20 Temmuz 2018 Cuma
Metin Çulhaoğlu
Metin Çulhaoğlu 03 Temmuz 2018 Salı Tüm Yazıları »

Yeni YAE’cilik?

Bir ülkede 5-6 yıl gibi kısa denebilecek bir zaman diliminde ya olağanüstü durumlar yaşanıyor ya da sürekli sandığa gidiliyorsa o ülkede işlerin “normal” seyrinde yol aldığı söylenemez.

Diğer tarafı eksik kalmış bir “yönetememe durumu” sayılmalıdır.

İsterseniz, 2013 yılından bu yana geçen, şimdi altıncı yılını yaşadığımız döneme bir göz atalım.

Dönem 2013 yılında Gezi Direnişi’yle (adına ne derseniz deyin) başlamıştır. 2016 yılında ülkede başarısız bir askeri darbe girişimi yaşanmıştır. 2016 yılı aynı zamanda çok sayıda ve çok kurbanlı bomba/bombalama olaylarına tanıklık etmiştir. 

Bu iki yılın “normal” geçtiğini herhalde söyleyemeyiz.

2014, 2015, 2017 ve 2018 yıllarında ise halk, Cumhurbaşkanı, yeni anayasa, yerel yönetimler ve milletvekilliği için altı (rakamla 6) kez sandığa gitmiştir.   2014 yılından başlatırsak bir ülkede ortalama 9 ayda bir sandığa gidiliyorsa bu durum da “normal” sayılamaz. 

Bugün 25 yaşında olan bir insan Gezi’nin coşkusunu ve darbenin korkusunu yaşadığı 2013 ve 2016 yılları dışındaki yıllarını “seçim aritmetiğine” kafa yorarak ve bu alanda uzmanlaşarak geçiriyorsa, ülkenin insanlarında birtakım komplikasyonların ortaya çıkmasına da şaşılmamalıdır.

Ayrı bir konudur.

Bugün üzerinde duracağımız konu ise bir olasılıkla ilgilidir: 2018 yılının henüz yarısını tamamladığımıza göre, yılın diğer yarısında yeni bir sandık ziyareti olabilir mi?

Olursa, formülü 4 yıl= 6 + (x) sandık şeklinde değiştirmek gerekecektir.

***

2019 yılı Mart ayında yapılması gereken yerel seçimlerin “erkene alınacağı” söylentileri dolaşıyor.

Olursa, ilgili tarafların “seçimden kaçan kim?”, “hodri meydan” gibi şeyler söyleyecekleri zaten bellidir.

Ancak, bizim asıl değineceğimiz konu, erkene alınmış yerel seçimler dışında bir başka olasılıktır.

AKP’nin ve liderinin bugünkü meclis aritmetiğinden pek fazla memnun olmadığı düşünülebilir. Kuşkusuz, istediklerini MHP’yle birlikte, ara sıra başka partilere de “sarkarak” sonuna kadar yapmaktan geri durmayacaktır.  Gene de, bir fırsatını bulup ipleri yeniden ve tamamen kendi eline almak isteyeceğini söyleyebiliriz. MHP desteğini tepe tepe kullandığı alanlar ve başlıklar dışında, belirli çevrelere, aslında demokrasi adına çok halisane niyetleri olduğunu, gelgelelim ortada “MHP freni” gibi bir engel olduğunu söylese inanan çıkmaz mı?

Bir olasılıktan söz ediyoruz; olabilir de olmayabilir de…

Ancak, bu olasılık gerçekleşirse ülkede yeni “yetmez ama evetçilerin” (YAE) çıkacağı kesindir. 

“Aslında normal demokratik işleyişe bir an önce dönmek istiyoruz, ama…”

“Aslında güney sınırımızdaki gelişmelere daha farklı yaklaşmak istiyoruz, ama…” 

“Aslında batıyla olan gerilimlerimizi aşalım istiyoruz, ama…”

“Aslında Kürt sorununun çözümünde yeni kapılar da aralanabilir, ama…”

Kimse “canım o kadar da olmaz artık” demesin; AKP ve reisi böyle bir yol tutturursa, önemlice bir bölümü eski YAE’cilerden olmak üzere batıdaki merkezlerden, çeşitli sermaye kesimlerinden, medyadan, akademiden, “kamuoyu oluşturuculardan”, hatta kimi siyasal çevrelerden açık ya da örtük destek bulacağı kesindir. 

Bu yenilenmiş YAE’cilik bu kez “AKP’nin fabrika ayarlarına dönmesi” fırsatından söz edecek, bununla kafa şişirecektir.

Tekrar ediyoruz: Bir olasılıktır ve en önemlisi sosyalistlerin yakın dönem çalışmalarını böyle bir olasılığı da gözeterek sürdürmeleridir.