24 Nisan 2019 Çarşamba

Ebru Pektaş

Palu ailesi hakkındaki tartışmalar sürüyor. Meseleye ilişkin belki de en çok ses getireni, İrfan Aktan’ın Boğaziçi Üniversitesi hocası Prof. Dr. Nükhet Sirman’la yaptığı röportaj oldu.1

Burada Sirman, “ölüsü üstünde tepinmeye” doyulamayan Cumhuriyet’i bir de Palu ailesi vakıasıyla ilişkilendirmemizi öneriyor. Buna göre çekirdek ailede ısrar eden Cumhuriyet, “sırlarla birbirine tutunmuş” bu  ailelerden bir toplum inşa etmişti.

Bu sebeple Palu ailesi vakıasının infial uyandırması “aile sırlarının” dökülmesine tepki duyan “aileci bir ideolojinin” sonucu olarak görülmeliydi.

Sirman’a göre “Zaman içinde ailenin üzerine iki büyük yapı daha inşa edildi. Bir tanesi İslamiyet, öbürü de Cumhuriyet’le beraber modernizm. Bu iki yapının da aileden çok sayıda beklentisi vardı ve bu beklentiler karşısında aslında ailede ‘sırdaşlık’ yaygınlaştı. Sırlar, ailenin aslında kendisinden bekleneni yapmadığını, olması gereken gibi olmadığını gösteriyor.”

Buradan anlıyoruz ki Palu ailesinin bir TV programında milyonların önünde paylaşmakta hiçbir sakınca görmediği “aile sırları” aslında işin püf noktası imiş!

“(…) cemaat olur, mahalle olur, millet olur. Aslında sırlarla toplum olunuyor. Türkiye’de Cumhuriyet rejimi, başından itibaren akraba evliliğine karşı çıktı mesela.” 

Bu durumda cemaat, mahalle, millet gibi sosyolojik olarak anlayabileceğimiz ölçekleri düşünürken, modernleşme dinamikleri(ona eşlik eden ideolojiler toplamı olarak “modernizmden” farklı), kentleşme, sınıflaşma, ulus-devlet gibi konulardan çok SIRLARA yönelmeliyiz.

Sirman hocaya SIR dayanmadığından, Cumhuriyet’in çekirdek ailede ısrar ettiği için akraba evliliğine karşı çıktığını ve aslında “akraba evliliği yapanların illa da sakat çocuğu olması gerekmediğini” aynı röportajda faş ediyor. 

Evet, konu tamamı akraba evliliği yapmış ve geniş ailelerden oluşan Palu ailesinden açılmışken, Sirman hocanın, Cumhuriyet’in çekirdek aile dayatmasından ve 1926’daki Medeni

Kanun’la erkeğe güç verildiğinden bahsetmesi de oldukça anlamlıdır(!)  

Palu ailesinde ensest olduğu için bu konuda da kimi incilerinden bizi mahrum bırakmamıştır Sirman hoca.

“Türkiye’de bazı kesimler akrabalık ilişkisini ensest olarak tanımlıyor. Oysa bu ensest filan değil. Fakat bu söylemle, devletle birey arasında bent oluşturacak geniş ailelerin oluşması engellenmek isteniyor.”

Demek ki asıl sorunumuz,  ensestin varlığı ve yaygınlığı değil, bazı şeylerin yanlışlıkla “ensest olarak tanımlanması ve bu söylemle geniş aile oluşumlarının engellenmesi. Palu ailesiyle konunun burada nasıl bağlandığı sanırız yine SIRLAR ile ilgili!

Peki bir üniversite hocasını “akraba evliliğinin önemsizliğinden” bahsedecek kadar bilim dışı olmaya iten nedir? 

“İçine cin kaçmış” denilerek bir çocuğu öldürenlerin olduğu yerde Cumhuriyet eleştirisi yapmak ama AKP rejimi gericiliğinden, toplumsal yozlaşmadan, hayatın dinselleştirilmesinden zerrece bahsetmemek, hangi statükolar için mümkün olabilmektedir?

Evden güç bela kaçıp polise sığınan, cinsel saldırıya uğramış çocuğun konu olduğu yerde “neyin aslında ensest olmadığını” tartışmak ne tip bir akıl tutulmasıdır?

SIRLARA DEĞİL HAYATA BAKARSAK...

Palu ailesi, cinler, fuhuş, uyuşturucu, müritler, ensest, şiddet ve cinayetten çok daha fazlasıdır.

Palu ailesi, yurttaş-birey oluşa çoktan rahmet okunmuş, cemaatleşmiş, kabileler toplamına dönüşmüş bir toplumun özetidir. 

Palu ailesi, “bir toplum olma” fikrinin kusarak, öğürerek, salyalar saçarak reddedilmesidir.

Palu ailesinde somutlanan, neoliberal iklimin sosyal ve toplumsal destekten yoksun kalanlara kapalı cemaat yapılarını dayatması ve diğer yanda bu desteğe ihtiyaç duymayanları bile mikro-kozmoslardaki iktidar ilişkilerine sürüklemesidir.

Ataerkil gaddarlığın, kuralsızlığın yuvalandığı yer burasıdır. 

Çocuğa işkencenin, istismarın, kadına şiddetin yuvalandığı yer “sırlar” değil burasıdır. 

NOT:

1- https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/01/12/nukhet-sirman-palu-ailesini-istisna-gibi-gostermek-korkunc/