26 Mayıs 2019 Pazar

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Show TV, Habertürk TV ve Bloomberg HT ortak canlı yayınında Veyis Ateş ile Ece Üner'in sorularını yanıtladı.

Erdoğan konuşmasında yine CHP, HDP, kadınlar, Selahattin Demirtaş ve Haziran Direnişi’ne yönelik saldırgan ifadeler kullanırken, şehircilik ve çevre anlamında facia anlamına gelen ‘mega’ projeleri övdü.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

‘VESAYETÇİLER İKTİDARDA DEĞİL’

“Hep halkımızla iç içe olduk. Hiçbir zaman kibir sahibi olmadık. Tevazu içinde olduk. Bizimle beraber halk iktidarda. Daha önce halkın iktidarı diye bir şey yoktu. Halkçıyım diyerek halkçı olunmuyor. Oy varsa hizmet var demek suretiyle bir büyükşehirin belediye başkanı olacaksın, sonra halkçı olacaksın, böyle halkçılık olmaz. Halkımız bizi aldı buralara getirdi. Biz de halkımızı bu ülkede iktidarın merkezine taşıdık. Bugün vesayetçiler artık kesinlikle iktidarda değil ve olamayacaklar da ama halkımız iktidarda ve iktidar olmaya da devam edecek.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Osmanlı'ya kadar gidebiliriz. Bizim getirdiğimiz sistem Osmanlı'dan itibaren çalışan ve daha sonra da gelen siyasetçilerin bu konuda beklendikleri bir zamanlama vardı. Başkanlık sistemini getirmek. Aslında Gazi Mustafa Kemal başkanlık sistemiyle yönetmiştir. Bunu kimse dillendirmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye'nin demokratik sisteminin en güçlü projelerinden biridir. Bunu Demirel, merhum Erbakan, merhum Türkeş dillendirdi. Türk siyasetinde vesayetçi odaklarla mücadele etmiş bütün siyasilerin yeni bir sistemi talep ettiği olmuştur. Aslında belediye başkanlıklarına, hele hele büyükşehirlerde bakarsanız, bunlar başkanlık sistemidir. Bunun getirisi ülke, millet için çok çok daha farklıdır, faydalıdır. Bu anında hemen neticesini vermeye başlar mı? Tabii anında bu neticeyi vermeyecek. Sistemler ülkelerde on yıllar alır. Biz şu anda öyle çalışıyoruz ki, dikkat ederseniz kabinem ağırlıklı bürokrat, teknokratlardan oluşan bir kabine değil. Piyasa deneyimi gayet ileri olan arkadaşlarımdan oluşuyor. İstiyoruz ki, bürokratik vesayeti de ortadan kaldırmamız lazım. Bunu başarabilirsek o zaman netice almamız daha da hızlanacaktır. Buradaki hedef daha az bürokrasi, güçlü yürütme, hızlı karar alma imkanıdır.

KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRDI

Herhalde terörle mücadelede 40 yılı devirdik. Bu süreç içerisinde çok büyük kayıplar verdik. Asker, polis, sivil vatandaşlarımız var. 40 bini aştı. Türkiye güçlenip, bağımsız adımlar attıkça bir yıpratma savaşıyla hep karşı karşıya kaldı. Beka savaşında en önemli muhataplar belli. İçeride PKK ile çok ciddi mücadeleler veriliyor. DEAŞ, DHKP-C, FETÖ var. PKK'nın yan kolları YPG/PYD gibi terör örgütleri var. Bu aslında baka mücadelesinin terör koalisyonuna bir tanım getiriyor. Bunlara karşı mücadele verilmemesi düşünebilir mi? Muhalefet, Türkiye'nin beka mücadelesi diye bir sorunu yok diyor. Peki PKK'yı, PYD'yi, DEAŞ'ı, FETÖ'yü nereye koyacaksın? Bunlar olmadan yaşanan bir Türkiye var mı diyeceksiniz? Ana muhalefetin başındaki zat Türkiye'nin beka sorunu yoktur diyor. Suriye'deki YPG oradan gelip de bizi mi vuracak diyor. Böyle bir yanlış olamaz. Ana muhalefetin başında olacaksın, Türkiye'de YPG tehdidinin olmadığını ve beka sorununun olmadığını ifade edeceksin.

KÜRT İLLERİNDEKİ ABLUKA

Demokrasi yerelde başlar. Demokrasi genelde başlamaz. Demokrasiyi yerelde hazmedemezsiniz genelde bunu yaşayamaz ve hazmettiremezsiniz. Şu anda hem merkezi yönetimde hem de şu anda Türkiye'nin genelinde kahir ekseriyetinde yerelde de şu anda biz belediye başkanlıklarını elinde tutan bir iktidarız. Her iki pencereden bakıyoruz hesaba yaparken. Bir defa beka meselesi yok diyerek önümüzdeki gerçeği sulandırmaya karşı bu işin ne kadar ciddi olduğunu  dillendirmeye mecburuz. Tehlike sınırımıza kadar dayanmışken kimse bizden susmamızı bekleyemez. Kimse bize polisini, askerini çek bir kenara, bütün bu Güneydoğu'daki sürdüren korucularımızı çek bir kenara diyemez. Mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Cudi, Gabar, Tendürek, Kandil'de inlerine gireceğiz dedim, girdik, girmeye de devam edeceğiz. Benim vatandaşımın huzur bulması lazım. Huzur olmazsa biz huzur bulamayız. İşin üzerine üzerine gidiyoruz. Bu noktada silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, korucularımız ölümüne ölümüne hassasiyeti gösteriyorlar. Kar, kış, bora, fırtına demeden işin üzerindeler. Şırnak'taydım, Hakkari'ye geçtim. Artık halkımın da çok daha farklı bir noktaya geldiğini gördüm. Hakkari'de kar kalkmamıştı, meydan tıklım tıklım doluydu. Kayyumlarla gerçekten oralarda çok çok güzel yatırımlar yapılmış.

KAYYUMLARA TEŞEKKÜR

Verdiğimiz paralar Kandil'e değil halka gitmiş. Altyapı, üstyapıya gitmiş. Ankara'da büyükşehir belediye başkan adayı olan Mehmet Özhaseki kardeşim bizim Çevre Şehircilik Bakanımızdı. Bütün o bölgedeki kentsel değişim, dönüşümleri o yürüttü. Şimdi binlerce konutla, altyapıyla buralarda ne yağmur suyu kanalları, ne içme suyu kanalları yoktu. Şimdi kayyum sistemine geçip bunlar yapıldı. Ben Hakkari'nin af edersiniz caddelerinden atık suların aktığı zamanı bilirim. Benim orada yaşayan vatandaşım bu pisliğe mahkum edilmeye layık mı? Oradan oy çıksın çıkmasın, biz dedik batıda ne varsa orada olması lazım. Onun için ben kayyım arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, işi ciddi tuttular. Şimdi biz bütün bu sınavları başarıyla vermiş olan böyle bir ismi de Mehmet Özhaseki'yi Ankaramıza, başkentimize layık gördük.

MUHALEFETE SUÇLAMALAR

Kuru kuruya beddua etmenin anlamı yok. Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu. Şu anda CHP, HDP ile ortak mı? Sözde İYİ Parti'yle, Saadet Partisi'yle ittifak halinde mi? Ben bunlara dörtlü çete diyorum. Şu anda İstanbul'da HDP'nin adayı var mı, sözde İYİ Parti'nin var mı? Yok. Bazı yerlerde Saadet aday çıkarmış. Doğu, Güneydoğu'ya gidelim. Orada sözde İYİ Parti ile HDP'nin adayı var, CHP'nin yok. Bu oluşumun adı sayın Bahçeli'nin ifadesiyle zillet, benim ifademle illet ittifakıdır. Şimdi 'kim teröre destek veriyorsa Allah belasını versin' diyor. Senin bedduan tutmaz ki. Sen bunlarla beraber yürüdün. Bütün bu yerel seçimde senin ortağın HDP'dir, sözde İYİ Parti'dir. HDP'nin arkasındaki güç kimdir? PKK'dır.

‘AKŞENER DENİZLİ’DE YANLIŞ YAPTI’

Şu anda ben hiçbir siyasi partiye oy verene terörist ifadesini kullanmadım. Zira siyasetin bu kadar acemisi değilim. Şu anda siyasetin içinde olanların hepsinden çok daha tecrübeliyim. Bu genel başkanların hepsi, benimle tecrübede yarışamaz. Gençlik kollarından itibaren siyasetin içinde olan birisiyim. Buradaki olaya baktığımızda, sözde İYİ Parti denilen hanımefendi sürekli partilerini değiştire değiştire en son buraya gelmiş ve kendi partisinden bir ara ayrılacağını söyledi ve partisine geri döndü. Ben kendisini ademe mahkum ederken bana sataşması olmuyordu. Denizli'de çok ciddi bir yanlış yaptı. Cumhurbaşkanının terörist dediği Denizliler dedi. Ardından  Aydın'a geçti, Cumhurbaşkanının terörist dediği Aydınlı vatandaşlarım, ifadesini kullandı. Tayyip Erdoğan böyle bir şeye tahammül edemez. Hiçbir vatandaşıma kalkıp da terörist diyecek kadar bu işlerin farkında olmayacak birisi değilim, daha kaba bir ifadeyle enayi değilim.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A SALDIRI

Şu anda Edirne'de birçok yerde cezaevinde olan bu adamların hepsinde bir teröristin tanımı neyse o var. Şu izlediğiniz videoda gördüğünüz gibi bir defa bölücü terör eylemlerinden dolayı cezaevinde olan çok daha ileri gidiyorum Diyarbakır'da 53 vatandaşımızın ölümüne neden olan bir kişi var. Şu anda bu Edirne'de cezaevinde. Benim terörist dediklerim bunlar. Ben hiçbir siyasi partiye oy verene 'terörist' ifadesini kullanmadım. Siyasetin bu kadar acemisi değilim. Öbür tarafta 'Biz sırtımızı PYD'ye, YPG'ye dayadık' diyor. Bu da eş başkan. Öbürü, 'Bize keleş uzatanlara şunu yaparız' diyor. Diğeri 'Terörle mücadele yasası kaldırmazsa savaş kapıdadır' diyor. Savaş çığırtkanlığı yapıyor. Türkiye'de Kürdistan var mı? Irak'ın kuzeyinde var. Çok seviyorsan oraya git. Türkiye'de böyle bir bölge yok. Bunların hedefi ülkemizi bölmek. Biz Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü için canımızı vermeye hazırız.

Anayasayı tanımayan bu adamlar cirit atıyor bu ülkede. Ben bunlara terörist diyorum. Bunlara dahi oy verenlere terörist demem. Biz orada bir zamanlar bir numaralı partiydik. Şimdi yine o noktaya geleceğiz. Bölgede korkuya dayalı oluşmuş bir yapı var. Terör çığırtkanlığı yaparak içeride olduğu halde bölücü terör örgütünün başının heykelini dikecekmiş. Öbür tarafta oyunuzu verirken filancayı hatırlayın diyor. Şunu söylemekle bir sinyal verebilirim. Diyarbakır mitingi muhteşemdi. Balkonlarda, caddelerde insanların ilgisi çok çok farklıydı. Gençlik yıllarımda seçim kazanmıştık. O zamanki heyecan neyse oraya dönüş var. Şimdi fetret devri geçti. Şimdi bu devri aslına rücu ettireceğiz. Malatya tek kelimeyle muhteşem. Bölgenin genelini aldığımızda yine oralarda birinci partiyiz. Kürt, Türk, Arap, Çerkez, Laz, Roman diye bir ayırım yok. Biz yaradanı yaradandan ötürü sevdik. Bölgeye gitmeyi çekinmiyoruz ve gideceğiz.

KADINLARA SALDIRI

İki kere iki dört. Twitlerde bazı mesajlarda garip garip şeyler var. Ana muhalefetin sözcüsü bu polislere karşı yapılmış bir tepkidir diyor. Bir defa bu hazırlık nereden? Hepiniz düdüklerinizle oraya geliyorsunuz, ezan okunuyor bunlar öttürülmeye başlıyor. Bu milletin kırmızı çizgisi ezan, bayrak ve vatandır. Bundan taviz yok. Değerlerimize yönelik her türlü saldırı beka tartışmasından bağımsız düşünülemez. Bu olayı duyunca Ankara'daydım. Hemen valimizle bağlantı kurdum. Toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle alakalı bir müracaatları var mı? Dediler ki, yok. Bunlarda zerre kadar düşünce olsa hemen valiliğe müracaatını yaparsın, size uygun yerlerde yürüyüş, toplantı için size izini verir, orada toplantınızı, gösterinizi yaparsınız. Ben istediğim yerde yaparım dersen, hayır! O bir defa kamu düzenini bozmaya yönelik eylemdir. İstiklal Caddesi'nin değişik yerlerinden buraya girmeye çalıştılar. Gezi olaylarında da bunu yaptılar. Cam çerçeve kırdılar. Otobüsü yaktılar, Türk bayrağını yaktılar. Biz buna olumlu mu bakacağız.

GEZİ’YE SALDIRI

Zaten onların ezana, bayrağa saygısı yok. Ben meydanlarda da gösteriyorum. Gezi olaylarında CHP'nin bayrakları ile diğer malum kolkola gezdikleri siyasi hareketin paçavraları yanyana Taksim meydanına çekildi. Atatürk anıtının olduğu yere çekildi. Bunları görmeyelim mi? Aynı meydanda bayrağımız yakıldı. Bunları görmeyelim mi? Bunlar ezan saatinde bunu planlıyorlar. Müracaatın olmadığı gibi bu şekilde gösteri ve yürüyüşlere müsait olmayan bir yerde bunu yapıyorsunuz. Akşam 19.00 civarında bunu yapıyorsunuz. Eğer bu ülke hukuk devleti ise her şeyin hukuk içerisinde yürütülmesi gerekir. Bu hukuk bana hangi hakları tanıyorsa vatandaş olarak buna uymak zorundayım. Polis, jandarma vatandaş daha huzur içinde yaşamı sürdürsün diye var.

YAŞAM DÜŞMANI ‘MEGA’ PROJELERİ ÖVDÜ

Çöp dağları vardı, vahşi depolama vardı. Biz modern depolamayı kurduk. Hava kirliliği vardı. Gazeteler maske dağıtıyordu. Ben cezaevine girdiğimde 1 milyon 250 bin haneye doğalgazı ulaştırmıştık. Sayın Sözen'den 50 bin haneye ulaşılmışken görevi devraldım. Ümraniye'de çöp dağı patladı, 39 vatandaşımız orada öldü. Onun için çöp, çukur, çamur diyoruz. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar da var. Bunların tam aksine bizim yerel yönetimdeki belediyecilik ruhumuzdur. En basitinden Allah rahmet etsin, merhum Demirel ile 1. köprü, merhum Özal'la 2. köprü, biz üçüncü köprüyü yaptık. Biz denizin altına yine girmiyoruz dedik. Marmaray'ı denizin altına yaptık. Sadece raylı sistem olmaz, lastikli sistem için de Avrasya Tüneli'ni yaptık. Bu AK Parti'nin yerel yönetimdeki ruhudur.

İstanbul-İzmir arası 3,5 saate düşecek. Kanalistanbul'la ilgili olarak inşallah bu yıl içerisinde ihalesini yapacağız. O da İstanbulumuza ayrı bir zenginlik katacak. Kanalistanbul adeta Suveyş, Panaman'dan sonra çok daha farklı bir proje olarak hazırlandı. Proje muhteşem. Planlı bir yapılanmanın da olacağı bir proje olduğu için İstanbulumuza ayrı bir güzellik katacak.

ERDOĞAN’DAN EKONOMİ SALVOLARI: KRİZİ ‘TEĞET’ GEÇTİ

Artık bu krizler geride kaldı. 2019 tam aksine ateşlemenin yapılacağı, kalkınmanın çok daha iyi noktada olacağı yıl. 2019 güncel verileri ekonominin ılımlı bir toparlanma eğilimine işaret ediyor. Artan ihracat ve turizm gelirleri var. Bunlar büyümeyi besleyen ana kalemler. Nisan itibarıyla yapısal reformlarla süreci güçlendireceğiz. Cari açığı azaltıyoruz, katma değer üretimini de arttıracağız. Milletimizin refahını yükseltecek politikaları emin adımlarla uygulamaya devam edeceğiz. Bizim petrole vs. bağımlılığımızı cari açığımızı olumsuz etkileyen faktörlerdir. Savunma sanayinde attığımız adımlar kendi yerli üretimine geçişimimiz lehteki dönüşümümüzdür. Savunma sanayi ürünlerinde geçen yıl yaklaşık 2,5 milyar dolar gibi girdimiz var. Bu gittikçe artacak. Şu anda sermaye piyasalarına baktığımızda ilk iki ay içerisinde giriş 600 milyon doları buldu. Yatırımcının bu noktadaki algısı olumlu istikamette gelişiyor. Muhalefet bizim ülkemizde içimizdeki en büyük olumsuz tetikçi. Bunun gayreti içindeler.

‘S-400 KONUSU BİTTİ’

Bizim için aslolan birinci derecede Türkiye'nin güvenliğidir. Biz güvenlik meselesinden taviz veremeyiz. Güney sınırımızdan ülkemize yönelik gerçek bir tehdit var. Şu anda Suriye'nin elinde bu tür silahlar mevcut. Böylesi bir tehditle karşı karşıya kalan bir ülke, biz de ülkenin güvenliğimizi teminat altına almamız lazım. Biz ABD'den patriotları istedik, kongre müsaade etmiyor dediler vermediler. Çalışmamızı başlattık, Rusya olumlu bir tavır sergiledi. Faiz oranları, kredi temini, ortak üretim noktasında Rusya'nın bize karşı yaklaşımı çok çok olumluydu. Bunu da Temmuz'a çektiler. Biz bu işi bitirdik. Geri adım atmamız sözkonusu değil. Ben bunu sayın Trump'a söyledim. En sonunda bana hak verdiğini söyledi. Eğer ortak üretim, kredi noktasında fizıbıl olursa sizlerle de patriot adımını atabiliriz dedik. Savunma bakanlarımız karşılıklı olarak birbirleriyle görüşmeleri devam ettiriyorlar. Temmuz ayı S-400 noktasında çok önemli.

Yunanistan'ın S-300'leri var. Bulgaristan'da da var. Yunanistan NATO üyesi. Slovakya'da var. Türkiye olunca niye? Bunları hep onlara aktardık. Şu anda yol haritamızı belirlediğimiz gibi yürütüyoruz.  Kullanılmıyor diye bir şey yok. Şurada bizim uçaklarımız  Ege'ye kalktığı zaman anında Yunanistan'da uçaklar da kalkıyor. Biz kaldırınca niye kalkıyor. Bunlar turistik değil. Bu işin affı yok. Eşşeği sağlam kazığa bağlayalım ondan sonra Allah'a havale edelim.

‘FAZIL SAY’DAN BESTE YAPMASINI İSTEDİM’

Fazıl Bey'le de oradaki buluşmamız, o davet önemliydi. Birçok şeyler de söylendi. Mesajlar atıldı, yıldırmaya yönelik. Arkadaşlara 'gideceğim' dedim. ABD'den senatör o gün misafirimdi. Kendisine dedim ki, 'yogun programın yoksa buradan beraber gidelim' dedim. O da kırmadı, geldi. Çok çok memnun oldu. Trump'a da anlatmış. Bana söyledi. Ben tabii kendisinden özellikle 29 Ekim için şöyle bir beste yapmasını istedik, o da bir beste yapacak. Onu da ayrıca bir iki parçasıyla destekleyerek bize 1 saatlik sunumu olacak. Çünkü bizim hakikaten salon muhteşem. Diyebilirim ki tam bir opera binası oldu. Eksikleri olabilir. Ülkemizde onun benzeri yok henüz. Fazıl Bey'in de orayı beğeneceğine inanıyorum."