı. Tutuklu sanıklardan 18’i duruşma salonunda bulunurken tutuklu sanık Hatice Akaltın duruşmaya katılmadı. Duruşma salonunda polis yoğunluğu dikkat çekti.

Kimlik tespitinin ardından duruşma mahkemenin gelen belgelerle ilgili bilgileri okumasıyla başladı. Müşteki vekillerinden avukat İlke Işık, davanın mütalaa aşamasına gelemeyeceğini belirterek, dava dosyasındaki eksikleri teker teker anlattı.

182 DOSYA

Işık, “Kovuşturmanın geliştirilmesine ilişkin beyanlarımız olacak. Türkiye’nin en büyük katliamı olduğunu söyledik. Tüm tabloyla birlikte tüm sorumlularının yargılanmasını istiyoruz. 182 dosya oldu. Tüm dosyayı ne kadar okudunuz. Kalabalık bir avukat ekibiyiz biz baktık. Adalet için uğraşıyoruz, küçücük bir şansımız dahi olsa bütün belge ve delilleri toplayan, mahkemeye sunan bir ekibiz. Daha da yapmaya devam edeceğiz. ‘Esas hakkında mütalaa verebilir’ dediniz. Bu kadar eksik bu kadar toplanmamış delil ve toplananların dahi tartışılmadığı bir noktada esas hakkında mütalaa verilemez, karara da gidilemez.  Bütün sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Maddi gerçek dosyanın tamamına bakıldığında görülüyor” şeklinde itirazlarını dile getirdi.  

‘TOPLANMAMIŞ DELİLLER VAR’

7 Kasım 2016’dan bu yana her celse soruşturmanın genişletilmesini talep ettiklerini kaydeden Işık, “Maddi gerçeğe ulaşmak için belgelere ihtiyaç vardı. Maddi gerçeğe ulaşmak için tüm delillerin toplanması ve tartışması gerekir. İletişim tespiti dosyaları hala gelmedi. Yargılamanın başından beri Antep’ten istediğimiz dosyalar gelmedi. Mülkiye Müfettişleri kararlarının 8 klasör hala eksik. İki bilimsel mütalaa sunduk adını bile anmadınız. Dernekler ilgili belgeler istedik hala cevap gelmedi.  Katliam planına ilişkin mailler incelenmedi. Toplanmamış deliller var. Bu deliller toplanmada mütalaa verilir ne de karar çıkabilir” dedi.

‘İŞİD’Lİ SANIK ARANIYOR AMA ANTEP’TE GENEL KURULA KATILIYOR’

Antep Valiliği’nin IŞİD dernekleriyle ilgili işlem yapmadığını söyleyen Işık, “IŞİD’li Ahmet Güneş aranıyor ama Antep’in göbeğindeki derneğe gelip, genel kurula katılıyor. Bu kadar rahat nasıl gezebiliyor. Mahkemenin yaptığı suç duyurusunun sonucunun takip edilmesi gerekir, olayla ilgili bir şeyden bahsediyoruz. Suç duyurusuna ilişkin hukuki sürecin beklenmesi gerekir” dedi.

 Işık, sözlerine şöyle devam etti: “Dosyada 18 Aralık 2015 tarihli Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı raporunda Yunus Durmaz, Nusret Yılmaz ve Deniz Dündar’a iletişim ve müdahale tedbiri uygulanmıştır deniliyor. Ayrıca 3 şahıs ile ilgili başlatılan iletişime müdahale tedbirinin halen devam ettiği önleyici amaçlı olan dinlemenin gizlilik kararı olduğu ve istendiğinde paylaşılabilir notu yer alıyor. Bu 3 kişiyle ilgili dinleme kayıtlarının Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan istenmesi gerekir. Antep’ten gelen 5 dosya ve diğer dosyalar bizim konumuz.”

‘ANTEP EMNİYETİ NEDEN DURMAZ’I YAKALAMADI’

“Antep 2’nci Ağır 2016/128 Yunus Durmaz’ın ve Antep hücresinin 2012-2014 tüm sanıkları, Nusret Yılmaz ve Ahmet Güneş’in de aralarında bulunduğu sanıklar izlenmiş” diyen Işık, şunları ekledi: “2015 Temmuz’da yakalama çıkarılmış ama bulunamadı. Oysa evleri biliniyor. İstanbul’un verdiği yakalamayı yerine getirmiyor. 11 Kasım 2013 tarihinde emniyet Durmaz’ın fotoğrafını çekiyor, dinliyorlar ama kararı yerine getirmiyorlar. Antep Emniyeti ve Savcılığı’nın bu katliamda parmağı yok diyebilir miyiz? Durmaz yakalansa, gözaltına alınsaydı bu katliam olmayacaktı. Bu katliamda bunları tartışmayacaksak nerede konuşacağız.”

‘IŞİD İNFAZCISI TAHLİYE EDİLDİ’

“Ahmet Güneş infaz görüntülerine rağmen 6 ayda tahliye edilen IŞİD militanı. Hatay 2’nci Ağır Ceza 2017/65 23 Haziran 2017 Ahmet Güneş ile Deniz Dündar’ın bomba yeleklerinde parmak izi çıktı. Tahliye edilenler, kaçmalarına göz yumulanlar hala tehdit oluşturuyor” şeklinde konuştu.

ANKARA EMNİYETİ NEDEN ARAMAYI DURDURDU?

IŞİD sanığı Yakup Şahin’in ifadesinden alıntılarla savunmasını sürdüren Işık, “Şahin, ‘uyuşturucu olmasına rağmen beni kontrol noktasından geçirdiler’ diyor ve bu araçlardan biri canlı bombaları taşıyor. Ceyhan Emniyet Müdürlüğü’ne soruldu. 9 Ekim 21 ile 23 arasında arama noktası yok demişler. Kamera kayıtlarına bakıldığında en erken 22 ile24 arasında oradan geçiyorlar. Kontrol noktasının bir daha sorulması gerekir. Bir kez daha gerçekliğin ortaya çıkması için sorulmalı. GBT kayıtlarının istenmesi gerekir. Merkezi arşivde tutuluyor buna ilişkin araştırma yapılması gerekir. IŞİD’li Yakup Şahin ve Hüseyin Tunç’a gübre satmayan adamın Antep ve Nizip Emniyeti’ne şikâyette bulunup, bulunmadığına dair sorulmasını istiyoruz. Ankara Emniyet Müdürlüğü 9 Ekim gecesi ve 10 Ekim günü arama yapmıyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü neden aramayı durdurmuştur. Ya bu eksiklik ve tabloya rağmen yokmuş gibi davranacağız. Gerçek bir adalet bekliyoruz. Bunun dışındaki hiçbir sonuç bizi tatmin etmeyecek.”

‘SADECE BİR IŞİD KATLİAMI DEĞİL’

Müşteki avukatı Tonguç Cankurt da, “Bunun sadece bir IŞİD katliamı olmadığını hep söylüyorduk. Bunun siyasal atmosfer içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin pek çok yerinde kovuşturma ve soruşturmanın akıbetlerinin aynı olduğu yönünde bilgilere sahibiz bu duruşmada ona doğru gidiyor. Kilis Ağır Ceza Mahkemesi karar verirken, sınır geçişlerinin önlenmesi için yapıldığı yer alıyor ama işlem yapılmıyor” dedi.

‘KAMU GÖREVLİLERİNİN SORULMALARI KAPATILMAYA ÇALIŞILIYOR’

“Hakim ve savcılar hakkında suç duyurusunda bulunduk, kimin ihmal ve sorumluluğu var ise suç duyurusunda bulunmaya devam edeceğiz” diyen avukat Cankurt, “Kamu görevlilerinin sorumluluğu kapatılmaya çalışılıyor. İğne ile kuyu kazar gibi yaptık. Bu aşama da siz hangi suç duyurusunda bulundunuz. Siz nasıl değerlendirdiniz? Hangi delillerin getirilmesi için talepte bulundunuz? Mahkeme heyetiniz ile ilgili davanın geldiği aşama mı yoksa kariyer aşaması mı sizin için geçerli? Hangi saik dosyayı bitirmek istiyor? Bu dava basit bir dava değil. Sonuna kadar takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cankurt sözlerine, “Siz sayın heyet için siyasal beklenti, kariyer, devlet kademesindeki tasfiye bu katliam davası için geçerli olamaz. Pek çok gerçeğe, karanlıkta kalan noktanın aydınlatılması için taleplerimizi kabul etmeniz gerekir” ekini yaptı.

‘103 ANNENİN YÜREĞİ YANDI, VİCDANINIZ NASIL DAYANIYOR’

Avukatın savunmaya devamı sırasında mahkeme salonunda bulunan ve yakınlarını katliamda kaybeden aileler davanın mütalaa aşamasına getirilmesine tepki gösterdi. MA’da yer alan habere göre çocuğunu katliamda kaybeden bir anne, “103 annenin yüreğini yakanları böyle yargılayarak, vicdanınız nasıl dayanıyor. Bizi yeniden mi katletmeye çalışıyorsunuz. Böyle bir şey olamaz. Ben de mitingdeydim” diye tepki gösterdi.

MAHKEME BAŞKANI SORULARA DAYANAMAYIP SALONU TERK ETTİ

Mahkeme başkanı, “Ben anlamadım herkes bizi yargılıyor. Size söz hakkı vermeden konuşmayın. Siz beni yargılayamazsınız” diyerek, cüppesini çıkarttı ve salonu terk etti. Bu sırada salonda ailelerden fenalaşanlar oldu.

IŞİD’li sanıklar salondan çıkartılırken, ailelerin fenalaşmasına gülmeleri de salonda tepkiye yol açtı.

101 KEZ MÜEBBET

Savcı, 10 sanığın 101'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti. Sanıklar hakkında "kasten öldürmeye teşebbüs" ve "terör örgütü faaliyeti çerçevesinde patlayıcı madde bulundurmak" gibi suçlardan ayrıca ceza talebinde bulunan savcı, 9 sanığa çeşitli suçlardan süreli hapis cezası istedi.

İTİRAZLARA RAĞMEN MÜTALAA  AÇIKLANDI

Ardından savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaada şunlar yer aldı:

 “Tutuklu tüm sanıkların IŞİD yöneticisi ya da üyesi olduğu kanaatine vardık. Sanıklardan Esin Altuğ Durgun, Yakup Yıldırım, Hatice Akaltın, Suphi Alpfidan, Yakup Karaoğlu, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Abdurrahim Boz ve Burak Ormanoğlu’nun DAİŞ üyeliği yönünden cezalandırılmasına, Burak Ormanoğlu’nun silah mermi bulundurmadan örgüt faaliyeti kapsamında cezalandırılmasına, sanık Nihat Ürkmez’in örgüt üyeliği suçu oluşmadığına, Hatice Akaltın’ın silah ve mermi bulundurma suçundan delil yetersizliği nedeniyle beraatlerine, Mehmedin Baraç ve Nihat Ürkmez hakkında tek suç oluşmuştur. Silahlı Terör Örgütü üyesi olmak suçundan Erman Ekici’ye ek savunma verilmesine ve cezalandırılmasına, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten kasten adam öldürmeye 100 kez suç duyurusunda bulunulması, Abdulmuttalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz Anayasal düzeni değiştirme, kasten adam öldürme ve öldürmeye teşebbüsten terör örgütü faaliyetleri kapsamında patlayıcı madde taşınmasından kaynaklı cezalandırılması talep olunur. Tüm sanıkların gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin cezalarından indirilmesine, ele geçirilen dokümanların, dijital materyallerin imajlarının alınmasına, sanıkların kuvvetli suç şüphesi kapsamında tutukluluk devamına karar verilmesine."

Mütaalanın ardından duruşmanın yarın devam edeceği açıklandı.

'DAVA KAPATILMAK İSTENİYOR'

Savcının mütaalasını vermesi ve davanın kapatılmak istenmesine karşı 10 Ekim Davası Avukat Komisyonu bir açıklama yayınladı ve duruma tepki gösterdi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"10 Ekim Ankara Katliamı davasında 10.06.2018 tarihli savcılık mütalaası ile sanıklar Ersin durgun, Hatice Akaltın, Yakup Yıldırım, Suphi Alpfidan, Yakup Karaoğlu, Mehmeddin Baraç, Nihat Ürkmez, Aldulhamit Boz, Burak Ormanoğlu açısından IŞİD terör örgütüne üyelikten,

Erman Ekici açısından terör örgütü yöneticiliğinden ceza, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüsten suç duyurusunda bulunulmasına,

Abdülmuttalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz, Hüseyin Tunç açısından anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüsten, terör eylemi kapsamında canavarca hisle tasarlayarak insan öldürme ve öldürmeye teşebbüsten ceza verilmesi,

yakalanmayan ilhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağızlı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentine Slobodjanjuk, Muhammed Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız, Hasan Hüseyin Uğur açısından dosyanın terk edilmesi talep edildi.

Katliama göz yuman, sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi yargılanmaya dahil edilmeyerek devletin sorumluluğunun üstü örtülmüştür.

Tüm delillere, dosyaya sunulan bilimsel görüşlere rağmen insanlığa karşı suç yönünden cezalandırma talebimiz gözardı edilmiştir.

Katliamla ilişkili, yöneticilik konumunda olan sanıklardan bir kısmı için sadece üyelikten ceza talep edilmiştir.

Mevcut sanıklar dışında katliamla ce sanıklarla ilişkili kişiler dosyaya dahil edilmemiştir.

Dosyaya gelen binlerce bilgi ve belgeye rağmen 2.5 yıl önceki iddianamenin de gerisine düşen, devletin her kademedeki sorumluluğunu ısrarla yok sayan mütalaa kabul edilemez."