17 Ocak 2019 Perşembe

Almanca'dan çeviren: Özer Erdin

Yazar: Andre Damon

Facebook 9 Ekim günü birçok muhalif sayfayı ve hesabı sildi. Böylece dünya çapında en büyük sosyal medya ağına sahip olan Facebook anayasal ve ifade özgürlüğüne ilişkin olan hakları çiğneyerek kendini suçlu duruma düşürmüş oldu. Herhangi bir gerekçe göstermeden ve kamuoyunu konu hakkında bilgilendirmeden 800’den fazla sayfanın ve hesabın internetten silindiği öğrenildi. Silinen sayfalar arasında 1,9 milyon takipçisi olan “Police the Police”, 1,7 milyon takipçiye sahip “Cop Block”, 1,5 milyon takipçisi olan “Filming Cops” var. Bunlara ek olarak Facebook’un gazabına uğrayan sayfalar arasında 2,1 milyon takipçili “Anti-Media”, 800.000 takipçi ile “Revers Press”, 500.000 takipçi ile “Counter Current News” ve 240.000 takipçili “Resistance” sayfaları da geliyor. Bu sayfaların dışında sağcı bir web sitesi olan “Right Wings News” adlı bir site hakkında da silinme kararının alınmış olduğu anlaşılıyor.

Bu, modern internet tarihinde örneği olmayan bir uygulamadır. ABD ve tüm dünya işçileri bu sansürü bir ikaz olarak anlamak zorundadırlar. Başka bir deyişle hâkim sınıfın elitleri artmakta olan işçi grevlerine sansürü ve polis devleti önlemlerini genişleterek tepki vermek yolunu seçmişlerdir. Facebook’un kendi blogpost’undan yaptığı açılamada; “Bazı internet sayfalarının, grupların ve hesapların” sansürlendiğini, çünkü bu odakların gerçeği yansıtmayan bir suretle koordineli olarak siyasi tartışmaları körükledikleri bildirildi. Açıklamada ayrıca, söz konusu sayfaların kışkırtıcı politik içerikleri kullanarak takipçi kazanmak istedikleri ve internet trafiğini kendi sayfalarına yönlendirmeyi hedefledikleri söyleniyor. Facebook attığı bu adımı haklı göstermek için bu sayfaların birden fazla hesap kullandıklarını veya “clickbaits” postaladıklarını ileri sürüyor. Sansürü muhalif sayfaların yanlış davranışlarına dayandırarak yarım yamalak gerekçe göstermek koca bir yalandır.

Böylece dünyanın en büyük sosyal medya tekeli olan Facebook, tek bir hamlede Amerikan halkının polis suçları, devlet cinayetleri ve diğer devlet suçları hakkında bilgilendiği sayfaları silmiş oldu. Öte yandan bu sansür kararı New York Times’da da bir makale ile yer buldu. Söz konusu makalede ABD’deki internet sansürünün ilk başta 2016 yılındaki başkanlık seçimlerine Rusya’nın karışmış olmasına karşı geliştirildiği, şimdi ise ülke dâhilindeki siyasi örgütlere karşı bu sansürün kullanılmakta olduğu anlatılıyor. “Dezenformasyon online haberciliği: Üretimi ve İşletimi ABD’de Olan Habercilik” başlığı ile yayınlanan makalede, adı geçen yayın organlarının baskı altına alınmasına övgüyle değinilirken, bunların zaten daha güçlü bir suretle iç politik bir soruna doğru evrilmekte olmalarının yanında, bu sayfaların hem solcular hem de sağcılar tarafından işletildikleri yazılmış.

Tam bu noktada “enformasyonel savaş yöntemi hakkında” incelemeler yapan bir araştırmacıdan da şu sözler alıntılanıyor; “Bazı Amerikalıların sahip oldukları iyi geliştirilmiş internet ağları, bilinçli olarak yapılandırılmış manipülatif bilgileri diğer Amerikalılara temin ediyorlar.”

Times Dergisi de “New Knowledge” adlı sitenin kurucularından olan Ryan Fox’u alıntılıyor. Fox’a göre sansürlenmiş sayfalar ve örgütler yapay yöntemler geliştirerek insanları manipüle ediyorlar ve bu sayede ifade özgürlüğünün sınırlarını aşıyorlar. Fox ayrıca hem “NSA” hem de “Joint Special Operation” için çalıştı. Öte yandan “New Knowledge’nin” şefi Jonathan Morgan’ın “Brookings İnstitution” ile de bağlantısı var ve ABD Dış İşleri Bakanlığı’nda özel danışman olarak da görev yaptı.

Anlaşıldığı üzere Facebook ve diğer sosyal medya firmaları hep birlikte devlet ile anlaşma yaparak hangi örgütlerin sözde iyi geliştirilmiş internet ağı ile kamusal düşünceyi manipüle ettiklerine karar verebiliyorlar. Elbette, bu “manipülatif örgütler” ile anlatılmak istenen sürekli hükümet propagandası yapan ana akım medya grupları değiller. Burada kastedilen muhalif medya organlarıdır. Söz konusu muhalif medyaya karşı alınan önlemler ise öncelikle “sol örgütlere” yöneliyor. World Socialist Web Site’ın Ağustos 2017’de açık bir mektup yazarak ifşa etmiş olduğu gibi Google’ın ve diğer sosyal medya tekelcilerinin sansürlemekte oldukları başlıca sayfalar solcu, savaş karşıtı ve sosyalist web siteleri. Bu tekelci firmalar söz konusu muhalif sayfaların algoritmalarını değiştirerek, onların Google trafiğinde lider olan web sayfalarına göre yaklaşık yüzde 75’e kadar gerilemelerine yol açıyorlar.

Buna karşılık olarak World Socialist Web Site’ın kaleme almış olduğu açık mektupta ise şunlara değinilmişti: “Bu ölçüdeki bir sansür kara liste hazırlamak ile eş değerdir. Google bu tür bir sansür algoritmasını uygulayarak açık bir şekilde haberleri bloke etme, hoşlanmadığı haberlerin yayılımını engelleme amacını gütmektedir. Siyasi kara liste hazırlamak, bir ticari işletme olarak Google’ın hukuki açıdan yetki sınırları dâhilinde değildir.”  Aynı açık mektup, bilhassa bu adımdan sonra Facebook için de geçerlidir.

Söz konusu sosyal medya tekelcilerinin uygulamakta oldukları sansürün inisiyatifi ABD hükümetine ve onun temsilcilerine dayanmaktadır. Örneğin, Demokrat senatör Mark Warner, Dianne Feinstein ve Kongre temsilcisi Adam Schiff bu tür sansürlere salık veren politikacılardır. Bu senatörler Temsilciler Meclisi’nin ve Senato’nun hukuk komitelerinden ve gizli servis işlerinden “isyana teşvik” içerikli yayın organlarının baskı altına alınmasını talep ettiler. Facebook ise kendisini Amerikan hükümetinin aracı yaparak ABD anayasasının 1. Ek Maddesini doğrudan çiğnemiş oldu; çünkü bu madde hükümetin ifade özgürlüğünü sınırlandırmasını doğrudan yasaklıyor.

Sosyal medya tekelcileri ise getirmiş oldukları kısıtlayıcı önlemleri savunurlarken, bazı web sitelerinin gerçeği yansıtmayan haberler yayınladıklarını ileri sürüyorlar. Hal böyle olunca söz konusu firmaların resmi olmayan ifadelerinden hareketle bizzat kendileri tarafından sansür uygulamakta oldukları kabul edilmiş oluyor.

Geçtiğimiz Salı Google’a ait bir belgenin dolaşıma sızmasıyla şu ifadeler açığa çıkmış oldu; “Teknoloji firmaları adım adım sınırsız ifade özgürlüğünden sansüre doğru gidilmekte olduğunu belirtiyorlar.” Bu belge ile ifade özgürlüğünü demokrasi için öncelik olarak gören Amerikan geleneği için bir kırılma noktasının yolu açılmış oluyor. Öte yandan hâlihazırda hükümet ve reklam şirketleri de kullanıcıların takip edilmelerini talep ederek, sansürü doğrudan kâr marjının yükseltilmesi için bir araç olarak kullanıyorlar.

Bu gelişme ayrıca, bir polis rejimi devletini kurmak için ABD Ordusu’nun yaptığı planlar ile de bağdaşmaktadır. Geçen ay ABD özel güçlerinin yapmış olduğu bir konferansın içeriğini özetleyen Atlantic Council, ifade özgürlüğünün mutlak bir suretle baskı altına alınacağını kamuoyuna sızdırdı. Söz konusu belgede özetle şu ifadelere yer veriliyordu; “Teknoloji, önceden sınırları olan bireylerin ve grupların demokratik yeteneklerini arttırdı. Sözel yönden sınırlı kaynaklara sahip olan bu gruplar, düşündüklerini pratikte sınırsız olarak yayma gücüne eriştiler. Bu sayede bu odaklar, profesyonel kale bekçilerini, yani ana akım medyayı aşmış oluyorlar.” Başka bir deyişle bu belgede halkın büyük bir bölümünün devlet sansürünü kabul etmediğini ve tam da bu nedenden dolayı sosyal medya işletmelerinin “gerçeği yansıtmayan” siyasi fikirlerin bastırılmasında merkezi bir rol oynadıkları anlatılmış oluyor.

Ocak 2018’de World Socialist Web Site, sosyalist, ilerici ve savaş karşıtı web sitelerine enternasyonal bir ittifakın çerçevesinde internet sansürüne karşı savaşmak için çağrıda bulunmuştu. Şimdi ise, Facebook tarafından sansürlenen tüm örgütleri bizimle iletişime geçmeleri ve bu koalisyona katılmaları için mücadeleye çağırıyoruz.

Orijinal dilindeki makale için tıklayın: https://www.wsws.org/de/articles/2018/10/13/zens-o13.html