17 Haziran 2019 Pazartesi
İlke Bereketli
İlke Bereketli 12 Nisan 2019 Cuma Tüm Yazıları »

Kara delikler ve mazbatalar

Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanı paralel kurgu tekniğiyle örülmüş, birbirine alabildiğine zıt iki hikayeyi anlatır. Bir yanda bir uzay üssünde yaşananlar, diğer yanda bozkırın derinliklerindeki ıssız bir tren istasyonunda çalışan sıradan bir demiryolu işçisinin yaşadığı zorluklar ve bu iki zıt gerçekliğin ortasında söylenegelen Mankurt efsaneleri...

Romanın izleğinden bağımsız olarak, kendimizi çoğu zaman böylesi zıtlıkların ortasında bulduğumuzu söylersek abartmış olmayız. Öylesi bir çağda, öylesi bir coğrafyada yaşıyoruz ki asrımız sefil, asrımız yüz kızartıcı ama aynı zamanda asrımız cesur, büyük ve kahraman.

İşte içinden geçtiğimiz bugünler de bir gözümüz uzayın derinliklerine bakarken diğer gözümüzün sandık sandık oy sayıp mazbata takip ettiği, bu karşıtlığı derinden yaşadığımız günler.

31 Mart günü ülkemizde bir yerel seçim yapıldı ancak aradan 12 gün geçmesine karşın ne kaybeden kaybettiğini kabul edebildi, ne kazananlar mazbatasını alıp görevine başlayabildi. Dahası oyun oynanırken kural değiştirildi, aday olmasına izin verilen bir KHK'lı seçimi kazanınca “dur sen başkan olamazsın” dendi, başkanlığı elinden alındı. Günlerdir, alıştığımız ama alışmaktan çok bıktığımız ayak oyunlarıyla boğuşup duruyoruz. Koskoca ülkenin enerjisi yok yere harcanıyor.

Türkiye’de bunlar olup biterken geçtiğimiz gün bilim tarihinde önemli bir eşik aşıldı. Yaklaşık 100 yıldır kuramsal olarak varlığı öngörülen kara delikler, bugün M87 galaksisinin merkezindeki bir kara deliğin fotoğrafının çekilmesiyle kanıtlanmış oldu. Heyecan verici bir gelişme!

Bugüne kadar yalnızca simülasyonlarla yaklaşık görüntülerini yaratabildiğimiz kara deliklerin gerçekliğini gösteren, dört kıtaya yayılmış, dünyanın farklı köşelerindeki sekiz büyük teleskobun aynı anda aynı noktaya bakmasıyla elde edilen bir fotoğraf var karşımızda. Fotoğrafın çekimi dört günlük gözlem sonucunda gerçekleşse de teleskoplardan elde edilen görüntülerin bir araya getirilip işlenmesi ve çözümlenmesi iki yılı bulmuş. 

Olay Ufku Teleskobu (Event Horizon Telescope - EHT) adı verilen çok uluslu proje ekibinin karmaşık süreçlerden geçerek yıllara yayılan ortak çalışmasının sonucu yalın, hatta basit bir fotoğraf ama basitliğinde karmaşıklığı taşıyan, bulanık görüntüsünde apaçık bir gerçekliği yansıtan ufuk açıcı bir fotoğraf.

Gözlemlenen M87 kara deliği yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzaklıkta. Bu da demek oluyor ki fotoğrafını çektiğimiz kara delik aslında şimdi orada ne varsa, onun 55 milyon yıl önceki halini gösteriyor. Bir başka deyişle bugün o noktadan bir gözlemci yerküremizi izlese bizleri değil dinozorları görecekti.

Yazının başında sözünü ettiğimiz karşıtların birliği bir kez daha önümüzde duruyor. 100 yıllık bir hayalin gerçek olması ama gerçek diye gördüğünün artık bir hayal olması. Ne güzel, ne görkemli bir ikilik..

Bilimin öngörüsünün zaman içinde kanıtlanmasının ilk örneği de değil bu. Neptün de bir zamanlar net bir biçimde teleskopla gözlenmeden önce bilim insanları, Uranüs’ün yörüngesindeki sapmalardan yola çıkarak tam da Neptün’ün bulunduğu noktada bir gezegenin olması gerektiğini tahmin ediyorlardı. Sonrasında bir teleskopla yeri saptandığında bu tahmin doğrulanmış oldu. Doğrulara ulaşan ama gerektiğinde kendini de yanlışlayabilen bilimin gücü karşımızda duruyor.

EHT projesi bilimsel öngörülerin gerçeklikle buluşmasındaki uyumu gözler önüne sermesinin yanında dayanışmanın, el ele vermenin, büyük bir problemin karşısında güç birliği etmenin de en güzel örneklerinden biri. Ne tek bir teleskop ne de tek bir araştırmacı 55 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir kara deliği görüntülemeyi becerebilirdi. Dedik ya, nereden baksak umut ve heyecan verici bir olaya tanıklık ettik. 

Bu heyecan, sevincimiz, neşemiz, iki gülüşümüz mazbataların teslim edilmemesiyle, kıdem tazminatına el konulacağının işaretinin verilmesiyle, her gün yaşanan işçi cinayetleriyle, bir kuru soğana muhtaç edilmekle kursağımızda kalsa da yılgınlığa düşmeyeceğiz.

İyisiyle kötüsüyle, çağımızın çocuğuyuz. Onun gerçeklikleriyle başa çıkmak boynumuzun borcu. Çünkü bize “yeter, yirminci asırda olduğum safta olmak, bizim tarafta olmak ve dövüşmek yeni bir âlem için…"

Şimdi gençler de diyorlar ya “güzel günler için” diye.. evet, güzel günler için, yeni bir dünya için mücadele edeceğiz. 

İnsanlık bugün bir kara delik keşfetti, belki bir gün bir kara deliğin sınırına kadar gidecek. 

İnsanlık bugün bir El-Beşir’i devirdi, belki yarın başka El-Beşirleri devirecek.

Daha neler başaracak insanlık, kim bilir. Her büyük atılımın ardından söylediğimiz gibi, bu daha başlangıç!