20 Mayıs 2018 Pazar

İzmir’de kuruluşunu ilan eden dernek kuruluş bildirgesinde, “Kentte özgürce yürümenin aynı zamanda kültürel, sosyal ya da siyasal bir hak olduğuna inanıyoruz” ded

Bildirgeyi okuyan bedensel engelli kurucu üye Mahmut İşitmez, kamusal alanların yayalara öncelik verilerek düzenlenmesinin en temel kent hakkı olduğunu söyledi. 
 

BÜTÜN ULAŞIM ARAÇLARI İKİNCİLDİR

İşitmez, yürümenin insan hareketliliğinin en temel şekli olduğunu ifade etti. İşitmez, tüm ulaşım araçlarının hareket etmek için ikincil unsur konumunda olduğunu belirtti. Mevcut kentlerin yurttaşların yürümesine uygun değil, motorlu taşıtların en hızlı şekilde hareket etmesi ilkesine yönelik düzenlenecek hale gelindiğini kaydetti. İşitmez, “Biz, Yaya Derneği kurucuları olarak, yaya öncelikli kent tasarımı talep ederken, bir lüks ya da ikincil bir hak talebinde bulunmuyoruz. Kent içerisinde her kadının, erkeğin, yaşlının, engellinin, çocuğun ve bebeğin, hastanın, ağır yük taşımak zorunda olanların ve kenti bizimle paylaşan hayvan dostlarımızın kentte bağımsız hareket edebileceği sokaklar, caddeler, meydanlar ve parklar istiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Sermaye ile yakın ilişkiler içerisinde olan yerel veya merkezi otoritelerin son 150 yıldır kentleri yaşanılamayacak hale getirdiğine vurgu yapan İşitmez, yoğun trafik, gürültü ve çevre kirliliği ile boğuşan kentlerde yaşamanın her geçen gün daha da zor hale geldiğini anlattı. Ayrıcalıklı kesimlere yalancı cennetler sunulmasına rağmen kentlerin her geçen gün daha da kalabalıklaştığını söyleyen İşitmez, “Gün geçtikçe pahalılaşan, yetersiz kalan veya tahrip edilen toplu ulaşım nedeniyle milyonlarca insan, zorunlu olarak yaya haline geliyor ve milyonlarca yaya, motorlu araçların en hızlı hareketine göre kurgulanmış kentlerde her türlü güvenlikten ve konfordan uzak yürümek zorunda kalıyor” dedi.
 
'ÖZGÜRCE YÜRÜMEK KÜLTÜREL VE SİYASAL HAKTIR'
 
Kent içi kamusal alanlar, sokaklar, caddeler, parklar, meydanlar, binalar ve toplu taşım sistemlerinin bir arada var olmanın, demokrasinin ve dayanışmanın yaşandığı alanlar olduğunu aktaran İşitmez, şöyle sürdürdü:

“Bu alanlar yaşına, cinsel eğilimine, gelir durumuna, etnik kökenine ve diline bakılmaksızın herkesin eşit kullanımına açık olmalıdır. Kentsel mekânlar özel mülkiyetin ve otoritenin insanları ezen tahakkümüne terk edilemez. Bizler, kentte özgürce yürümenin aynı zamanda kültürel, sosyal ya da siyasal bir hak olduğuna inanıyoruz. Haydi, daha yaşanabilir kentler için birlikte yürüyelim.” (MA)