Kule vinç operatörlerinin yalnızlığı!

Bir işçi çocuğu olan Colin Smith savaş sonrası İngilteresindeki, herşeye tepkili, kızgın bir gençtir, geleceği belirsizdir, bir gün bir fırını soyarken yakalanan asi bir genç adam, ıslahevinin reform politikası doğrultusunda bir uzun mesafe kır koşusuna katılır ve 1962 "Uzun Yol Koşucularının Yalnızlığı" filmi bu yalnızlığı ve yalnızlık içinde biraz da düzene karşı çıkmayı konu alır. 1986 yılında çıkan Somewhere in Time albümünde de Iron Maiden "The long loneliness of the long distance runner" adlı çok sevdiğim parçasıyla ayağının altından kayan zeminin üzerinde, dizlerinin üzerindeki kim ona bak der "idealler yalnızca bir yoldur, yarışı bir yana bırakmak istersin" Filmden bazı sahneler eşliğinde bu parçayı aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

Lisedeyken kısa bir süre atletizm maceram sırasında (200 m. koşardım) 10 bin metre ve maraton antrenmanı yapan bizden büyük iki genç vardı. Sürekli koşarlardı Balıkesir Stadyumunun o zaman bisiklet için ayrılan hafif eğimli parkurunda. İlk başlarda tek başınaydı abimiz, her tur sonunda bize bakar laf atardı, gülerdi. Sonra birisi daha geldi ve ona yol arkadaşı oldu. Garip gelmişti bana, biz yaklaşık 20-30 saniyede koşumuzu bitirirdik ve sırf o koşu için 2 saat antrenman yapardık, ama onlar hep koşardı, hep bize uzaktan bakarlardı, hep yalnız olduklarını düşünürdüm...

Evet, uzun yol koşucularının altında yol akıp gider, çevrelerindeki sesleri duyar ama o hep yukarılardadır, tek başınadır ve sürekli yoldadır. Sürekli yukarılarda, sürekli yorgun, sürekli yalnız...

Şimdi nereden çıktı demeyin, madem bir pazar yazısı ve madem çağrışım mekanizmam işin başında, biraz mazur görün. Yazının başlığını koyarken bunları düşündüm ve tabii ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı* sitesinde de yayınlanan ve lisans ders notlarını hazırlarken de yararlandığım bir kaynaktaki mesleki riskten esinlendim. Kaynakta bazı inşaat sektörü çalışanlarının birincil mesleki risklerinden söz ediliyor ve Vinç Operatörleri için stres ve izolasyon riski belirtiliyor. Ama Türkiye'de ve dünyada bu konularda yapılmış çalışma ise hemen hemen hiç yok! Yalnız, izole bir ortamda saatlerce çalışan kule vinç operatörleri...

Hatırlarsınız çok uzak değil, 16 Haziran günü İzmir'in Karşıyaka İlçesi'nde, inşaata demir bırakmak istediği sırada, muhtemelen ayaklarındaki metallerin kopması üzerine bir kule vinç devrilmişti. Vincin devrilmesiyle operatörü Osman Top ve demir ustası Şerafettin Esen, hayatını kaybetmiş, 3 kişi de yaralanmıştı. Saat 17.30 sıralarında Esir Sitesi yakınlarında meydana gelen olayda, emekli olmasına rağmen kule vinç operatörlüğü yapan 56 yaşındaki Osman Top, inşaata demir bırakmak için çalışmaya başlamış yaklaşık 60 metre uzunluğunda olduğu öğrenilen vincin devrilmesiyle, operatör Osman Top ile demir ustası 53 yaşındaki Şerafettin Esen, vincin altında kalmıştı.

Yine bu yıl içinde, bu kez İstanbul Kağıthane'de Çeliktepe Mahallesi Buhara Sokak’ta saat 10.00 sıralarında yaşanan kazada, işi biten ankraj makinasını dışarıya çıkarmak için 47 yaşındaki Fatih Fidan, makineyi bağlamış, sonra vincin üzerindeki kumanda bölümüne çıkmış, makinayı 20 metreden yukarıya çekmeye başlamış ama ağırlığın etkisi ile vinç, kaldırdığı iş makinası ile temele düşmüştü. Fatih kardeşimizi de maalesef bu şekilde yitirmiştik...

Yine hatırlayalım, geçen sene Eylül ayında Küçükçekmece’de yapımı devam eden bir inşaattaki kule vinç kuvvetli rüzgar sonucu devrilmiş olayda bir işçi yaralanmıştı. Tek tek saymayayım, ama kayıtlara giren ve girmeyen çok fazla kule vinç vakası ile karşı karşıya kalmaya başladık onun altını çizeyim ve devam edelim.

Zor çalışma koşulları ve getirdikleri

Yukarıda saydıklarımız işin "kazalara" dair boyutu. İnşaat patlamasıyla, özellikle de konut ve ticari amaçlı bina inşaatlarındaki patlamayla birlikte, kule vinçlerin kullanımı Türkiye'de inanılmaz boyutlara ulaştı. İstanbul'un silüeti kule vinçlerle belirlenir ve betimlenirken, bir arkadaşımın anlattığı olayda olduğu gibi sırf kule vincin çalışma sahasında diye projelere ek bloklar eklendi, kule vinçler her yerde aranılır oldu. Tüm bunlarla birlikte, kule vincin tepesinde saatlerce bulunan işçi kardeşlerimize dair ise çok az şey biliyoruz, duyuyoruz. Ne zaman bir vinç devrilirse, o zaman gündeme gelen şantiyeye kuş bakışı bakan yalnız insanları belki de hiç tanımıyoruz...

Hürriyet gazetesinde "Kule vinci operatörleri sosyal medyada buluştu" (23 Kasım 2014) tarihli haberle, pek çoğumuzun gündemine girdi. Öte yandan bu haberde anlatılanlar pek de iyi şeyler değildi. Aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi, bir kule vinç operatörünün elinde bronül takılı olmasına rağmen başka operatörün bulunmaması nedeniyle vince çıktığını gösteren ve çeşitli kazaların fotoğraflarının da paylaşıldığı facebook grupları kuruldu ve bu gruplarda, kule vinç operatörlerinin yaptıkları yorumlar çalışma koşullarının zorluklarını ortaya koymakta...

(Fotoğraf: Tufan HAMARAT/İZMİR'in linki aşağıda verilmiş haberinden, (DHA) )

Bu haberlerde, bu paylaşımlarda neler mi var?

Hastanede serum alıp damar yolu için takılı bronülle evine gönderilen operatörün bu halde çalışması

Rüzgarlı havalarda kullanılmaması gerektiği halde işlerin bir an önce bitmesi için kule vinç kullananların neden olduğu "kaza" fotoğrafları...

"Arkadaşlar tamburun mil kırılmasıyla atlattığım kaza. Allah hiçbir meslektaşıma göstermesin, inşallah kazasız belasız çalışmak dileğiyle."

Yaşanan bir kazayı paylaşan ve örnek olmasını isteyen A.K. adlı üye, "Rüzgarda çalışıp ’Ben şu kadar rüzgarda çalıştım’ diye hava atan yalaka operatörler bu resim umarım ders olur."

Kimi zaman gururla, metrelerce kule vinci kuran ve söken operatörlerin resimleri, kimi zaman iş ilanları/iş arıyorum talepleri.

Kimi operatörlerin sevdiklerine yaptıkları işi haklı gururla gösterdikleri fotoğraflar...

Kimi zaman şantiyedeki zorluklardan söz eden operatörlerin ifadeleri...

Kule vinç operatörü kimdir?

Peki, bu gerçekten farklı insanlar kimdir? Öncelikle kalifiye işçidir. Öncelikle gerekli vinç operatörü sertifikasına sahip olan/olması gereken işçidir. Diğer işçilere/operatörlere göre görece yüksek ücret alan işçidir. Ama kimse çok da yüksek ücret aldıklarını düşünmesin. Evet, yeni giren bir mühendisten, hatta bir iki yıllık bir mühendisten fazla alırlar, ama aldıkları bu ücretin bile çok ama çok düşük olduğunu, çalışma koşulları ve maharetleri düşünülünce, söylemek kesinlikle şart.

İnşaat sektörünün özellikleri düşünüldüğünde kuşkusuz, diğer inşaat işçileri/ustaları gibi geçici olarak bir şantiyede çalışır, işi bitirince büyük bir kısmı iş aramaktadır ve bunun için de aralarında dayanışma ve sosyal ağ ciddi ölçüde önemlidir. Halen faaliyette olan Kule Vinç Operatörleri Derneği de bulunmaktadır.

Kule vinç operatörlerinin benzer köylerden geldiği, örneğin Adıyaman'ın bir köyünden gelen gençlerin büyük bir kısmının kule vinç operatörü olduğu gibi olgular olsa da, belli bir memleketin ağırlığından söz etmek güçtür.

Diğer işçilerden çoğu zaman yalıtılmıştır kule vinç operatörleri. Yalnızca, kimi zaman o bile olmayabilir, sadece yemeklerde diğer işçilerle yan yana gelme şansları vardır.

Herkesin yapamayacağı kalifiye bir işi yaparlar, bu onlara haklı bir güven havası verir, ama öte yandan belki de en riskli işlerin, en fazla kişisel inisiyatif ve maharet isteyen işin başındadırlar.

Kule vinç yalnızca çalışırken değil, kurulurken ve sökülürken de çok risklidir. Çoğu zaman çalışma yarıçapında gerekli önlemler alınmadığı için, kule vinç operatörleri diğer işçilerin de güvenliğini, sorumluluğunu üzerlerinde hisseder. Kimi zaman ağır dengesiz yükler, kimi zaman rüzgarlı havada çalıştırılma yüzünden, ya düşme, ya da başkasının üzerine devrilme riski her zaman vardır.

Çok ama çok önemli bir husus, YALNIZLIK VE YALITILMIŞLIK! Bu mesleki açıdan ciddi bir risktir. Evet, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından çalışma kabinine cep telefonu çıkarılmamalıdır. Tamam da 8-12 saat küçük bir kabinde, tüm şantiyenin tepesinde ne yapabilirsiniz? Bunun tek çözümü, çalışma saatlerinin az (riske maruziyetin azaltılması) ve ücretlerin aynı tutulmasıdır (daha az çalışmak ve "hakça", "tam gün" ücret almak).

Tuvalet ciddi bir sorundur, sıcak ciddi bir sorundur, soğuk ciddi bir sorundur ve tüm bu sorunlar aslında literatürde üzerine çok çalışma yapılmış "iş stresi" ve "işe bağlı gerginlik" (workplace/job stres and job strains) için tetikleyicilerdir, aynı yalnızlık ve yalıtılmışlık olgusu gibi.

Tüm bunların fizyolojik olarak etkilerinden birisi baş ağrısıdır. Bir İş Güvenliği uzmanı arkadaşımın bizzat belirttiği gibi en çok baş ağrısı onlardadır. Aynen şöyle diyor arkadaşım : "Stresli iş yaparlar, sosyalleşemezler. Benim tanıdığım tüm operatörlerin başı ağrır."

Bu konudaki bilimsel çalışmalara şöyle bir bakalım

1975 yılında yayınlanan bir makalede kule vinç operatörlerinin 50 yaşına gelmeden işlerini bıraktıkları belirtiliyor (Wicks ve White, 1975).

Wang ve diğerleri (2000) yaptıkları çalışmada, kule vinç operatörlerinin yaklaşık %70'inin çalışmaları sırasında, çalışma sahasını tam olarak göremediklerini, ergonomik açıdan kabinlerin sorunlu olduğunu belirtiyor. Bunun da yaratacağı riskler son derece açık!

İngiltere Sağlık ve Güvenlik İdaresi, kule vinç operatörlerinin çok ciddi kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarından söz ediyor ve sırtın altından, boyundan ve omuzlardan tüm vücuda rahatsızlığın yayıldığını belirtiyor (HSE, 2006). 

Yine aynı kurum uygunsuz vücut pozisyonundayken maruz kalınan titreşimin de çok ciddi sağlık risklerine yol açtığından söz ediyor.

Kötü hava koşulları, güneş ışığına maruz kalma, sürekli aynı pozisyonda uzun süre çalışma, vardiya usülü çalışma, işin belli bir sürede yetiştirilme zorunluluğu ve zaman esnekliğinin olmaması ve tüm bunların tamamen yalıtılmış bir ortamda yapılması! Tüm bunlar çok ama çok ciddi riskler olarak kule vinç operatörlerinin sağlık ve güvenliklerini etkiliyor.

Kule vinç kabinlerinin tasarımı ise yıllar boyunca değiştirilmeye çalışılmış ve her zaman olduğu gibi, insan sağlığının bozulması ve "kazalar" hep önce gelmiş, tasarım ve ergonomi hep insanların eriyip gitmesini izlemiş!

Örneğin yük taşıdığınız halat ve kanca, kabine yaklaştıkça, daha iyi görebilmek için kabin içinde eğilmek zorunda kalıyorsunuz, bu da ciddi kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açıyor. 

Bu uygunsuz vücut pozisyonunu ve risklerini ilk kez 1987 yılında Gustafson-Söderman belirtiyor ve buna uygun tasarımın gerekliliğinin altı çiziliyor.

Çünkü ISO standardı (11226); (Ergonomics – Evaluation of Static Working Postures) sırtın en fazla 40 derecelik açıyla, en fazla 2.5 dakika eğik olması gerektiğini belirtiyor (eğer başka bir destek sağlanmıyorsa).

Ergonomisi kötü olan bir kabinde, sonuçta kule vinç operatörü eğilmek zorunda kalıyor ve çok ciddi kas iskelet sistemi hastalıklarına maruz kalıyor. Çünkü kule vinç operatörleri, operasyonları sırasında yüzde 90 oranında gözle temas sağlıyor. Yaptığı işi görmek zorunda ve sezgisel olarak da görmek istiyor, her ne kadar telsiz sistemleri olsa da. Dolayısıyla aşağıdaki gibi bir tasarım zorunlu hale geliyor:

Ergonomi rehberleri genel olarak iş makinası operatörlerinin, kendi pozisyonlarını bozmadan operasyon sahasını görebilmeleri gerektiğini belirtiyor (Barron et all, 2005).

Kadın operatörlerin ağırlığının fazla olduğu Sovyetler Birliği'nde de bu konuda kadın işçilerin sağlık ve güvenlik sorunlarına ilişkin de rastlayabildiğim bir çalışma oldu 1981 yılı tarihli, ancak genel olarak bu alanda yapılan çalışma sayısı son derece az...

Kabin ve kabin içi tasarımın yıllar boyunca gelişmesi ile muhtemelen meslek hastalıkları azalmıştır diye düşünüyorum. Ama bu konuda yapılmış, öncesi ve sonrasını değerlendiren bir çalışma yok ve açıkçası yapılmayı bekliyor. Bildik bir öyküyle karşı karşıya kalıyoruz aslında, tekrar olacak belki ama, üretim süreci kar odaklı bir şekilde önden gidiyor, emeğin sağlığı ve güvenliği yine arkadan geliyor...

En büyük "kaza" riski Kule Vinçlerin Devrilmesi...

Kule vinçlerin devrilmemesi için ciddi anlamda denetim ve her aşamada gözetim şart! Ayrıca periyodik kontrollerin yapılması, doğru kurulum ve bununla ilgili raporun hazırlanması kesinlikle şart. İş Güvenliği uzmanı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi emektarı sayın Ertuğrul Bilir'in periyodik kontrollere ilişkin bizimle paylaştığı hususları hemen burada aktarıyorum, bunlar son derece önemli, çünkü gerek asansörlerde, gerek yapı makinalarında, gerekse de kule vinçlerde çoğu kez bu kontrollerin laf olsun diye yapıldığını duyuyoruz. Şöyle belirtiyor Bilir:

"Doğru şekilde yapılan bir periyodik kontrol aşağıdaki unsurları içerir:

-Eksik, kusurlu parça ve montaj hatası olup olmadığının gözle kontrolü

-Yük taşıyıcı halat ve şaryo halatının gözle kontrolü: Hasarlı, aşınmış, incelmiş olup olmadığı, bağlantıların doğru yapıldığı vb. 

-Emniyet sistemlerinin (moment kesici, şaryo emniyeti vb) test edilmesi

- Kontrollü şekilde yük testi yapılarak yapının sağlamlığının anlaşılması: Bu testler sırasında yük yerden çok az kaldırılır. Böylece tehlikeli bir durumda yük hemen yere indirilerek devrilme riski çok azaltılmış olur. 

Şu an bu kontrollerin nispeten iyi yapılanlarında bile ciddi eksiklikler var. Yerleşmiş olan kontrol düzeyi, piyasa ve fiyat baskılanması kontrollerin biraz yüzeysel olmasına yol açıyor. 

Ayrıca kule vinç standartlarında, Türkiye'de yapıldığını görmediğim, "tam kontrol" diye bir şey var...  "Tam kontrol", "periyodik kontrol"den daha ayrıntılı bir kontrol. Vincin bazı parçalarının sökülerek ayrıntılı incelenmesini içeriyor. Kule vinç 4, 8, 12, 14, 16, 17, 18, ... yaşlarındayken yapılması gerekiyor. Yani başlangıçta 4 yılda bir yapılırken vinç yaşlandıkça giderek sıklaşan bir kontrol aralığı söz konusu. Muhtemelen Türkiye'de yapan ve yaptıranlar vardır; ama ben hiç görmedim. Dolayısıyla özellikle yaşlanan vinçlerin çoğunun yeterli ayrıntı düzeyinde kontrol edilmediğini tahmin ediyorum. Son olarak bakım, kontrol ve periyodik kontrollerde tespit edilen eksiklerin şirketler tarafından giderilmeden çalışılmaya devam edildiğini sıklıkla görüyoruz."

Teknik olarak uzun uzayıda çok şey yazılabilir, söylenebilir. Ama şunları bilelim; kule vinç ve her türden yapı makinası kullanımı, inşaat üretimindeki teknoloji yoğun üretim eğiliminin arttığını göstermekte, emek-teknoloji-üretim yöntemleri arasında kapitalizmin başlangıcından bugüne kadarki "uyum" sorunu inşaat sektöründe de kendisini göstermektedir. Bunun sonucu "kazalar" olduğu kadar, fiziksel ve ruhsal mesleki rahatsızlıklar da olmaktadır. Çok uzattım, burada keseyim, arada bir inşaatın yanından geçerken çalışmakta olan kule vince ve özellikle de operatör kabinine şöyle bir bakın derim. Daha yazılacak çok şey olduğunu düşüneceğinizden eminim...

KAYNAKLAR

KOBİ’ler için İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Rehberi: Risk Değerlendirmesi, İSG Performans İzleme ve Sağlık Tehlikeleri-İnşaat Sektörü başlıklı, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen İSGİP (Türkiye`de İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Koşullarının İyileştirilmesi Projesi - TR0702.20-01/001) kapsamında hazırlanan raporun, inşaatlarda sağlık riskleri konulu bölümü aynen alınmıştır. Bu kaynağın tamamına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı web sitesinden ücretsiz bir şekilde ulaşmak mümkündür.

Daletskaia GV, Poliakova GA. [Physiological and hygienic evaluation of the work of women tower-crane operators]. Gig Tr Prof Zabol. 1981 Aug;(8):27-30.

Barron, P.J., Owende, P., McDonnell, K. P. and Ward, S.M. (2005); ‘A method for assessment of degradation of task visibility from operator cabins of field machines’, International Journal of Industrial Ergonomics [online], March 2005 vol. 35, pp. 665-673

Gustafson-Söderman, U. (1987) ‘The effect of an adjustable sitting angle on the perceived

discomfort from the back and neck-shoulder regions in building crane operators’, Applied

Ergonomics [online], 1987 vol. 18, No. 4 pp. 297-304

Health and Safety Executive, HSE (2006) Sector Information Minute: 05/2002/58.

Musculoskeletal Issues for Crane drivers in the docks industry [online]. UK. [Accessed 28th

November 2010], Available:

Wang, X., Dolivet, C., Brunel, N. and Minguy, J. (2000) ‘Ergonomic Evaluation of a Crane

Cabin using a Computerized Human Model’, SAE Digital Human Modelling for Design and

Engineering International Conference and Exposition, SAE Transactions [online] vol. 109

[Accessed 13th December 2010], Available:

Wicks, R.P. and White, T.G. (1975) ‘Conditions for Crane operators’, Applied Ergonomics September 1975, pp. 176

 

Kule vinci operatörleri sosyal medyada buluştu, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27635148.asp

http://www.perceptionenhancement.com/docs/course/Case%20History%201.pdf