Yumruğun sahibi Erdoğan’dır

Unutmayacağız ki anlayabileceğiz…

7 Haziran seçimlerinden hemen sonra bizzat Recep Tayyip Erdoğan eliyle bir yeni dönem açıldı. 

Hatırlayalım…

Koalisyon senaryolarına kapıyı o kapattı. 

“Çözüm süreci bitmiştir” ifadesini o kullandı.

Sınır ötesinde ve içeride operasyon kararlarını o verdi.

Bu haber sitesinde, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar katliamlarının sorumlusunun AKP olduğunu yazdığımızda tepki gösterenler olmuştu. Kimilerine göre kestirmeci değerlendirmelerde bulunmamalıydık. Başka “dış güçler” devrede olabilirdi.

Oysa kestirmeci bir değerlendirmede bulunmuyorduk. Süreci anlamaya ve AKP’nin nereye doğru ilerlemek istediğine, önündeki seçeneklere bakıyorduk. 

Tablo çok açık, çok sarihti…

Gezi Direnişi’ni büyük bir tehdit olarak gören Erdoğan, 7 Haziran’da da ikinci şoku yaşamıştı. Buradan çıkışı için iki faktörü güvence altına alması gerekiyordu. Ve o faktörler kendisi açısından korkutucu değildi. 

Sermaye ve emperyalist güçler, oflasa puflasa, kendisini pek kaba saba bulsa da arkasındaydı. Daha doğrusu, arkasında olmayıp ne yapacaklardı. Kendileri için ortaya çıkabilecek bir kaosu satın almaya ne güçleri, ne dermanları ne de istekleri vardı. 

Son tahlilde herkes memnundu.

Saray Rejimi’nin kurulması için koşullar hazırdı.

Ve yazdık: 

“Darbe tezgahı kuruluyor.”

Erdoğan, kanla bir tarih yazdı. 

Katliamlar, 15 Temmuz kalkışması, Avrupa’yla kirli bir göçmen pazarlığı, ABD’yle Rusya kartı kullanılarak ilişkileri dengeleme çabası, MHP’de temsil edilen kanatla kurulan ittifak bu tarihin köşe taşlarını oluşturdu. 

Gerici-faşist ittifak kuruldu. Saray Rejimi adını verdiğimiz bir yola girildi. 

Bu yol hangi aklın ürünüydü, kimin olur vermesiyle örüldü, tartışılır. Tartışalım da…

Ama bu yolu kimin ördüğünü unutmayalım. O yolu ören Erdoğan’dır.

Unutmayalım ki bugünü anlayalım.

*
Türkiye’de emekçiler bugün ağır bir ekonomik yıkımla karşı karşıyadır. 

Krizi emekçiler için yıkıma dönüştüren Erdoğan’ın liderliğindeki Saray Rejimi’dir. 4 yıl önceki seçim sürecinden farklı olarak toplumsal meşruiyet yitiminin en önemli gerekçelerinden biri budur. 

Erdoğan, ekonomide yenilmiştir.

Erdoğan sandıkta yenilmiştir.  

Erdoğan’ın Sudan’daki, Libya’daki, Suriye’deki, Mısır’daki Müslüman Kardeşleri yenilmiştir. 

Sorumuz basit?

Saray Rejimi adını verdiğimiz yapı, o çerçevede ilerleyen ittifak neden kurulur?

Olası bir toplumsal, ekonomik, siyasal dalgalanmada içerideki toplumsal basıncı zor kullanarak ve hızlıca bastırmak için…

Toplumsal dalgaya, zor dalgaları yaratarak engel olmak için…

Erdoğan için durum budur.

Dün Kemal Kılıçdaroğlu’na atılan yumruktan, Erdoğan’ın haberi var mıydı yok muydu, bilemem. Önemli de değil.

Erdoğan, Saray Rejimi’ni bunlar için kurmuştur. 

Kurulan rejim, lideri istesin veya istemesin kendi ideolojisini her gün yeniden üretir. 

Kurulan rejim, en başta kendi bekâsını güvenceye almak ister. 

Bekâ meselesi o an için seçimi tekrarlatmayı gerektirebilir. Belki savaş çıkartmayı…

*
Şimdi şu denecek ve deniyor: 

Aslında Erdoğan ‘Türkiye İttifakı’ demişti. Acaba bu provokasyon onu baltalamak için mi? Aslında Erdoğan da bunu istemiyor. Aslında Erdoğan da seçimlerin yenilenmesini istemiyor.

Bilmem kaçıncı kez işittiğimiz bu sözler Saray’dakini güzellemek ve iktidarını bâki kılmak dışında hiçbir amaç taşımıyor. 

*

Dünkü yumruk olayı ve sonrasında iktidar tarafından ve yandaşlarından gelecek tepkilerde geçmişten bildiğimiz pek çok şeye tanık olacağız.

Ancak, yerel seçimlerin hemen ardından gelen bu olayın toplumsal tarafında geçmişe göre kimi farklar var. 

Ekonomik yıkımı ilikilerinde hisseden ve iktidara karşı özgüveni yerine gelen geniş yığınlar var. 

AKP cephesinde artık daha fazla gedik var. 

Emekçilerin hanesine yazılacak güçlü bir 1 Mayıs, kıdem tazminatı ve emeklilik gibi gündemlerde elde edilebilecek kazanımlar, Kürt meselesinde yapılacak her türlü provokasyona rağmen dik durma ve bölünmeme iradesi, tabloyu radikal şekilde değiştirecek. 

Bunlar olacak ve ondan sonra bir değerlendirme daha yapacağız. 

O yumruk, Saray Rejimi’ni kurma kabadayılığını gösteren bir zavallı ve çevresindekilerin telaşını simgeliyordu, diyeceğiz. 

Yıkılmadık, biz yıktık, diyeceğiz.