19 Haziran 2018 Salı

Foto: AP

Serhan Kayır

Türkiye’nin ÖSO gruplarıyla birlikte yürüttüğü Afrin operasyonunda 14 Şubat tarihi itibariyle 26 gün geride bırakıldı. Gözümüzün önünde gerçekleşen ancak sağlıklı verilere ulaşamadığımız bir bilgi kirliliği denizinden operasyonun bilançosunu, yaşanan gelişmeleri ve uluslararası kamuoyunda sürece ilişkin yapılan açıklamaları 5 soru 5 cevap şeklinde hazırladık.

İşte 26 günlük Afrin operasyonu boyunca yaşananlar…

1. OPERASYONDA KAÇ ASKER YAŞAMINI YİTİRDİ?

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 12 Şubat’ta yaptığı resmi açıklamada 20 Ocak’ta başlayan operasyonda bugüne kadar 31 askerin yaşamını yitirdiğini ve 149 askerin yaralandığını belirtti. TSK aynı açıklamada Afrin’e yönelik operasyonun başladığı günden bu yana 627 hedefin imha edildiğini duyurdu.  

Can kayıpları açısından Türkiye’nin en çok kayıp verdiği gün operasyonun 22. günü olan 10 Şubat tarihi oldu. 10 Şubat’ta TSK’ya ait bir helikopter düştü, 2 asker yaşamını yitirdi. Başbakan Binali Yıldırım, "Helikopterin dış müdahaleyle düşürüldüğüne dair henüz net bir şey yok" derken Tayyip Erdoğan ise helikopterin “düşürüldüğünü” söyledi. Aynı gün TSK ard arda yaptığı açıklamalarla 2’si düşen helikopterde, 10’u kara operasyonunda olmak üzere aynı gün içerisinde 12 askerin yaşamını yitirdiğini 11 askerin ise yaralandığını duyurdu. Yine aynı açıklamada 118’i helikopterin düşürüldüğü gün 10 Şubat’ta olmak üzere 1480 YPG’linin öldürüldüğü duyuruldu.

2. 26 GÜNÜN SONUNDA TSK VE ÖSO HANGİ BÖLGELERİ ELE GEÇİRDİ?

Ele geçirilen yerlerin listesine dair resmi bir açıklama gelmezken bölgeden haber yapan ana akım yandaş medyanın haberlerine göre ele geçirilen yerleşim bölgeleri ile stratejik noktalar şöyle:

“Bülbül beldesi merkezi ve beldeye bağlı Şengal, Zehran, Bali Köy, Kurni, Hay Oğlu, Heftar, Ursa, Bak Ubasi, Ali Kar ve Şeyh Huruz köyleri, yine aynı beldede yer alan Huruz Dağı, Darmık Dağı, Kurni Dağı, Havuz Tepesi, Şeyh Huruz köyüne bağlı iki mezra,

Racu beldesinde, Ayn Batman Dağı, Edamanli, Ali Bekki, Bilal Köy, Ömer Uşağı, Mamel Uşağı, Süleyman Halil, Sati Şaği, Alkana ve Kırmızı köyleri, 915. Tepe, 740. Tepe ile 1027. Tepe,

Şeyh Hadid beldesinde Cukali Favkani ve Orta Çakallı köyleri ile Şeyh Hadid Tepesi, Kara Mitlak köyü ve Hac Bilal köyü,

Cinderes beldesinde Hacı İskender, Deyr Ballut, Hammam, Nisriyye, Dükkan, Eşkan, Muhammediye köyleri ile Mersides, Nisriyye ve Amara Tepesi,

Şeran beldesinde Burseya Dağı, Serincek, Kastel Cündo ve Dikmetaş köyleri ile Sirgaya Tepesi”

Bu listeye baktığımızda TSK ve ÖSO gruplarının 26 günde yalnızca biri belde merkezi olmak üzere köylerden ve tepelerden oluşan 51 noktayı ele geçirdiğini görüyoruz. Görünen o ki bölgenin engebeli yapısı ve karşılaşılan dirençten dolayı TSK ve ÖSO grupları Fırat Kalkanı operasyonuna göre daha yavaş ilerliyor. 30 kilometre derinliğinde güvenli alan oluşturulması ise şu an için kısa vadede oldukça zor görünüyor.

3. AFRİN’DE KAÇ SİVİL HAYATINI KAYBETTİ?

Bölgede yaşanan sivil kayıplarına dair sağlıklı bilgi akışı sağlanamıyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Kızıl Haç gibi uluslararası kurumlar dahi sivil kayıplar konusunda net bir rakam veremiyor.

Londra merkezli muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 22 Ocak’ta henüz operasyonun 2. gününde 21 sivilin yaşamını kaybettiğini iddia etti.

23 Ocak’ta gerçekleştirilen basın toplantısında BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, operasyonun sivil kayıplara yol açtığını, 6 bin kişinin evlerini terk ettiğini belirtti.

30 Ocak’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri sözcülerinden Farhan Haq, "BM, Afrin çevresindeki saldırıların sonucu siviller ve sığınmacılar arasında zarar görenlerin olduğu yönündeki haberlerden endişe duyuyor. Saldırılar ayrıca sivil altyapıyı etkilemiştir. Dün Şeyh, El Haddid ve Kobali köylerine saldırılarla ilgili haberleri duyduk. Haberlere göre, kadın ve çocuklar dahil birkaç kişi öldürüldü" ifadelerini kullandı.

YPG'nin bazı sığınmacıların çatışmanın yaşandığı yerleri terk etmesine engel olduğunu aktaran Haq, "BM, tüm tarafları ve onlar üzerinde etkiye sahip herkesi, sivillere korumayı, hareket özgürlüğünü ve ayrıca acilen gereken insani yardımı sağlamaya çağırıyor" dedi.

7 Şubat’ta basına yansıyan bir haberde ise Afrin merkez hastanesi yönetiminin iddiasına göre, operasyonun  başladığı günden bu yana 148 sivil öldü, yaklaşık 400 kişi de yaralandı.

TSK ise yaptığı tüm resmi açıklamalarda “Harekatın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir” ifadelerini kullanıyor.

4. TÜRKİYE’DE KAÇ SİVİL HAYATINI KAYBETTİ?

Hatay ve Kilis Türkiye’nin operasyondan en çok etkilenen illeri oldu. Toplumsal yaşam pek çok alanda sekteye uğradı. Güvenlik gerekçesiyle okulların yarıyıl tatili bu illerde 12 Şubat’a kadar uzatıldı. Hatay ve Kilise yapılan roket saldırıları sebebiyle 31 Ocak tarihine kadar geçen sürede 3 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 60 kişi ise yaralandı. 2 Şubat’ta Kilis ve Hatay’a 7 roket atıldı, bu saldırılar sonucunda 1 kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı.

Operasyonun 16. Günü olan 4 Şubat’ta Binali Yıldırım, Hatay'a 60, Kilis'e 34 olmak üzere toplam 94 roket füze saldırısı yapıldığını 7 sivilin yaşamını yitirdiğini ve 113 kişinin yaralandığını duyurdu. Bu açıklamanın yapıldığı günden bu yana bilinen yeni bir roket saldırısı gerçekleşmedi ancak bölge halkı diken üstünde yaşamını devam ettirmeye çalışıyor.

5. ULUSLARARASI KAMUOYU OPERASYON SÜRESİNCE NASIL KONUMLANDI?

Türkiye’nin 20 Ocak’ta başlattığı Afrin operasyonu devam ederken küresel ve bölgesel güçlerden ise farklı zamanlarda çelişkili tepkiler aldı.

RUSYA: Operasyonun başlamasıyla birlikte Rusya Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada Rus birliklerinin Afrin’den çekildiğini ve ABD’nin kontrolsüz silah sevkiyatının Türkiye’yi bu saldırıya ittiğini belirterek doğrudan Türkiye’yi suçlamak yerine ABD’yi suçladı.

FRANSA: Operasyonun ilk günlerinde BM Güvenlik konseyi Fransa’nın talebi üzerine toplandı ancak toplantı sonunda Türkiye'ye karşı bir kınama ya da operasyonu sonlandırma talebi gelmedi. Toplantının ardından gerçekleşen basın toplantısında  Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi François Delattre, oturumda Afrin operasyonunu değerlendirdiklerini söyledi. Delattre, "Oturumdaki tartışmada itidal çağrımızın paylaşıldığına inanıyorum" dedi ve Fransa'nın "Türkiye'nin güvenliğine, topraklarına ve sınırlarına karşı dikkatli olduğunu" belirtti.

ABD: Yine operasyonun ilk günlerinde ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'dan Afrin operasyonu ile ilgili açıklama geldi. Tillerson, Türkiye'nin endişelerine cevap verme amacıyla Suriye sınırında güvenli bölge oluşturma ihtimalini Türkiye ile ele aldıklarını söyledi. Tillerson operasyon konusunda endişeli olduklarını ancak Türkiye'nin terör unsurlarına karşı kendisini korumaya yönelik "meşru hakkını" tanıdıklarını da belirtti.

HOLLANDA: 23 Ocak’ta Hollanda Dışişleri Bakanı Halbe Zijlstra Afrin operasyonuna ilişkin "Türkiye'ye karşı açıkça saldırılar oldu. Türkiye'nin kendini savunması için yeterli işaretler var. YPG masum değil" dedi. Hollanda hükümetinin operasyonla ilgili kaygıları da olduğunu söyleyen Zijlstra, "Türkiye ile gereken görüşmeleri yapıyoruz. Fakat, Türkiye'nin yaptığı hareket, uluslararası mücadeleye karşı veya yasa dışı değil. Bu durumda hareketi yargılamamız doğru olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

Yine 23 Ocak’ta ABD cephesinden ilginç bir açıklama geldi. ABD Savunma Bakanlığı, Suriye'nin kuzeydoğusundaki YPG unsurlarının Afrin'e hareket etmesi durumunda ABD'nin desteğini kaybedeceğini açıkladı. Pentagon sözcüsü  "Biz IŞİD'e karşı operasyon yapan kuvvetlere eğitim, tavsiye ve destek sağlıyoruz. Sahadaki güçlere emirler vermiyoruz. Bu bizim ilişkimiz değil. Eğer özellikle IŞİD odaklı olmayan bir tür askeri operasyon yaparlarsa koalisyonun desteğini kaybederler" dedi.

NATO: 23 Ocak’ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında Ankara'da NATO Genel Sekreter Yardımcısı Rose Gottemoeller, "Türkiye, sınırlarında terör tehdidiyle en sık karşı karşıya kalan ülke ve bu korkunç tehditle mücadele ediyor. Suriye'deki Kürt silahlı oluşumlarından endişe duymak için meşru gerekçeler mevcut. Ancak tehditler ve bunlara verilen yanıtlar arasında dengeyi korumak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

ALMANYA: 24 Ocak’ta Alman hükümetinin operasyonla ilgili endişelerini dile getiren Almanya Hükümet Sözcüsü Ulrike Demmer ise, "Almanya hükümeti elbette ki Türkiye’nin Afrin’e ve Suriye’nin doğusuna yönelik askeri müdahalesi ile ilgili haberleri büyük bir endişeyle takip ediyor. Almanya hükümeti, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararı çerçevesinde Suriye’nin toprak egemenliğinin korunmasından yana olduğunu bildiriyor" ifadelerini kullandı.

25 Ocak’ta Türkiye'nin Afrin operasyonundan 'büyük endişe' duyduklarını belirten Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, NATO'dan Suriye'nin kuzeyindeki durumla ilgili görüşme yapılmasını talep etti. Gabriel, Berlin'in Ankara ile savunma anlaşmalarını Leopard tanklarının modernizasyonu da dahil olmak üzere şimdilik dondurduğunu açıkladı.

31 Ocak’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye'nin Afrin'e yönelik olarak sürdürdüğü operasyonun Suriye'nin kuzeyinde bir işgale dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Le Figaro gazetesine konuşan Macron, "Operasyonlar terörle mücadele ile sınırlı kalmalı" derken, Binali Yıldırım yanıt vermekte gecikmedi. Yıldırım "Düşüncesi baştan sakat. İşgal yok" derken, Çavuşoğlu da "Biz Fransa değiliz, gidip Afrika ülkelerini işgal edelim. Fransa bu konuda bize ders veremez" sözleriyle tepkisini dile getirmişti.

İRAN: 6 Şubat’ta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı için 'nafile' diyerek ''En kısa sürede bitmeli'' çağrısında bulundu. TASNİM ajansının haberine göre Ruhani, Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı için "Bu operasyonun yakın zamanda son bulmasını istiyoruz, çünkü Türk kardeşlerimiz ölüyor. Öte tarafta Kürtler ve diğer insanlar da ölüyor. Bu operasyon nafile'' dedi. Ruhani açıklamasında "Bir ülkenin ordusu başka bir ülkenin topraklarına o ülkenin hükümeti ve halkı izin verdiği zaman girebilmeli. Bizim ilkemiz budur. Eğer söz konusu ülke karşıysa bunun doğru bir hareket olduğunu düşünmüyoruz" diyerek Şam’ın izni olmayan her askeri operasyona karşı olduklarının altını çizdi.

7 Şubat tarihli Wall Street Journal haberinde SDG'nin yüzlerce savaşçısının, Suriye'nin doğusunda IŞİD'den temizlenen bölgeleri terk edip Türkiye'nin harekatına karşı koymak için Afrin'e gittiği belirtildi. ABD yönetiminden yetkililere dayandırılan haberde, "Amerikalı yetkililer yüzlercesinin ayrıldığını söylüyor ve daha fazlasının gitmesinden korkuyor" denildi. Yine aynı haberde Savaş Çalışmaları Enstitüsü'nden Suriye uzmanı Jennifer Cafarella’nın "Türkler DSG'yi bölgeyi istikrara kavuşturma görevini yerine getirmesini ve IŞİD karşıtı operasyonlara odaklanmasını engelleyecek şekilde bir bölgesel savaşa çekiyor" sözlerine yer verildi.

8 Şubat’ta Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Oleg Sıromolotov, TSK'nın ÖSO ile birlikte operasyon yürüttüğü Afrin’deki durumun ABD’nin eylemleriyle alevlendirildiğini ve buradaki durumun bölgedeki istikrarsızlığı daha da arttırabileceğini söyledi. Sputnik’e verdiği röportajda Sıromolotov “Aslında NATO müttefiki olan bu iki ülke, barikatın farklı taraflarında. Ankara, Türk ordusunun Afrin’deki eylemlerinin Suriye’deki siyasi sürece yönelik faaliyetleri ile çelişmediği ve bu yönde hareket etmeye devam edeceği yönünde bize güvence verdi" dedi.

11 Şubat’ta Afrin operasyonu sonrası Suriye'nin, başka bölgelerdeki YPG'lilerin Afrin'e geçmesine göz yumduğu iddia edildi. Reuters'e konuşan SDG Sözcüsü Kino Gabriel, “Afrin’e destek yollamanın farklı yolları olsa da, en temel yol rejimin kontrol ettiği yerden geçiyor. İki taraf da Afrin’e destek yollama konusunda mutabakata vardı” dedi. Aynı haberde Reuters’e konuşan Suriyeli bir komutan YPG’ye yardım ettiklerini doğruladı.

13 Şubat’ta Brüksel'de basın toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye'nin  Afrin operasyonu ile ilgili NATO'ya bilgi verdiğini söyledi. ‘Türkiye'nin meşru güvenlik kaygıları bulunduğunu’ söyleyen Stoltenberg, Türkiye'nin bu güvenlik kaygılarını giderirken 'ölçülü' olması gerektiğini vurguladı. Stoltenberg, "Hiçbir NATO üyesi Türkiye kadar terör saldırısına maruz kalmadı. Türkiye, bu güvenlik endişelerini çözme hakkına sahiptir ancak bunu orantılı ve ölçülü biçimde yapmalılar" dedi.