20 Temmuz 2018 Cuma

Tugay Candan / @TugayCandan1312

Yarın 24 Haziran… 2 ay önce, ‘Saray ittifakı’ dediğimiz ve 70’lerin Milliyetçi Cephe hükümetlerini andıran AKP-MHP (seçim döneminde başka bileşenler de katıldı) ortaklığında alınan baskın seçim kararı yarın hayata geçecek.

16 yıllık AKP iktidarındaki tüm seçimler boyunca, sadece 7 Haziran 2015 seçimlerinden önceye benzeyen bir seçim süreci yaşandı. Benzettiğimiz nokta, seçim atmosferinden vs. bağımsız olarak AKP’nin yenilme korkusunu ensesinde bir ateş gibi hissetmesi hususundadır.

Cumhurbaşkanı ve parlamento olarak iki ayaklı yapılacak seçimin AKP’nin umduğu gibi süt liman olmadığı, hem seçim sürecinde muhalefetin yaptığı çalışmalarda görülen toplumsal dinamizmde, hem de seçim anketlerinde açık biçimde ortaya çıktı.

Evet, seçim sonucu 1 gün kala ‘Osmanlı oyunlarından’ bağımsız olarak bıçak sırtı olacak gibi görünüyor. 

AKP’nin ‘darbe anayasalarıyla hesaplaşırken’ her daim arka plana itmeye çalıştığı seçim barajı, AKP’nin hissettiği korkudan tek kaçış umudu olurken, baraja takılma tehlikesiyle karşı karşıya olan tek parti HDP ise barajı geçtiği takdirde AKP’nin korktuğunu başına getirecek.

Seçim dönemi boyunca HDP’nin çalışmalarına Saray ittifakı tarafından neredeyse günde 3-4 defa yapılan saldırılar da AKP’nin korkusunu açıkça ortaya koyarken, HDP’nin milletvekili aday listesi de bu korkuya köklü bir temel oluşturuyor.

AKP’nin iktidarda olduğu yıllar boyunca, AKP’yle kavga eden tüm kesimlere listelerinde yer veren HDP’nin milletvekili adayları arasında, yeniden kurulan Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi 2 sosyalist de bulunuyor.

SOSYALİSTLER MUHALEFET ÖĞRETİYOR

1965’te, o dönemki seçim sistemiyle parlamentoya 15 milletvekili sokan TİP, o döneme kadar en sansasyonel seçim sonucuna imza atarken, sonrasında ise Meclis’in o döneme dek görmediği bir muhalefet sergiliyor.

Sosyalistlerin olduğu Meclis’te o güne dek görülmemiş bir biçimde iktidara gensorular havada uçuşurken, Anayasa Mahkemesi’nin aktif kullanımı, işçi hakları, emperyalizme karşı mücadele, parasız ve bilimsel eğitim gibi konular ilk defa tartışılıyor.

Demirel’in Adalet Partisi’nin iktidarı bu muhalefet biçimine Meclis çalışmalarında karşılık üretemezken, çareyi TİP’li vekilleri Meclis’te darp etmekte arıyor. Ancak bununla bile sosyalistlerin etkin muhalefetinin önü kesilemiyor.

Demirel ardından ağzından kaçırıveriyor; “15 TİP’linin gösterdiği kadar sert bir muhalefete şahit olmadım”

Evet, o döneme kadar görülmeyen bu muhalefeti sergileyen sosyalistlerin önü bir sonraki seçimde ancak seçim kanununda yapılan değişikliklerle kesilebiliyor. TİP’in oyu azalmamasına rağmen, vekil sayısı düşürülüyor.

Bu parlamento deneyimi ise tarihe ‘yeni bir muhalefet türü’ olarak geçiyor.

YENİDEN ‘YENİ MUHALEFET’

24 Haziran seçimlerinde ise yıllar sonra yeniden kurulan TİP, bir parlamento deneyimine daha hazırlanıyor. HDP listelerinden seçime giren Erkan Baş ve Barış Atay, seçim süresi boyunca yaptığı çalışmalarda dönemler her ne kadar farklı olsa da TİP’in ilk Meclis deneyimine benzer vaatler veriyor.

Vaat dediysek, “Atın oyu bize, mutluluk getirelim size” gibi sözlerle değil, yeni bir parlamento muhalefetine, sosyalistlerin devrim mücadelesinde bir araç olarak gördüğü “Siyaset parlamentonun değil, sokağın harcıdır” şiarıyla örtüşen bir yeni muhalefet vaadi…

Editör olarak görev yaptığım İleri Haber’de seçim sürecinde birçok defa yer alan haberlerde TİP’li milletvekili adayları yaptıkları halk toplantılarında ve mitinglerde adaylıklarını “Mücadelenin bir etabı” olarak tanımlarken, vekil oldukları takdirde bununla paralel bir parlamento deneyimi vaadettiler.

“Emekçilerin Meclis’e girmesi” olarak adlandırabilecek bu vaatler arasında “Meclis toplantılarını mahallelerde yapmak ve burada emekçilerin gündemlerini Meclis gündemi haline getirmek”, “Maaş bordrolarını yayınlamak”, “Halk toplantılarında hesap vermek” gibi parlamentoda görmeye alışkın olmadığımız şeyler var.

TİP’in ilk parlamento deneyiminden bu yana birçok sosyalist Meclis’e girdi ancak, bu seçim sürecinde TİP adaylarının söyledikleri yeni bir sosyalist meclis muhalefetini ifade ederken, sosyalist siyasetin toplumsallaşması adına da önemli bir nokta olarak göze çarpıyor.

Sözün özü, yeni muhalefet 1965 seçimlerinin ardından 2018 seçimleriyle birlikte yeniden yaratılıyor. Bu defa işler daha zor ancak sosyalistler şimdi daha tecrübeli ve kararlı şekilde geliyor.