17 Temmuz 2018 Salı

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kurucu Meclisi, seçime dair bir açıklama yaptı. 

Seçim sonucuna dair bir analiz yapılan açıklamada, Türkiye'nin kurtuluş kavgasının 24 Haziran’la sınırlı olmadığı belirtildi.

“Seçim sonuçlarına da yansıdığı üzere, Türkiye’de on milyonları bulan bir nüfus, Saray Rejimi’nden kurtuluş için mücadele vermekte, umut beslemekte, yol aramaktadır. Türkiye’nin siyasal ve ekonomik krizlere gebe olduğu bir döneme girerken, Türkiye İşçi Partisi’nin asli görevi emekçi halkımıza bu yolu göstermektir.” denilen açıklamada, TİP’in kuruluş sürecinin tamamlanacağı bir çalışma içerisine girilmesi ve bu süreçte de mücadelenin yükseltilmesi vurgusu yapıldı.

"Ülke Sahipsiz, Halkımız Seçeneksiz Değil!" başlığıyla yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

"Türkiye’nin gerici bir tek adam rejimine geçişinin oylandığı 24 Haziran seçimleri tamamlandı. Şimdiye kadar olduğu gibi, eşitsiz seçim koşulları, hukuksuz seçim yasaları, sandık başlarında ve sokakta estirilen terör, OHAL koşullarının zorbalığı, devlet imkanlarının ve medyanın iktidar propagandasının borazanlığına soyunması, polis baskısı ve tutuklamalar 24 Haziran’a da damgasını vurdu. Her türlü devlet olanağını kullanan iktidar, 16 Nisan referandumunda olduğu gibi, bu seçimlerde de oy kullanmayan yurttaşlar adına veya toplu oy kullanımı yöntemiyle hırsızlığa imza attı. Zaten meşruiyetini kaybetmiş, kendi tabanına kin ve düşmanlık söylemleriyle seslenmek dışında hiçbir sözü kalmamış bir iktidar olan Saray Rejimi, bu seçimlerin hırsızlıkla perçinlenmiş sonuçlarıyla ülkemizin diktatörlüğe geçişini tamamlayacağını düşünmektedir.

Öte yandan, düzen muhalefetinin çeşitli kanatlarının 24 Haziran seçiminde sergilediği tutum ve aldığı sonuçlar, Saray çevresinde bütünleşmiş gerici ve sağ toplumsallığın çözülemediğini göstermektedir. Hem Başkanlık hem de Meclis seçiminde muhalefetin geride kalmış olması, Türkiye’de Saray Rejimi’nin toplumsal tabanını ve dayanağını oluşturan nüfusun bir arada durmaya devam ettiğini göstermiştir.

Saray Rejimi’nin devamından yana oylar, 16 Nisan Referandumu’na kıyasla yüzde 5’lik bir artış göstermiştir. Saray Rejimi, ekonomik çıkarlar, siyasal ve ideolojik değerler, kültürel ve insani beklentiler, geleceğe ve toplumun farklı kesimlerine yönelik güvensizlik hissi gibi açılardan bir blok oluşturan bu toplumsallığın ürünüdür. AKP ve MHP bu toplumsallığı, faşizmin doğasına uygun şekilde iç ve dış düşman yaratarak, etnik ve mezhepsel kindarlıkla, istikrar kozunu kullanarak istediği hedefe doğru yönlendirmiştir. Dahası, iktidarın emperyalist güçlerle zaten uzun yıllara dayanan işbirliğini, Suriye politikası, göçmen-sığınmacı siyaseti ve ekonomi politikaları gibi kritik noktalarda bir kez daha pekiştirdiği de görülmüştür. 

Saray Rejimi’nin sırtını dayadığı toplumsallık, ne AKP içinde çıkacak çatlaklarla ne de düzen muhalefetinin gerçekçilikten ve kararlılıktan uzak popülist çabalarıyla çözülebilir. Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik, kitlesel, emekçi halkın çıkarlarına ve beklentilerine yaslanan ve bunların uzlaşmasız savunuculuğunu yapan, kendini sadece siyaset alanında değil aynı zamanda toplumsal ilişkiler içinde ve yerel ölçeklerde de örgütleyen bir sol çıkış yaratılmadan Türkiye’nin Saray Rejimi’nden kurtuluşunun imkansız olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Seçimlerde kendisini CHP/HDP’ye ve İnce/Demirtaş’a oy desteği olarak cisimleştiren bu arayış, hâlâ ülkemizin umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Özellikle tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını sosyalistlerin ve ilerici toplum kesimlerinin desteğiyle aşması, Türkiye halklarının barış ve birlikte yaşam arzularının gücünü; Türkiye’de emekçi ve ilerici yurttaşların Saray Rejimi karşısındaki ortak mücadelesinin olanaklarının korunduğunu göstermektedir. 

Türkiye İşçi Partisi, başından bu yana dile getirdiği iddiasını tekrarlamaktadır: Türkiye’nin kurtuluş kavgası 24 Haziran’la sınırlı değildir! 

Türkiye İşçi Partisi seçim gündeminin geride kaldığı bu andan itibaren kurtuluş kavgamızın sıradaki safhasına geçmiştir. 

HDP listelerinden Meclis’e seçilen ve Türkiye işçi sınıfının sözünün temsilcisi olmayı amaçlayan yoldaşlarımız Erkan Baş ve Barış Atay, sokakta, okulda, fabrikada, her türlü direniş mevzisinde olduğu kadar parlamentoda da artan sorumluluğumuzun taşıyıcısı olacaklardır. Türkiye İşçi Partisi, gerek Meclis’te gerek sokakta 24 Haziran sonrasındaki kavgayı büyütmenin, ülkemizin kurtuluşu ve işçi sınıfının iktidarı için verdiği çabayı başarıya ulaştırmanın sözünü vermektedir. 

Türkiye, seçim sonuçları ne olursa olsun, Saray Rejimi’nin gönül rahatlığıyla iktidar süreceği bir döneme tanık olmayacaktır. Seçim sonuçlarına da yansıdığı üzere, Türkiye’de on milyonları bulan bir nüfus, Saray Rejimi’nden kurtuluş için mücadele vermekte, umut beslemekte, yol aramaktadır. Türkiye’nin siyasal ve ekonomik krizlere gebe olduğu bir döneme girerken, Türkiye İşçi Partisi’nin asli görevi emekçi halkımıza bu yolu göstermektir. 

24 Haziran seçimleri ülkemizin sahipsiz olmadığını göstermiştir.

24 Haziran sonrasında TİP ise, halkımızın seçeneksiz olmadığını gösterecektir. 

Seçim sürecini geride bırakan partimiz, bugünden itibaren tüm enerjisini ve zamanını Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş çalışmalarını tamamlamaya ayıracaktır. Ancak, Türkiye İşçi Partisi kağıt üzerinde veya masa başında kurulmayacaktır. Türkiye İşçi Partisi, toplumun emekçi sınıflarının arasında, en geniş yaygınlıkta ve sözünü tüm Türkiye’ye duyuracak bir çalışma tarzıyla kuruluşunu en kısa sürede başaracaktır. Tüm ilerici yurttaşlarımızı Türkiye işçi sınıfının partisinin, TİP’in kuruluş çalışmalarına katılmaya, güç vermeye, yoldaşlaşmaya çağırıyoruz. 

Türkiye işçi sınıfının sesini Meclis’e taşımak görevini layıkıyla yerine getireceğinden emin olduğumuz yoldaşlarımıza başarılar diliyoruz.

İlerici, emekten yana tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz,

Türkiye İşçi Partisi, seçimler öncesinde söz verdiği gibi nerede bir haksızlık, adaletsizlik varsa, üzerine gidecek, direnen hiçbir yurttaşımızı yalnız bırakmayacaktır. 

Saray Rejimi’ne teslim olmadığımızı hep birlikte gösterdik. Şimdi sıra mücadeleyi sürdürme, bulunduğumuz her ortamda yan yana gelme ve Türkiye’nin kurtuluş seçeceğini büyütme zamanıdır."