21 Mart 2019 Perşembe

BİR DAVA - AYHAN GEÇGİN

"Anneme ne diyebilirim? Teselli edecek hangi sözcükleri? Bak, bir aradayız ya da bunlar da geçecek, hatta babam ölmedi ya. Üzülsem, söylemek istesem bile ağzımdan böyle sözcükler çıkmıyor. Sessizce öylece duruyor, burnunu çeken, az önce ağladığı belli anneme bakıyorum. Niçin söyleyemiyorum? Çünkü haberi aldığımdan beri içimde bambaşka bir his ya da sezgi taşıyorum. Sanki asıl olay bu değil, asıl olay başımıza çok önce geldi. Annem yanlış yere ağlıyor, ben yanlış bir şeye üzülüyorum. Babamsa şimdikinin yanında çok ufak kaldığı çok daha büyük bir yanlışlıktan dolayı hapiste. Acılar zamanında asıl bu olay için çekilmeliydi, tüm teselli sözcüklerimiz zamanında onun için söylenmeliydi. Söylenmedi, acısı çekilmedi. Söylenmemişliğe, acısı çekilmemişliğe mahkûm oldu. Hangi olay bu, ne zaman oldu? Bilmiyorum, tek bildiğim şimdi bütün teselli sözcüklerini anlamsız, boş, saçma kılıyor…"

Bir Dava Ayhan Geçgin’in beşinci romanı.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Bir Dava, Ayhan Geçgin, Metis Yayıncılık, 2019, 208 Sayfa

GOLDSTEİN: GEREON RATH'IN ÜÇÜNCÜ VAKASI - VOLKER KUTSCHER

Berlin’e “düşen” bir Amerikalı gangster, Komiser Rath’ı, Berlin’in yeraltı dünyasından gayrı bir de uluslararası mafya işlerine karıştırıyor. Çok boyutlu, karmaşık bir entrika. Fonda ekonomik buhranın yıkımı veNazilerin yükselişi…

Goldstein’da suç ve cürüm yelpazesi, bu defa olağanüstü geniş! Küçük suçlar âleminin çocuk hırsızlarından boy boy mafyaya, uluslararası suç bağlantılarına ve ırkçı şiddete uzanıyor. Kutscher’in ustası olduğu şey
bu zaten: “zamanın ruhunun” müthiş zengin bir tasviri.

Berlin Babylon televizyon uyarlamasıyla uluslararası şöhret kazanan Komiser Rath dizisinin bu üçüncü romanı, “sert polisiye” stilindeki ustalığıyla da dikkat çekici. Yahudi-Amerikalı gangster figürü, sadece 30’lar Almanyası’ndaki antisemitizme değil, Amerikan mafya “töresine” de eğilmeye imkân vermiş.

“Kutscher, romanın uzunluğuna rağmen gerilimi 119 bölüm boyunca ayakta tutmayı başarıyor. Yozlaşma, cinayet ve nasyonal sosyalizmin yükselişi, karmaşık örgüsü içinde, çok yönlü olarak aydınlatıyor.”
Rheın-Neckar-Zeıtung

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Goldstein: Gereon Rath'ın Üçüncü Vakası, Volker Kutscher, İletişim Yayıncılık, 2019, 531 Sayfa

ÖNCE MEKAN VARDI – KOLEKTİF

Bir tarafta ordularıyla, sermayeleriyle, bütün yıkıcılıkları ile devletler ve şirketler; sürekli biçimde ele geçirilmeye, temellük edilmeye ve “yeniden yapılandırılmaya” çalışılan mekanlar. Diğer tarafta, kendi yaşam alanlarını, topraklarını, evlerini, mahallelerini, ormanlarını, kısacası mekanlarını savunanlar...


Önce Mekan Vardı, devletlerin ve şirketlerin bu topyekûn saldırısına karşı mekanların söylediğini ve eylediğini kayıt altına alan, bunlar üzerine düşünen ve söz üreten yazıları bir araya getiriyor. Derleme; mekanın siyaset, bellek, praksis felsefesi, işgal ve biyopolitika ile olan bağları üzerine sohbet edip, zamanın ve mekanın dört bir yanında direnenleri; Topraksızlar Hareketi'nin, Sitüasyonistlerin, İtalyan Otonomcu Hareketin ve kent yoksullarının mekânı savunma hikayeleri üzerinden anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Önce Mekan Vardı, mekanını savunanların kitabı. Kitapta, StuartElden’danBobJessop’a, Metin Yeğin’den Bülent Diken’e, NeilGray’denAbdurazackKarriem’e birçok düşünürün makalelerini ve denemelerini bulabilirsiniz. Önce MekanVardı’yı, Önder Kulak ve Soner Torlak derledi.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Önce Mekan Vardı, Yazar: Kolektif, Edebi Şeyler, 2019, 224 Sayfa

AŞİKARLIK DEHŞETİ: SAHTE KESİNLİKLER - MARCUS STEİNWEG

Almanya’nın önde gelen felsefecilerinden MarcusSteinweg’in bir eseri ilk defa Türkçenin diyarına adım atıyor. Aşikârlık Dehşeti: Sahte Kesinlikler’deSteinweg, sıradan başlıklar altında aşktan naifliğe, piyasadan dine, can sıkıntısından ırkçılığa varıncaya kadar gündelik hayatımızın çeşitli veçheleriyle ilgili aforizmalar, değiniler ve yorumlarla sarsıcı düşünceler geliştiriyor. Üslubu ve tarzıyla felsefeyi akademinin koridorlarından çıkarıp onu asli görevine, kendimiz için düşünme ödevine çağıran bir çalışma Aşikârlık Dehşeti. RolandBarthes’ın “yazdıran metinler” dediği türde, yani olup bitmemiş, okurun muhayyilesine açık, onun da yazma sürecine aktif biçimde katılmasını bekleyen, huzursuz edici ve talepkâr bir metin. “Ne de olsa felsefeciler dünyaya güven duymayı bırakarak yerleşirler dünyaya. Herhangi bir aşikârlıktan yoksun bir gerçeklikte yaşarlar. Düşünmek bu aşikârlık yokluğuyla başa çıkmak demektir. Kendini en açıkça gözler önüne serdiği yer, tutarlılık vaadinin uçsuz bucaksız olduğu noktalardır. ‘Felsefe nedir?’ sorusuna verilecek bir ilk cevap şu olabilir: Felsefe bir yaşam tarzı olarak tutarsızlık deneyimidir.”

“Steinweg: Ne de uygun bir isim! Hem “taşlı yol”, yani sağlam ve dirençli (locuslapidibus stratus) anlamına, hem de tek tek taşlarla (stradalastricata), kesik kesik nirengi noktalarıyla döşeli bir yol anlamına geliyor. Ekmek kırıntılarının bıraktığı iz onun dönüp yolunu bulmasını sağlıyor. Kitaba istediğiniz yerden başlayabilirsiniz ve nerede olmanız gerekiyorsa daima oraya varacaksınız.”
- Jean-Luc Nancy - 

“Felsefe ve sanat, disiplinlerin en hafif ve en karmaşık olanları. Günümüzdeki felsefeciler arasında MarcusSteinweg bana kalırsa en sanatsal olanı.”
- RosemarieTrockel (Alman sanatçı ve akademisyen) - 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Aşikarlık Dehşeti: Sahte Kesinlikler, MarcusSteinweg, İthaki Yayınları, 2019, 176 Sayfa

VE ATEŞ BİZİ TÜKETİYOR - MURAT GÜLSOY

Sokak lambasının aydınlattığı girişte, gemi tarifesinin yanında asılı olan semt haritası dikkatimi çekti. Kırmızı bir noktanın yanında “Buradasınız” yazılıydı. Ağır ceza reisinin titreyen parmaklarıyla bu kırmızı noktaya dokunduğunu, “Buradayım ama burası neresi?” diye mırıldandığını duyar gibi oldum.

Mevsimlerin hızla değiştiği, hayatın akıp geçtiği bir kış gecesi kaybolan yaşlı komşusunu aramaya çıkan bir adam, yaşadığı mahallenin bildik sokaklarında tekinsiz bir yolculuğa sürüklenir. “78 Nova”nın kadife koltuklarından üniversitenin gizli dehlizlerine, zifirî karanlıktaki bir heykel sergisinden kendi filmini çekenlerin açık hava sinemasına, eski bir sarayın bahçesinden bağlar arasındaki hayal evine ve nihayet yeraltındaki metro inşaatından ölüm kuyularına uzanan bu yolculukta kahramanımız hem yol boyunca karşılaştığı insanların hikâyelerinin bir parçası olacak hem de yaşlı komşusunun kim olduğunu öğrenecektir.

Murat Gülsoy, sıradan hayatların ardına gizlenen karanlığı, on yıllarca saklanan derin korkuları, yaşlı kalplere gömülmüş hüzünlü aşkları, başkalarının aynasında kendi benliğiyle yüzleşmeyi fantastik, yer yer grotesk bir arayış hikâyesine sığdırırken sırlarla dolu geçmişin kapısını cesaretle aralıyor.

Ve Ateş Bizi Tüketiyor… Gecenin içinde dolananların, gecede kaybolanların romanı…

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Ve Ateş Bizi Tüketiyor, Murat Gülsoy, Can Yayınları, 2019, 280 Sayfa