19 Temmuz 2018 Perşembe

İleri Haber

DİSK'e bağlı Basın-İş Sendikası yaptığı açıklamada, son 2 yılda OHAL'le birlikte binlerce gazetecinin işsiz kaldığı, 200'e yakın gazetecinin ise cezaevinde olduğunu belirtti.

"AKP, gazetecilerin yaşamının her dakikasına müdahale ediyor. Kimi zaman dört duvar arasına atarak kimi zaman işten atarak gazetecileri ‘yola getirmeye’ çalışıyor. Zorla ‘terbiye’ edemediğini açlıkla ‘terbiye etme’ derdindeler." denilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

"Baskı maliyetlerini karşılayamayacağını söyleyen Ciner Grubu, Habertürk gazetesini kapattı. Çalışanların bir kısmını diğer yayınlara aktaracaklarını ifade etseler de bunun çalışanların tepkisini azaltmayı amaçladığını biliyoruz. Kısa süre sonra diğer şirketlerde de tenkisat yaşanacaktır.

Ciner Grubu’nun ardından Doğuş Grubu da işten çıkartmaların başlayacağı sinyalini verdi. Demirören Grubu ise seçim öncesi başlattığı tenkisatı şimdilik durdurmuş gibi görünüyor. Ancak Demirören Grubu’nda işten çıkartma yerine mobing uygulayarak çalışanların istifa ederek gitmesi yönünde çabalar da sürüyor. Kurumun eski yayın politikasından çok uzak, kuruma yeni transfer edilen bazı yöneticiler tarafından koordine edilen, kimi zaman tetikçiliğe varan bir yayın anlayışı dayatılıyor.

Kültür Tv ise karşılaştığı baskılara daha fazla dayanamayacağını ve bir ay sonra yayın hayatına son vereceğini açıkladı.

AKP’nin eli her an hayatımıza müdahale ediyor. Mesleğimizi yaptırmıyor, özgürlük alanı tanımıyor, geçimimizi sağlamamıza engel oluyor.

Yaklaşık iki yıl süren olağanüstü hal rejimi binlerce gazeteciyi işsiz bıraktı. Halen 200'e yakın gazeteci hapishanelerde. Gazeteciler hakkında binlerce dava açılmış durumda.

AKP, yeni sisteme geçişle birlikte olağanüstü hal rejiminden vaz geçeceğini açıkladı. Ama OHAL rejimi kalıcı hale getirilerek yapılıyor bu. Ülke yine kararnamelerle keyfi biçimde yönetilecek. Son açıklanan kararname ile birlikte binlerce kişi işinden edildi. Bu kararnamede üç gazete ve bir televizyon kanalının kapatıldığı duyuruldu.

Kağıt üzerinde olağanüstü hali kaldırmanın bir anlamı yok. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engeller, keyfi yönetim anlayışı kaldırılmalı."