20 Mayıs 2018 Pazar

Yazar: Roland Zschächner (Junge Welt)

Çeviri: Özer Erdin

Tam 73 yıl önce Hitler’in ordusunun generali Berlin’deki Kızıl Ordu karargâhında Almanya’nın kayıtsız şartsız teslim olduğuna dair olan belgeyi imzaladı. Böylece II. Dünya Savaşı Avrupa’da sona erdi ve Almanya faşizmden kurtarıldı. Nazi savaş makinesi, ABD, İngiltere; fakat hepsinden önce faşizme karşı 27 milyon insanını yitirmiş olan Sovyetler Birliği tarafından durduruldu. Faşizmden geriye Avrupa’da bir enkaz yığını kaldı. Altı milyonu Yahudi olmak üzere 60 milyondan fazla insan öldürüldü. Dünya halkları, Almanya’dan yayılan barbarlığa karşı direnç gösterdi. Bu nedenle birçok ülke 8 Mayıs’ı, Sovyetler Birliği ve ondan sonra kurulan diğer federasyon ülkeleri 9 Mayıs’ı “faşizme karşı zaferin günü” adı altında kutlamışlar ve kutlamaktadırlar. Almanya dışında! Faşist Almanya’nın yerine kurulan Federal Almanya yeniden büyük güç olma fantezisinin peşine takılmış bir ülkeye dönüşmüştür.

Avrupa Birliği’nde Almanya hâkimiyeti güney Avrupalı devletlerin boyunduruk altına alınması demektir. Bu sefer Berlin zırhlı tanklarını göndermek yerine bu ülkeleri ticaret fazlası kâr ve avro ile ezmektedir. İnsanlar Yunanistan’da sekiz yıldan beri yeni bir Alman işgali altında yaşamaktadırlar. Yunanların büyük bir çoğunluğu fakirleşmiş, sosyal devletleri tahrip edilmiş, intihar oranları artmıştır. Diğer bankalar ile beraber Alman bankaları da Yunanistan’ın içinde bulunduğu bu zor durumdan kazanç sağlamaktadırlar. Holocaust’dan sağ kurtulmuş olan şair Paul Celan; “Ölüm Almanya’dan gelen bir ustadır.” demişti. Günümüzde Alman silah şirketleri bu sözü muhasebe defterlerine yansıtmaktadırlar. Bu şirketler tıpkı savaş yıllarında olduğu gibi bugün de dünyada işlenen cinayetlerden kâr elde etmektedirler. Rheinmetall ya da Thyssen-Krupp gibi silah firmaları halen Alman hükümetinin koruyucu kanatlarının altına sığınmaktadırlar. Dahası Suudi Arabistan ve Türkiye gibi diktatörlüklere Alman devletinin yüce çıkarları adına silah satılmasına izin verilmektedir.

Alman Ordusu ise dünya çapında 13 askeri operasyona iştirak etmiştir. Afganistan’da SS Birlikleri ve Hitler’in ordusunun geleneğine harfiyen uyularak kan dökülmüştür. Albay Georg Klein’ın sorumlu olduğu 140 kişinin ölümüne neden olmuş olan 2009’daki katliam unutulmamalıdır. Alman emperyalizmi her zamanki gibi kendine doğu halkları arasından tebaalar yaratmaya çalışmaktadır. Bu esnada hem yeni hem eski bir dostu kıskaca almaktan imtina etmemektedir. Yani Moskova boyun eğmelidir. Rusya ve hammadde kaynakları batı kapitalizminin hizmetine sunulmalı; Almanya ve ABD’nin küresel çıkarları karşısında hiçbir engel bulunmamalıdır. Sırf bu nedenle Alman güçlerinin de dâhil oldukları NATO birlikleri Rusya’nın batı sınırına yerleştirilmiştir. Moskova’dan gelen eleştiri ise kendi hırslarını gizlemek için bizzat kuşatılana karşı yöneltilmektedir. II. Dünya Savaşı’ndan ve faşizmden öğrenilenlerden geriye Almanya’da hiçbir şey kalmamıştır. Rusya ile yaşanmakta olan sorunlar savaş tehlikesini arttırmaktadır.

Öte yandan aşırı sağcı bekçi köpekleri mültecilere, engellilere ve işsizlere saldırarak, içi boş aşırı Alman milliyetçiliğini yeniden çoğunluğa hâkim kılmak istemektedirler. Tıpkı Nazi yaltakçıları gibi mevcut durumdan kazanç sağlayanlar da yine aynı koltuklarda oturmaktadırlar. Onların çabalarına son vermek Avrupa’yı 73 yıl önce faşizmden kurtaranların vasiyetidir.