20 Haziran 2018 Çarşamba

Bolşevik Hayri, bir dönemi ve bir devrimciyi anlatan anı roman tadında bir söyleşi kitabı.

Geçtiğimiz Nisan ayında Ütopya Yayınları tarafından yayımlandı.

Hayri Bökü yaşam ve mücadele öyküsünü anlatmış, 40 yıllık yoldaşı Hüseyin Demirdal kaydetmiş. Sait Almış da yazıya dökmüş.

Kitap, 1982-85 yıllarını Metris Cezaevi cehenneminde geçiren, tek tip elbise dayatmasına karşı ölüme yolculuğa çıkan bir devrimcinin tahliye sonrası hastanedeki tedavi sahneleriyle başlıyor.

Hayri Bökü, 1954 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde öğretmen baba ile ev kadını annenin çocukları olarak doğuyor. Lise yıllarında, kendi deyimiyle bir “hobi” olarak değil, yaşam tarzı olarak seçtiği devrimci mücadeleye katılıyor. Turgutlu, devrimci çevrelerde anıldığı adla “Kasaba” 1970’li yıllarda gençliğin devrimci eylem ve örgütlere yöneldiği toprağı verimli bir ilçedir. İki çocukluk arkadaşı, Nurettin Gürateş (Hoca) ile Hayri Bökü birlikte Devrimci Halk Kültür Derneği’ni kuruyorlar.

Nurettin Gürateş ve arkadaşları THKP-C, Devrimci Kurtuluş adlı siyasi grubun görüşlerini benimsiyorlar. Hayri ve birkaç arkadaşı ise yeni kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’ne (TSİP’e) katılıyorlar. TSİP içinde yine THKP-C kökenlilerin oluşturduğu, daha sonra Öncü Hareketi adını alanlarla birlikte TSİP’ten ayrılıp, Genç Sosyalistler Birliği’ni kuruyorlar.

İki grubun siyaseten yolları ayrılıyor ama yoldaşlık-kardeşlik ilişkileri hep sürüyor.

Kitapta bu dayanışmayı anlatan, duygu dolu anekdotlar var. Onlardan biri şöyle: Hayri ve arkadaşlarının TSİP İlçe Örgütünün kuruluşu için Ankara’ya gitmesi gerekiyor. Ama paraları yok. “Kasabalılar grubundaki arkadaşları onlara hiç unutamayacakları bir jest yapıyor. Devrimci Halk Kültür Derneği‘ni kurduklarında derneğe gelir sağlaması için para toplayıp satın aldıkları ineği satıp, parasını tamamını Hayri ve arkadaşlarına veriyorlar.

Hayri de en zor günlerde Devrimci Kurtuluş’tan arkadaşlarına sahte pasaport temini, yurt dışına çıkış vb. konularında kendi örgütünün sağlayabileceği her türlü destek ve dayanışmayı sunuyor.

Hayri’nin çocukluk arkadaşı Nurettin Gürateş Adana’da yakalanıyor; işkencede öldürülüyor.  

Hayri, 1976’da TSİP’ten ayrılarak Öncü Hareketi adını alan grupla birlikte Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katılıyor. 1979’da Murat Dilli ve Talip Arslan ile birlikte TKP Ege Bölgesi Köy Komitesi üyesi olarak çalışıyor.

1974-1985 arasında, Türkiye’deki birçok devrimcinin yaşadıkları Hayri’nin de başına geliyor. 12 Eylül’e kadar, Hayri de kendini, örgüt arayışları, faşistlerle kıran kırana kavga, gözaltılar, illegal ilişkiler, bölünmeler içinde buluyor.

Rastlantı olmasa gerek, 1978’de neredeyse tüm sosyalist örgütler bölünüyor. TKP MK üyesi Nihat Akseymen’in (R. Yürükoğlu) yazdığı Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye kitabındaki görüşleri benimseyenler, İşçinin Sesi gazetesi çevresinde toplanıyorlar.  Tasfiye edildikten sonra TKP İşçinin Sesi olarak örgütleniyorlar. Hayri’nin de üyesi olduğu TKP Ege Bölgesi Köy Komitesi ve Kasabalı TKP’lilerin çoğunluğu bu grubun içinde yer alıyorlar. 

1978-1980 arası iki yıl, devrimci hareketin inişe geçtiği, tıkanıklık ve bölünmeler yaşadığı, o günlerin deyimiyle “siyaseti bırakma”ların yaygınlaştığı yıllardır. Hayri ve arkadaşları canlarını dişlerini takarak TKP İşçinin Sesi’ni Türkiye topraklarında, işçi sınıfı içinde var etmeye çalışıyorlar. Bu çalışmalar 12 Eylül faşist darbesiyle kesintiye uğruyor.

Öykünün bundan sonrası, onlarca örgütte, binlerce devrimcinin yaşadıklarından farklı değil. Faşist cuntanın çıplak şiddetiyle,  12 Eylül darbesine karşı toplumsal bir direnç örgütlemeyen, düzenli geri çekilmeyi de başaramayan devrimci hareketin iç zaaflarının birleştiği kavşakta illegal çalışma, örgütleri ve kadroları koruma çabaları da amacına ulaşamıyor. Operasyonlar, yakalanmalar, direnmeler, çözülmeler, bölünmeler, bölünmeler…

Bolşevik Hayri, işkencede ve hapislikte onurunu koruyanlar arasında, en zor koşullarda yılmadan, yorulmadan mücadeleye devam edenler safında yer alıyor. 1996’da örgüt içi sorunlar nedeniyle yöneticilere güvenini yitirdiği bir noktada TKP İşçinin Sesi’nden ayrıldığı güne dek elinden geleni ardına koymuyor.

Bolşevik Hayri’yi renkli ve çekici kılan yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım öykü kadar, belki de ondan çok zamanın ruhunu ve insanlarını canlı biçimde anlatan sahneleri…

Bir kız kaçırma olayından sonra kendini bir dağ köyünde yalnızlığa mahkûm eden, odun kömürü “işi”yle yalnız kendisinin değil, 12 Eylül kaçaklarının geçimini sağlayan,  Hayri ve Hüseyin Demirdal’ı saklayan Laz İbrahim, çocukluk ve ilk gençlik arkadaşı Nurettin Gürateş, yoldaşları Hüseyin Demirdal, Nihat Gökçe, Ahmet Süzük, Adnan Ayan, “cetvel gibi bir adam” dediği Emin Ira, “Salih amcanın oğlu Zeki”, hayat arkadaşı Muazzez, atom karınca gibi koşturan Rukiye ve daha niceleri. Dönemin insanları…

İllegaldeyken yaşanan komiklikler,  saklanılan evi koruma güdüsüyle tuvalette geçirilen gece, oğluna nazar değdiğini düşünerek kurşun döktüren anne hayatın içinden kitap sayfalarına sızan sahnelerden bazıları.

Bolşevik Hayri, işte bu mücadele yaşam sahneleri içinde, her tıkanıklık anında yeni yollar arayan, öğrenme, yeni örgütler kurma enerjisi hiç tükenmeyen,  yorulmak bilmeyen bir komünistin öyküsüdür. 

Hayri Bökü, kitabın sonunda belirtildiği gibi, mücadeleye, öğrenmeye devam ediyor. Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)  kuruluşu, bir İngiliz şirketinin Çal Dağı’nda nikel ve kobalt üretimi girişimlerine karşı mücadelenin örgütlenmesi, “Halk İmdat” platformunun oluşturulması, İşçi Hakları Derneği Bolşevik Hayri’nin bugünkü uğraşları. Çocukluk-gençlik dönemi Turgutlu insanlarını anlattığı Yangın Gelini adlı bir öykü kitabı 2017 Mart ayında Etki Yayınları’ndan çıktı. Şimdilerde, eşiyle birlikte Turgutlu’da kaybolmuş 35 meslek üzerine bir sözlü tarih çalışması yapıyor.

Bolşevik Hayri, geçmişin yalnız deneyimini değil, yaşam ve mücadele zenginliğini, devrimci romantizmini de canlandıran bir kitap.


KÜNYE: Bolşevik Hayri, Sait Almış, Ütopya Yayınevi, Nisan 2018, 168 sayfa.