Yükleniyor...

Ebru Pektaş yazdı: 5 adımda tecavüzü anlama rehberi

28-01-2016 08:04:00


Ebru Pektaş yazdı: 5 adımda tecavüzü anlama rehberi

Ebru Pektaş - İleri Haber

Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayı geniş bir kesimde haklı olarak infial yarattı. Olay her boyutuyla korkunçtu ve öfke uyandırıcıydı. Belki on dakika gibi kısa bir sürede hayatınızın karardığını düşünün. Yaşadığınız korku, aşağılanma, utanç duygusunu. Her gün bir yenisine tanık oluyorduk ama ‘bu kadarı da olmazdı’(!) Peki ne kadarı olabilirdi?

Evet, konu hakkında düşünürken daha üçüncü cümlede saçmalama ihtimaliniz var. Mesele saçmalamak, bir biçimde cinsiyetçi ifade kullanmak da değil. Mesele iktidarını en derinlere halat atarak kurmaya çalışan, oralara oynayan AKP gericiliği, bu gericiliğin mevcut ataerkil varyantı.

Konu elbette çok karmaşık, yine de ilk beş adımı ortaya koyabiliriz.

1-“Şehvet duyuyorum”

AKP’li yıllar boyunca cinsel şiddetin katlanarak arttığı ülkemizde, cinsiyetçi söylemin maddi temelini yine eşitsizlik oluşturmakta. Bu eşitsizlik, erkekler katında ister kendini sınıfsal sancıların, öfkenin, ‘rüştünü ispat etmenin’ dışavurumu olarak sergilesin, isterse sınıfsal ayrıcalıkların, ‘zengin piçi’ olmanın, hayır(!)dan anlamayan bir şımarıklığın ürünü olsun, kendisine aynı gerici saçak altında yer bulabilmekte.

Bu öyle bir gericilik ki kimse AKP’yi öncekilerle eşit tutmaya kalkmasın. Burada yeni türde bir rejimden; kendi toplumsallığını muhtar (mahalle), esnaf (taşra), din adamı (tüm cumalar) üçgeninde kuran ve ‘şehvet duymaya’  neredeyse resmi ideoloji katında yer veren bir rejimden bahsediyoruz.

Nerdeyse her gün yeni bir şehvet talimiyle karşılaşıyoruz; kimi öz kızından, kimi pantolon giyen öğrencisinden, kimi nağmeli kuran okuyan kadından bahsederek talime riayet etmekte.

Bağdat Caddesi’nde bir apartmanın köşesinde, bıçak çekilerek tecavüz edilen genç kadın işte bu ‘resmi şehvet’ propagandasının kurbanıdır.

2- “O saatte ne işi vardı?”

‘Kızlar soruyor’ adında bir teenage sitede  ‘erkeklerin uçkuruna düşkün olması’ fıtratla açıklanıyor. Yani erkektir canı çeker, çünkü onların fıtratı, biyolojileri böyle. Burada asıl iş kadına düşüyor elbette. Doğası gereği azgın olan erkeklerden kendilerini belli kurallara uyarak korumaları gerekiyor(!)*

İşte tam burada oldukça sembolik bir denetleme aracı olarak ‘bir kadının dışarıda olabileceği saatler’ gündeme geliyor. Zamanın ve mekanın denetleyicisi yüce erkek kişisi, kurallara uymayan kadınların, aslında arandığını, hayır dese de istediğini ve her şey bir tarafa bunu hak ettiğini düşünür. Mağdura ‘kendi düşen ağlamaz’ demeye getiren bir suçlama, bu düşünüşün doğal uzantısı olur.

Tecavüzde mağdurun (bu çoğunlukla bir kadındır) suçlanması cinsiyetçi gerici söylemin ana izleklerinden birini oluşturur. Kadınların konuyu abarttığından bahsedip, ilgi çekmeye çalışan, zırlayan, "ilgi orospusu" (attention whore) ‘kezban’lar olduklarından dem vurulur. Bu söyleme göre bu kadınlar çirkindirler ve hatta tüm mesele erkeksizlikten ölmeleridir(!)

3- “Ne mini eteğim ne de bir göğüs dekoltem vardı, suçum neydi benim?”

Tecavüzde mağdur olarak kadının suçlanmasında, tahrik unsurunu kabul etmek, kadının bedenine, giyimine yönelik denetimin bir unsuru. Bu denetimi ihlal eden her kadın olacaklardan sorumludur.

Dahası çoğunda mağdurlar olarak kadınların, bu denetimi kabul ettikleri ve suçluluk duyarak kendilerini anlatmaya çalışmalarıdır var olan. ‘Kapalı giyimin’ vurgulanması burada işlevlenir.

Özgecan’dan sonra ekşi sözlükte sendeanlat hastag’iyle girilen entryler bunu örneklemekte:

"Ben dekolte falan giymemiştim ulan, kuyruk falan sallamamıştım bu şerefsize…/ Üzerimde mini etek falan yok, kot pantolon, postal, kafamda şapka, üzerimde kaban, saçlarım toplu. herhangi bir tahrik unsuru yok. kadın olmak dışında/Buradaki detayı neden anlatıyorum üstümde mayo veya bikini tarzı bişey yok, tipik türk aile yapısında olduğumuz için de öyle donla falan kız çocuğunu suya sokma gibi bişey de yok. yani birini tahrik edecek bir unsur söz konusu değil./Öyle üzerimizde de açık saçık şeyler yok hani. kot pantolon tshirt var/ Üstelik hiç dekoltesi, dişiliği öne çıkaran tavrı tarzı olmayan sıradan bir genç kız iken."**

4-“ Uçkuruna düşkün bu ruh hastaları hadım edilsin!”

Tecavüzle ilgili en yaygın yanlışlardan biri tecavüzcülerin peşinen ‘sapık’, ‘ruh hastası’ olarak nitelenmesi. Bu aynı zamanda toplumsallığına rağmen işi kriminal vakaya dönüştürmek, toplumsal nedenleri aklamak, psikoloji gibi hiç de yetkin olmadığımız bir alanda cahilce ahkam kesmek, tecavüzle ilgisi olmayan ‘ruh hastalarını’ potansiyel tecavüzcüler olarak etiketlemek demektir.

Sapık söyleminin ilginç bir yanı da tecavüzcülere yüksek bir libido, önlenemez bir cinsel iştah atfedilmesidir. Oysa ki tecavüzün bildiğimiz anlamda cinsellikle ilgisi yoktur. Ancak bu ilginin kurulması gazetelerin magazin eklerinden filmlere pek çok yerde karşımıza çıkar.  

Tecavüzcünün yüksek cinsel iştaha ya da bu iştahı ‘zapt edilemeyecek hale getirecek dış uyaranlara’ ihtiyacı yoktur. Tecavüzcü lahanaya da damacanaya da hallenebilir.

Tecavüzcünün ihtiyacı olan dürtülerini serbestçe yönlendirebileceği koşullardır ki biz buna aileden başlayarak toplum diyoruz. Başına hiç de bir şey gelmeyeceğini, yapmazsa salak durumuna düşeceğini, mağdurun istese de konuşamayacağını, konuşsa da önemsenmeyeceğini, her durumda yanına kar kalacağını düşünmesi, bu düşünceleri besleyen bir toplumda yer alması tecavüzcüye kafidir.

Hadım etmek gibi histerik ve rövanşist talepler yine toplumsal nedenleri ortadan kaldırmadığı gibi, buna neden olan cinsiyetçi düzeni, ‘hakkaniyetli bir cezalandırıcı’ olarak aklamaya hizmet eder.

Tecavüzcüyü cinsel yolla ‘cezalandırmayı istemek’ yaygın bir erkek refleksi olsa da cinsiyetçi düzenin düşünüş paternini güçlendirmekten öteye geçmez.  

5-“Masum bir üniversite öğrencisine bu yapılır mı? Bu kadar da olmaz!”

Bir öfkenin, tepkinin ürünü bile olsa kurbanlardan bazılarını suçlamak anlamına gelir. Oysa ki kurban bir seks işçisi, barda çalışan bir kadın, trans bir birey de olabilir. Nitekim bu tip örneklerde tecavüzcülerin mağdurun geçmişinden dolayı ceza indirimi aldıklarını biliyoruz.

* http://www.kizlarsoruyor.com/kisilik-karakter/q1648-erkekler-neden-bu-kadar-uckuruna-duskun

** “Taciz Anlatılarında Cinsiyetçi Söylemlerin Yeniden İnşası: #sendeanlat, Yeliz Dede Özdemir,

http://www.momentdergi.org/index.php/momentdergi/article/view/135/204





Copyright © 2017 Tüm Hakları Saklıdır.


FACEBOOKTWITTER KAPAT