24 Nisan 2019 Çarşamba

LAS VEGAS'TA KORKU VE NEFRET - HUNTER S. THOMPSON

Amerikan gazeteciliğinin ve edebiyatının yirminci yüzyıldaki en tartışmalı figürlerinden biri olan Hunter S. Thompson, döneminin en büyük akımlarından olan “Gonzogazeteciliği”nin kurucusu olmasının yanı sıra önemli bir altkültür ve siyaset figürü. Thompson’ın 1998’de Terry Gilliam tarafından sinemaya da uyarlanan romanıLasVegas’ta Korku ve Nefret hem edebiyat hem de sinemada kült bir eser.

Thompson, Amerikan rüyasının karanlık yanını bulmak için avukatıile birlikteLasVegas’a gider. Los Angeles’tan çıkıp çöl boyunca tam gaz ilerlerken, böyle tehlikeli bir görevi gerçekleştirmenin tek bir yolu olduğunu anlarlar: Kafayı iyice bulmak. Muazzam bir uyuşturucu cephaneliğiyle silahlanan ikili, dünyanın bayağılık başkentinde manik ve gerçeküstü bir tura çıkar. Casino yöneticileri, polis memurları ve her çeşit Orta Amerikalı ile yaşanan tehlikeli ve kimyasallarla yüklü karşılaşmalarda sanrılı bir mizah ve kâbuslara yaraşır bir dehşet hiç eksik olmaz.

İnsanı gülmekten yerlere yatıran, cesur, özgün ve özünde fazlasıyla ciddi LasVegas’ta Korku ve Nefret, altmışların Amerika’sında yıkılan hayallere dair bir modern klasik.

“Yazarlar için önemli olan iki sıfat vardır sadece…‘müthiş’ ve ‘olağanüstü’. Hunter S. Thompson ikisine de sonuna kadar sahip çıkıyor. El yakan, çığır açan, muhteşem bir kitap.”

- TomWolfe - 

“Amerikan edebiyatında Çıplak Şölen’den beri yazılmış en eğlenceli eser. Uyuşturucu çağının başyapıtı.”

-  New York Times - 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Las Vegas'ta Korku ve Nefret, Hunter S. Thompson, İthaki Yayınları, 2019, 248 Sayfa

SON TANIKLAR-ÇOCUKLUĞA AYKIRI YÜZ ÖYKÜ - SVETLANA ALEKSİYEVİÇ

2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi SvetlanaAleksiyeviç’inönemli eserlerinden Son Tanıklar, 1941 Haziran’ında başlayan Nazi işgalini çocuk olarak yaşamış insanların öykülerine odaklanan etkileyici bir sözlü tarih çalışması… 

İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Son Tanıklar’da Aleksiyeviç 1941’de güneşli bir yaz günü başlayan ve 1945’e gelinene dek SSCB’de yirmi milyonu aşkın insanın hayatını kaybetmesine yol açan Nazi işgali ve II. Dünya Savaşı dönemini, o zamanıçocuk olarak yaşamış insanların tanıklıklarıyla aktarıyor. 

Kuşaktan kuşağa aktarılarak Sovyet insanının kaderini sonsuza kadar değiştiren bu büyük travmanın, uzak köylere, küçük şehir ve kasabalara, ormanın derinliklerine sığınmış korku dolu anne ve çocuklara kadar tüm Sovyet coğrafyasına nasıl yayıldığını o günlerin çocuklarının deneyimleriyle anlatan kitap, belki de en çok, hep büyüklere özgü kahramanlıklarla, kayıplarla özdeşleştirilen savaşın, asıl olarak çocukları bir anda ne büyük acılarla büyüttüğünü, büyümek zorunda bıraktığını gözler önüne seriyor. Neredeyse hepsi babasız, hatta kimi zaman da annesiz büyümüş, oyuncaklarla oynamak yerine bomba gümbürtüleri olunca kulaklarını kapamayıöğrenmiş, güzel çikolatalar, şekerlemeler yerine ot yemiş, toprak yemiş, hatta ev hayvanlarını, sokak hayvanlarını yemek zorunda kalmışçocukların öyküleri, savaşın ne kadar büyük acılara yol açabileceği konusunda bize bir kez daha uyarıda bulunuyor.

“Vaktinde Dostoyevski şöyle bir soru atmıştı ortaya:

Eğer masum bir çocuğun gözünden tek damla yaş dökülecekse, barışın, mutluluğumuzun ve hatta yeryüzünde ebedi uyumun sağlanması ve temellerinin güçlü bir şekilde atılması için yaşanacakla mazur görülebilir mi? Sorusunu yine kendi yanıtlamıştı Dostoyevski; hiçbir ilerleme, hiçbir devrim o gözyaşının dökülmesini haklı gösteremez.

Hiçbir savaş. O gözyaşı damlası her daim her şeyden kıymetlidir. O tek damlacık gözyaşı…

“Köyde hiç çocuk kalmamıştı. Sokakta beraber oyun oynayacak kimse yoktu…”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Son Tanıklar-Çocukluğa Aykırı Yüz Öykü, Yazar: SvetlanaAleksiyeviç, Çevirmen: Aslı Takanay, Kafka Yayınevi, 2019, 293 Sayfa

NİGHT VALE'E HOŞGELDİNİZ - JEFFREY CRANOR, JOSEPH FİNK

Amerika'da milyonların bağımlı olduğu Night Vale Kasabası podcast'i bir romana dönüştü ve çıktığı ilk hafta New York Times En Çok Satanlar listesinde yerini aldı.

Night Vale kasabasının tarihi uzun ve karmaşıktır; binlerce yıl geriye, çöldeki en eski yerli halka kadar uzanır. Burada bunların hiçbirine değinmeyeceğiz.

Bir belediye binası, bir bovling salonu (Çöl Çiçeği Bovling Salonu ve Atari ve Eğlence Merkezi), bir lokanta (Tüm Gece Açık Mehtap Lokantası), bir süpermarket (Ralphs) ve tabii ki duymamıza izin verilen tüm haberleri veren bir halk radyosu istasyonuyla buranın pekçokkasaba gibi bir kasaba olduğunu söylemek yeterli. Dört bir tarafıçölün bomboş düzlüğüyle çevrili. Belki de sizin kasabanıza benziyordur. Hatta, itiraf etmek isteyeceğinizden çok daha fazla benziyor olabilir.

Burası Güneş'in yakıcı ve Ay'ın güzel olduğu ve hepimizin uyuyormuş gibi yaptığı zamanlarda tepemizden gizemli ışıkların geçtiği dost canlısı bir çöl topluluğudur.

Night Vale'e hoş geldiniz.

"Bakın, hayat stresli. Bu her yer için geçerli. Fakat NightVale'de hayat daha da stresli. Gölgelerde gizlenen şeyler var. Kaygılı bir zihnin tasarlamadığı ama gölgelerde gerçek anlamda gizlenen gerçek Şeyler var. Her dükkânın önünde, her sokağın altında ve havada gezinen helikopterlerde komplo teorileri gizli ve bunlarla birlikte hayatın orta şiddetli trajedisi vardır bir de. Doğumlar, ölümler, gelişler, gidişler, bizim ve önemsediğimiz herkes arasındaki öznellikler ve meydan okuma uçurumları. Bir zamanlar adamın birinin bu konuda gerçekten pek de bir şey yapmadan dediği gibi her şey kederdir."

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Night Vale'e Hoş Geldiniz, Yazar: Jeffrey Cranor , Joseph Fink, Monokl Yayınevi, 2019, 352 Sayfa

DUYGUSAL EĞİTİM - GUSTAVE FLAUBERT

XIX. yüzyıl Fransız edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan ve XX. yüzyıl romanını şekillendiren, hatta çağdaş romanın öncüsü olma niteliğini taşıyan Duygusal Eğitim, arka planında Flaubert’in en ince ayrıntısına kadar gözlemleyip analitik bir zekâyla kusursuzca aktardığı Temmuz Monarşisi, 1848 Devrimi ve II. Cumhuriyet dönemiyle tarihçilerin de başvuru kitaplarından biri olmayı başarmış bir yapıttır.  Paris’e eğitim almak üzere gelen on sekiz yaşında taşralı bir genç olan FrédéricMoreau’nun, sanatı, siyaseti, dostluğu, iktidar hırsını ve saf aşkı öğrenip deneyimlemesinin; monarşi, cumhuriyet ve imparatorluk arasında gelgitler yaşayan Fransız toplumunda kendine bir yer edinme arayışının, başka bir deyişle kayıp bir gencin hikâyesidir. Zengin bir sanat tüccarının eşi olan Madam Arnoux’ya duyduğu aşk ve içinde yaşadığı dünyayla kurduğu ilişkiler sonucunda, birer birer yanıp kül olan hayallerin ve yanılsamaların büyüttüğü Frédéric’in hikâyesi, aynı zamanda yürekleri hınçla dolu tüm gençlerin de hikâyesidir.

KÜNYE: Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert, Can Yayınları, 2019, 568 Sayfa

ANTİK YUNAN'IN KISA TARİHİ – P. J. RHODES

Demokrasi tartışmalarında sıklıkla referans verilen ve hatta idealleştirilen Antik Yunan demokrasisi ne tür bir demokrasi biçimiydi? Demokrasinin bugünkü anlam ve normları göz önüne alındığında, Antik Yunan dünyasındaki demokrasi biçimiyle ne tür karşılaştırmalar
yapılabilir?

Antik dönem tarihi üzerine ciddi eserler üretmiş ve Antik Yunan dünyasını üç temel döneme (arkaik, klasik, Helenistik) ayırarak ele alan P. J. Rhodes, Antik Yunan’ın Kısa Tarihi adlı bu kitabında Herodot ve Tukidides gibi antik tarihçilerin temel metinlerinden faydalanarak
Antik Yunan dünyasının içine doğru giden yolu Romalıların egemen olduğu döneme dek ustalıkla adımlıyor.

Sanattan dinî ritüellere, edebiyattan felsefeye, siyasi kurumlardan askerî yapılara ve savaşlara kadar pek çok gelişmeyi anlaşılır ve sade bir üslupla ele alabilen nadir bir eser.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Antik Yunan'ın Kısa Tarihi, P. J. Rhodes, İletişim Yayınları, 2019, 260 Sayfa