24 Mart 2019 Pazar

YENİ PARADİGMAYI OLUŞTURMAK - FİKRET BAŞKAYA

Mevcut kapitalist-emperyalist sistem ve onun neoliberal uygulamaları sürdürülebilir midir?

Fikret Başkaya, “sürdürülemeyeceği” kanaatinde ve Yeni Paradigmayı Oluşturmak’ı yazma amacını şöyle dile getiriyor: “Bu kitap, neden böyle olduğuna, neden bir ‘sürdürülemezlik’ durumunun ortaya çıktığına dair bir netleşme sağlama amacı taşıyor”.

Ardından, “Eğer sürdürülemeyeceğini kabul ediyorsak, radikal bir düşünce devrimine, yeni bir Rönesansa ihtiyaç var” diyen Başkaya, bu Rönesansın unsurlarını tartışmaya başlıyor.

Önce “muasır medeniyet seviyesi”, hemen peşinden de ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma, büyüme, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma kavramları enine boyuna sorgulanıyor.

“Türkiye’de yaklaşık 90 yıldır ‘muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma’ şarkısı söyleniyor. Oysa üzerine çıkılması gereken ‘muasır medeniyet’, kapitalist yıkıcılıktan ve barbarlıktan başkası değil” diyen Fikret Başkaya, söz konusu “muasırlaşma” hedefiyle örtüşen “Avrupa”yı da, bir büyük sermaye ve Atlantik projesi olan Avrupa Birliği’nin bugün geldiği nokta itibarıyla ele alıyor.

“Sürdürülebilir kalkınma” kavramının oksimoron niteliğine, büyüme mitine, tarımın bugün gelip dayandığı çıkmazlara, toprağın öldürülmesine vb. değinen çalışmasında, doğayı ve canlıları yok eden “kalkınma” anlayışını bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor Başkaya. Demokrasi, STK’lar, kültüralizm ve “Politik İslam” tartışmalarının ardından kapitalizmden çıkışın alternatiflerini, komüncü mülkiyet biçimlerini ortaya koyarak ve “Yeni bir paradigma için 12 öneri”sini paylaşarak tamamlıyor kitabını. Yine Başkaya’nın sözleriyle; “Ya geçerli paradigmadan, kapitalizmden vakitlice çıkılacak, ya da insanlığın bir geleceği olmayacak…” (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Yeni Paradigmayı Oluşturmak, Fikret Başkaya, Yordam Kitap, Kasım 2018, 352 Sayfa.

MEKTUPLARDA BİR YAŞAM - JHON STEINBECK

Dünya edebiyatına kazandırdığı başyapıtları ve politik duruşunun yanı sıra sinemadan tiyatroya kadar pek çok alanda çağının entelektüel hayatına damga vurarak ölümsüzleşmiş olan John Steinbeck’in yaşam öyküsüne ölümünün 50. yılında nadide bir tanıklık: Mektuplarda Bir Yaşam.

Durmaksızın üretmiş, altmış altı yıllık ömrüne onlarca kitap, Nobel ve Pulitzer de dahil olmak üzere sayısız ödül ve başarı sığdırmış, ancak çalışırken rahatlayabilen bu keskin aklın gündelik alışkanlıklarının başında mektup yazmak geliyordu. Kaliforniya'daki gençlik döneminden yaşamının son günlerine kadar yazmayı sürdürdüğü binlercesi arasından derlenen, hem mesleki hem de özel yaşamının dökümü niteliğindeki bu seçki, Steinbeck’in gerçek utkusunun ödüllü, otorite sahibi, göz önünde bir şöhret olmaktan ziyade yalnızca üreten yalnız bir “yazar” olmak olduğuna birincil ağızdan şahitlik ediyor.

Mektuplarda Bir Yaşam, Steinbeck’in güvendiği ve çatıştığı insanlara; edebiyat otoriteleri,eleştirmenler, ödüller, yayıncılar, kadınlar ve çocuklarla ilgili görüşlerine,dünyanın geçirdiği değişim, savaşlar ve politik gelişmeler karşısında takındığı tutuma ayna tutakla kalmıyor, yazarın kendi yaratım sürecine dair de son derece gerçekçi bir portre sunuyor. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Mektuplarda Bir Yaşam, Jhon Steinbeck, Çevirmen: Sevim Gündüz, Sel Yayıncılık,  Aralık 2018, 493 Sayfa.

DAYANIŞMA EKONOMİLERİ - ASLIHAN AYKAÇ

Son otuz yılda sosyal bilimlerin en temel konularından biri kapitalist üretim biçiminin küreselleşmesi oldu. Farklı disiplinlerden ve disiplinlerarası perspektiflerden kaynaklanan geniş bir literatür ortaya çıktı. Bu kitabımın, benim gibi küreselleşmenin “Başka bir alternatif yok” söyleminin boğucu iklimi içinde yetişmiş bir sosyal bilimcinin “küresel” olanın dışında yeni bir alan arayışı olarak okunmasını arzu ederim.

Uzun dönemli tarihsel analizlerle sistemin kendini yenileme potansiyelini vurgulayan yazarlar dahi bugün geldiğimiz aşamada kapitalist sistemin ve sisteme dayalı uygarlığın tehlikeli belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu öne sürüyorlar. Bu belirsizliklerin bir kısmı kapitalist üretim ağının tüm gezegene yayılmış olmasından, bu yayılmanın çevre ülkeler üzerindeki etkilerinden ve bütün bunlara eşlik eden toplumsal sonuçlardan kaynaklanmaktadır.

Dayanışma Ekonomileri, üretimde ve bölüşümde dayanışmayı odağına alan ekonomilerin ve ağların imkânlarını ve sınırlarını inceliyor. Bu bağlamda günümüzün çürüyen demokrasileri karşısında “işyeri demokrasisine” vurgu yapıyor. İş ve çalışmanın niteliğinde ortaya çıkan güncel değişimleri tartışan kitap, küresel ekonomi içinde emeğin bugünkü durumunu değerlendiriyor, dünyanın farklı yerlerinden dayanışma ekonomilerine örnekler getiriyor ve küresel ekonomiye devlet ve piyasa dışındaki alternatifleri tartışıyor. – Aslıhan Aykaç (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Dayanışma Ekonomileri, Aslıhan Aykaç , Metis Yayıncılık, Aralık 2018, 280 Sayfa.

KALAN SON GÜZEL KAĞIDIM - MARCEL PROUST

Marcel Proust tam bir mektup delisiydi. Çocukken edindiği bu alışkanlıkla, “Kayıp Zamanın İzinde”nin ciltlerini teker teker kaleme aldığı dönemlerden 1922 yılındaki ölümüne kadar, hiç durmadan binlerce mektup yazdı: Ailesine, arkadaş bildiklerine, hasım bellediklerine,üst kat komşusuna, yayıncısına, kitaplarını destekleyenlere ya da kayıtsız kalanlara...

Jérôme Picon’un derlediği ve açıklayıcı notlarla zenginleştirdiği bu seçki; zaman, üslup ve konu açısından dengeli bir dağılım sunuyor. (Tanıtım Bülteninden)

Çevirmen: Kalan Son Güzel Kağıdım, Marcel Proust, Çevirmen: Ayşecan Cengiz, Yapı Kredi Yayınları, Aralık 2018, 328 Sayfa.

PSİKANALİZ ve GÖÇ - KOLEKTİF

İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde geçen sene düzenlenen 11. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin derlendiği bu kitap, küreselleşmenin ve savaşların beraberinde getirdiği etkiler sonucunda hepimiz için günden güne daha yakıcı bir gerçeklik haline gelen göç meselesine psikanalizin hassas merceğinden nasıl bakılabileceğine dair çeşitli örnekler sunuyor. Her biri alanlarının uzmanı olan kişilerce kaleme alınmış yazılardan oluşan bu derlemede, göçün ruhsallık üzerinde doğurduğu sonuçlar sadece bireysel veya toplumsal bir düzlemde ele alınmıyor. Aynı zamanda, psikanalizin kendisine yönelik etkileri de göz önünde bulunduran düşünümsel bir çerçevede irdeleniyor. Psikanaliz ve Göç’ün, çalışmalarını psikanaliz ekseninde yürütenler ve göç üzerine düşünen herkes için faydalı bir kaynak olmasını umuyoruz. (Tanıtım Bülteninden)

“Aslında her büyük taşınma, çevrede birbirine yoğun olarak geçmiş hem insanla ilgili olan hem de olmayan bileşenleri değiştirir. Bir yerden ayrılırken sadece arkadaşlarımız ve akrabalarımızla değil, bildik olan çevreyle de bağlarımızı kaybederiz. Aynı süreç yeni bir yere geldiğimizde de böyle işler: Sadece farklı insanlarla tanışmayız, tanıdık olmayan yerlerle, iklimle ve mimariyle de karşılaşırız. İnsandaki ve insan-dışı çevredeki değişimler göç ve sürgün söz konusu olduğunda her zaman birlikte bulunurlar.” Salman Akhtar

Katkıda Bulunanlar: Nesli Keskinöz Bilen / Salman Akhtar / Sverre Varvin / Pınar Limnili Özeren / Ümit Eren Yurtsever / Yavuz Erten / Bella Habip / Melis Tanık Sivri / Nayla de Coster / Yeşim Korkut / Gökhan Oral / Saskia von Overbeck Ottino / Deniz Yükseker / Sibel Mercan / Nuray Türksoy / Sevil Kural

KÜNYE: Psikanaliz ve Göç, Kolektif, İthaki Yayınları, Aralık 2018, 304 Sayfa.